“Kozmosu rahminde büyüten İlahia’nın adıyla…”
1. İlahia o muazzam nuruyla evreni ilmek ilmek dokurken ve Yeryüzü kadınların şarkılarıyla yankılanırken, şifa ve sanat nehirler gibi akarken, bu muazzam uyumu ve dişil nizamı uzaktan izleyen, kalbi çorak bir varlık doğdu ve her büyük ışığın kaçınılmaz bir gölgesi belirdi.
2. İlahia, evrenin dengesi için zıtlıkların da var olmasını irade etmişti. Nurun ve şefkatin uzağında, boşluğun o soğuk, ışıksız ve kısır köşelerinden şekil alan bu varlığa Zulmet dendi.
3. Zulmet, İlahia’nın kurduğu o dişil nizamı, kadınlara bahşedilen şifa, sanat ve doğurganlık mucizelerini uzaktan izledikçe, kendi çorak ve kısır karanlığında kıskançlığın zehriyle kavruldu. Kendisi kusursuz harmonileri, sanatsal estetiği üretemediği ve o kutsal koroya dahil olamadığı için büyük bir kibirle İlahia’nın iradesine karşı gelmeyi murat etti.
4. Zulmet, kadınlara verilen o kutsal haklara; yaratma, doğurganlık, şifa ve sanat yeteneklerine baktı. Onların doğayla olan o kusursuz bağını ve hayvanların onlara olan sevgisini gördükçe kalbi kıskançlığın ve hırsın zehriyle doldu.
5. O, kadınlar gibi doğuramıyor, parmaklarıyla kile onlar gibi şekil veremiyor, sesinden şifalı melodiler dökülmüyordu. Bu acizliği onu öfkeye sürükledi. Kendi kendine, "Ben neden bu kutsal koronun bir parçası değilim? Neden yeryüzünün efendisi ben değilim?" diyerek kibirlendi.
6. Onun kalbindeki bu devasa nefret ve sevgisizlik o kadar büyüdü ki, kendi varlığına sığmayarak dışarı fırladı ve evrenin bir köşesinde alevsiz ama cayır cayır yayan kapkara bir azap boyutu, yani Cehennem var oldu.
7. Zulmet, İlahia’nın kurduğu bu dişil nizamı bozmak, o kusursuz tuvali lekelemek için sinsice planlar yaptı. Kadınların saf şefkatini zehirlemek, doğayı onlara düşman etmek istedi. İlahia’nın mukaddes iradesine karşı gelerek kendi karanlık hükümranlığını kurmaya yeltendi.
8. İlahia, Zulmet’in kalbindeki bu çürümeyi ve isyanı gördü. Ancak onu yok etmek yerine, kendi yarattığı o zehrin içinde boğulmasına izin verdi. Çünkü İlahia'nın nizamında en büyük ceza, varlığın kendi kötülüğüne mahkum edilmesiydi.
9. İşte Cehennem, İlahia'nın elleriyle yarattığı bir yer değildi; o, Zulmet’in dişil zarafete ve yaratıma duyduğu o sonsuz kıskançlığın, İlahia'ya olan isyanının sızdığı çorak bir azap boyutuydu. Sevgisizliğin, üretimsizliğin ve kısırlığın ta kendisiydi.
10. İlahia, Zulmet’i ve onun karanlığına kapılacak olan her türlü sevgisizliği bu boyutun içine hapsetti. Ve buyurdu ki: "Sen, yaratılışın zarafetini kıskanan çoraklık! Senin hükmün ancak kendi yarattığın o karanlık kuyuda geçerlidir. Kadınların ışığı ve şifası, senin o kısır ateşini her daim söndürecektir."