İçeriğe geç

Mavizade

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Mavizade

Bölüm 6

Bölüm 6 ~ Sesizlik

Konağın önü tam bir savaş alanına dönmüştü.

Herkes aynı anda konuşuyor, bağırıyor, koşuşturuyordu. Zinnet Teyze sinirle emirler veriyor, çalışanlar sağa sola telaşla gidip geliyor, büyükler birbiriyle tartışıyor, bazı kadınlar şok içinde ellerini yüzlerine kapatıyordu. Davul ve zurna çoktan susmuştu ama ortalık hâlâ uğulduyordu.

Ama ben bunların hiçbirini tam olarak duyamıyordum.

Gözlerim hâlâ Eymen’in arabasının kaybolduğu o tozlu yola takılı kalmıştı.

Jun yanıma yaklaştı, sesi biraz çekingen çıktı:

“Mehmet…”

Cevap vermedim.

Am Siwan da diğer tarafımdan yaklaştı. Yüzü her zamankinden daha ciddiydi.

“İçeri geç istersen. Burada durmana gerek yok.”

“İstemiyorum,” dedim. Sesim normalden daha sert çıkmıştı.

Jun kaşlarını çattı ama bir şey demedi. Sadece yanımda durdu.

Annem birkaç metre ötede sinirle telefonla konuşuyordu:

“Bu rezalet yarına kadar bütün Diyarbakır’a yayılacak! Aileler ne diyecek? Rezil olduk resmen!”

Zinnet Teyze’nin yüzü bembeyazdı. Sümeyye ise biraz ileride, bir sandalyeye oturmuş ağlamaklı gözlerle boş boş bakıyordu.

“Abla bunu neden yaptı ya… Hepimiz buradayken…” diye mırıldanıyordu.

Ben derin bir nefes aldım. İçimde garip bir boşluk vardı. Üzüntü mü, sinir mi, yoksa tuhaf bir rahatlama mı? Irmak kaçarken hissettiğim ilk duygu kesinlikle mutsuzluk değildi. Ve bu düşünce beni kendimden daha çok rahatsız ediyordu.

Kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başlayınca avlu daha da boğucu geldi. Sessizce konağın arka tarafına, daha sakin ve gölgeli kısma yürüdüm.

Burası daha serindi. Kalın taş duvarlar güneşin sıcağını emmiş, ama en azından gürültüden uzaktı. Uzaktan hâlâ yarım kalan düğün hazırlıklarının sesleri geliyordu.

Başımı kaldırdım, gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım.

“Kaçacağını anlamıştım.”

Arkamdan gelen yumuşak sesle döndüm.

Aras.

Duvara yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bana bakıyordu. Üzerindeki siyah gömleğin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Yüzü her zamanki gibi sakindi ama gözleri yorgundu.

Kaşımı çattım.

“Biliyor muydun?”

Aras hafifçe omuz silkti.

“Biraz… seziyordum.”

“Ve hiçbir şey demedin,” dedim sesimdeki sitemi gizleyemeden.

“Söylesem ne değişecekti ki?” diye karşılık verdi sakin bir sesle. “Senin düğününü mü engelleyecektim?”

Sinirlenmem gerekiyordu. Ama ona karşı o enerjiyi bulamıyordum.

Aras birkaç adım yaklaştı.

“Üzgün müsün?” diye sordu. Sesi yumuşaktı.

Cevap vermeden önce uzun uzun düşündüm. Sonra yavaşça konuştum:

“Bilmiyorum… Gerçekten bilmiyorum Aras. İçimde bir boşluk var. Ama o boşluk üzüntüyle dolu değil. Bu da beni daha çok rahatsız ediyor.”

Aras ilk kez gözlerini doğrudan gözlerime dikti. Bir süre sessiz kaldıktan sonra mırıldandı:

“İnsan sevmediği bir şeyi kaybedince bazen üzülmez.”

Bakışlarım direkt ona kaydı.

“Ne demek istiyorsun?”

Aras kısa bir an sustu, gözlerini kaçırdı.

“Boş ver…”

Bir anda sinirleniverdim.

“Sürekli böyle yapıyorsun! Yarım yarım konuşuyorsun, bir şeylerin ucunu açıyorsun sonra bırakıyorsun. Sıkıldım artık.”

Aras kaşlarını çattı.

“Nasıl yani?”

“Yarım konuşuyorsun. Bir şey söyleyecek gibi oluyorsun, sonra susuyorsun. Sanki benden bir şey saklıyorsun.”

Aramızda uzun bir sessizlik oldu. Sadece rüzgârın hafif uğultusu vardı.

Aras birkaç saniye boyunca yüzüme baktı. Sonra ilk kez gerçekten dürüst görünerek konuştu:

“Çünkü… söylersem işler değişir Mehmet. Hem de geri dönüşü olmayan şekilde değişir.”

İçimde garip, sıcak bir his yükseldi. Kalbim daha hızlı atmaya başladı. Aramızdaki mesafe artık çok azdı.

“Belki de değişmesi gerekiyordur,” diye fısıldadım.

Aras’ın nefesi hafifçe kesildi. Bu sefer gözlerini kaçırmadı. Siyah gözleri derin ve yoğundu. O an ikimiz de susmayı seçmiştik. Bu sessizlik rahatsız edici değildi. Aksine… ağır, elektrikli ve anlam yüklüydü.

Tam o sırada uzaktan Am Siwan’ın sesi yükseldi:

“MEHMET! Neredesin?”

İkimiz de istemsizce geri çekildik.

Am Siwan arka avluya girince bizi gördü ve bir an kaşını kaldırdı.

“Rahatsız mı ettim?”

“Evet,” dedim direkt.

Am Siwan hafifçe güldü.

“Tamam, sinirini benden çıkarma. Annem seni arıyor.”

Aras başını hafifçe eğdi ve sessizce geri çekildi. Ama giderken omzuma çok hafif, kısa bir dokunuş bıraktı.

Bir saniye bile sürmemişti.

Ama o dokunuş, bütün gün hissetti

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.