İçeriğe geç

Masumiyet Yakası

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Masumiyet Yakası

Bölüm 4

MY-4

Dördüncü bölüm: Kefen "Yaralı kalpler dışarıdan tehlikeli görünürler." Girdap dönüp dolaşıp bizi içine çekmeyi başarmıştı. Öyle bir boşluğa doldurmuştu ki bedenlerimiz çığlık çığlığa yanıyordu. Hayatta hiçbir zaman bir şeylerin sonunu düşünerek adımımızı atmamıştık. Burada da aynısı olmuştu ama ilk defa sonunu düşünmediğimize deliler gibi pişman olmuştuk. Harlayıp duran bir ateşin önünde ellerimizi ısıttığımızı sanarken, bir anlık dalgınlıkla içine düşmüştük. Alevler bedenimize değdiğinde kül olmamak için yalvarıyorduk. Bizi kötü yapan her neyse o aslında şimdi olmuştu. Biz bu ana kadar aslında hiç kötü değildik, yeni farkettim. Ahsen, alnında kanla kaplanan bir delik, yüzünde sızan kurumuş bordo renk bir kan. Hayretler içinde ona bakıyorduk. Bir çığlıktan sonra herkes susmuştu. Hepimiz yan yana dizilmiş eserimize bakıyorduk. Aslında imkansızdı, bizim bir suçumuz yoktu ama aynı zamanda vardı da. Suçsuz suçlulardık şu anda ve bu her şeyi mahvetmeye yeterdi. "Kapıyı kapat Mete." dedi Asil titreyen sesini sertleştirerek gizlemeye çalışıyordu. "Ada, Ada hey kızım bana bak." diye yalvarıyordum ama Ada kendinde değildi onu sürükleyerek koltuğa oturttuktan sonra Asil'in yanına geri döndüm. "Şaka mı lan bu?" diye bağırdı Mete. "Ne bok yiyeceğiz lan biz? Kız ölmüş lan ölmüş kız ölmüş." diyerek dizlerinin üstüne düştü ve elini kafasına götürüp ağzı açık bir şekilde bakmaya başladı. Benim nutkum tutulmuştu. Nasıl bir şekilde tepki vereceğimi bırak, nasıl hissedeceğimi bile bilmiyordum. Korku, endişe, dehşet. Ne derseniz diyin. "Asil, ölmemiş de. Ölmemiş de bana." diyerek ağlamaya devam etti Ada. Ellerini saçlarının arasına daldırmış yoluyordu. Asil cevap vermiyordu. Öylece bakıyordu. Şoka girdiği her halinden belliydi. O soğukkanlı adam gitmiş yerine ne yapacağını bilmeyen biri gelmişti. Bu hali beni çok korkutuyordu. "Asil." dedim yanına yaklaşıp koluna dokunarak. Bir anda dokununca irkildi ve hızla bana döndü. Gözleri kan çanağına dönmüştü. "Biz bir şey yapmadık. Gidemiyorum, gidecek bir şey yok zaten baksana alnının çatından vurmuşlar kızı lan." dedi hızlı bir şekilde. Kontrolünü kaybetmişti. "Ya biz ne yapabiliriz? Dünden beri buraya uğramadık bile siz uğradınız mı?" dedi Mete. Herkes sinirli bir şekilde Mete'ye bakınca eliyle yüzünü örttü ve sağa sola yürümeye başladı. "Herkes sakin olsun bi. Depo kilitli değil miydi?" dedi Asil. "Kilitliydi." dedim hızla. "Nasıl olur aklım almıyor. Onu bunu bırakın da burayı bizden başka kim biliyor?" dedi elini alnına koyup. Çene kasları o kadar gerilmişti ki yüzündeki damarlar belli oluyordu. "Bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok. Bu kızın düşmanı olabilir mi sizce? Babaannesiyle yaşayan sessiz sakin kendi hayatında bir kız bu." dediğimde Mete kafasını salladı. "Ya bak gizli bir düşmanı varsa bile neden öldürsün? Öldürecek kadar ne yapmış olabilir bu kız?" dediğinde Asil hareketlendi. "Konuşmayı kesin. Mete git çuval ve kürek falan al." dediğinde hepimiz aynı anda "Ne?!" diye bağırdık. "Salak mısınız lan siz? Ne yapacağız ambulansı mı arayacağız? Polisi mi arayacağız? Kızı biz kaçırdık oğlum biz. Kız bizim yerimizde ölü bulundu farkında mısınız? İhale direk dördümüze patlar ve hiçbir şekilde kaçışımız olmaz. Mantıklı davranın." "Biz bir şey yapmadık ama bize kalır. Doğru söylüyorsun da ne yapacağız kızı?" dedi Mete. "Gömeceğiz." dediğinde Ada bağırarak ağlamaya başladı. Ben korkuyla Ada'nın yanına koştum. "Sakin ol, sakin ol. Bana bak, her şey geçicek yüzüme bak." dediğimde bana sarılıp ağlamaya başladı. Gözlerime hücum eden okyanusu tutamayıp bende kendimi serbest bıraktım. İkimiz de mahvolmuş bir halde ağlıyorduk. "Kızlar, ağlamayı kesin. Şu an tartışıcak da ağlanıcak da bir durum yok beni geriyorsunuz." dediğinde Asil'e sertçe baktım. "Vicdansız mısın sen? Kız ölmüş görmüyor musun? Ne biçim bir insansın sen ya?" diye bağırdığımda bana doğru hızla gelip eliyle çenemi tuttu ve yüzüne yaklaştırdı. Sıcak nefesi yüzüme çarparken öfkeli bir şekilde bana bakıyordu. "Bak Vera, şu an içimizden birinin soğuk kanlı olması gerekiyor, beni anlıyor musun? Yoksa hepimiz yanarız. Hem de hiç yere anladın mı?" dediğinde hızla kafamı salladım. "O yüzden lütfen sesinizi çıkarmayın, bahçeye gidin istiyorsanız hava alın gelin." dediğinde kafamı tekrar hızlıca sallayıp Ada'yı sürükleyerek bahçeye çıkardım ve salıncağa oturttum. İçeri geri girdiğimde Mete elinde bir çuvalla geri gelmişti. Onu nereden bulduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bana öyle bir bakıyordu ki bunun bir kabus olmasını diliyordum. "Filmlerde izlediğimiz şeyi biz yaşıyoruz resmen. Kızı kendi ellerimizle gömeceğiz." dediğinde Asil üzgün görünüyordu. Şoku yavaş yavaş sindirdiği belli oluyordu. "Abi biz ne yaptık ya? Elimiz kopsaydı da aptalca bir şaka için bu kızı buraya getirmeseydik." dedi Mete. "Olan oldu. Çuvalı yere koy ve bana yardım et kızı koyalım." dediğinde gözlerim kocaman açıldı. Nasıl dokunabileceklerini düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyor beni ürpertiyordu. "Çok büyük bela aldık başımıza, hayırlı olsun." dedi Mete ve çuvalı yere koydu. O anda hemen arkamı döndüm. Bakmak istemiyordum. Kaldırabileceğim kadar kaldırmıştım ve şu anda üstümde çok büyük bir ağırlık vardı. "Bakamayacağım ben. Halledin." dedim ve sağa sola yürümeye başladım. Çıkardıkları sesten kızı zorla kaldırdıklarını anlayabiliyordum. Derin derin nefes almaya çalıştım ama olmuyordu. Bir yerde nefesim kesiliyor, boğazım düğüm düğüm oluyordu. "Ne yapacağız şimdi?" diyen Mete'yi duyduğumda arkamı döndüm. Çuval dolmuş, yerde yatıyordu. Ahsen o çuvalın içinde, cansız bedeniyle yatıyordu. Kanım çekiliyordu, hissedebiliyordum ve bu beni baygınlık geçirecek derecede zorluyordu. "Birazdan hava kararır. Bir yere gömeceğiz." dediğinde Mete kaşlarını çattı. "Nereye?" "Ne bileyim ben Mete. Onu da sen bul." dedi sinirli bir ses tonuyla. "Bilmiyorum, bahçeye gömelim." dediğinde aniden bağırdım. "Saçmalama! asla olmaz asla." dediğimde Asil Mete'yi gergin bir hareketle alkışladı. "Ormana götüreceğiz. İyi ki burada ben varım Mete. Senin aklına uysak ne yapardık acaba?" dedi Asil. "Ne bileyim ben şoktayım ne dediğimi biliyor muyum sizce? Lanet şey geldi başımıza piç gibi ortada kaldık. Hayatımız bitti, bitti ben size söyleyeyim. Ben Ada'ya bakacağım." dedi ve bahçe kapısına doğru ilerledi. Gözüme tekrar dolan yaşları durduramayıp ağlamaya başladığımda hıçkırıklarım ardı ardına geliyordu. Asil bana yaklaşıp hızla kendine çekince ağlamam daha da kuvvetlendi. "Şş, sakin ol nefes al." dedi ve beni kollarınım arasında iyice bastırdı. "Nasıl olayım." dedim kesik kesik çıkan sesimle. Kendimi tamamen bırakmış, Asil'in kollarında ayakta kalabiliyordum. "Gel oturalım şuraya, su getireyim." dediğinde beni koltuğa oturtup gitti. Beynime sancılar giriyordu. Çok geçmeden elinde bir şişe suyla geri geldi ve elindeki su bardağına doldurdu. Bana uzattığında gözlerine kaçamak bir bakış attım. Korkudan gözlerine bile bakamıyordum. Bardağı elinden alıp yavaşça içmeye başladım. Ellerim o kadar çok titriyordu ki suyun yarısı üstüme dökülmüştü. Asil bardağı elimden alıp bana yavaşça içirmeye başladı. Şu an gösterdiği şefkate gerçekten ihtiyacım vardı. Ödüm kopuyordu ve benim bu durumdan kurtulmak için elimden gelen hiçbir şey yoktu. En çok canımı yakan da buydu. "Her şey benim yüzümden oldu. Ben yaptım, onun ölümüne ben sebep oldum. Farkında mısın Asil?" dediğimde elini dudağıma nazikçe yaklaştırıp bastırdı. "Saçmalama, hiçbir şeyin sorumlusu sen değilsin. Gözlerime bak, bana güveniyor musun?" dediğinde yutkunup gözlerimi gözlerine diktim. "Evet." dedim kısık sesimle. "O zaman şimdi böyle şeyler düşünmeyi bırak ve sadece bana odaklan. Ben ne diyorsam onu yapacağız tamam mı? Başka hiçbir şey düşünmeyeceksin anlaştık mı?" dediğinde hafifçe kafamı öne eğdim ve gözlerimi yumdum. O sırada Ada ve Mete içeri girmişti. Ada perişan bir haldeydi. Resmen bayılmış da Mete onu tutuyor gibiydi. Yavaş yavaş yanımıza gelip oturduktan sonra Asil bardağa biraz su doldurup Ada'ya içirmeye çalıştı. Ada donmuştu, suyu bile bir yudumdan fazla içememişti. Asil'in zoruyla birkaç yudum almıştı ama kendinde değildi. Şu an bambaşka bir yerdeydi ve onu böyle görmek beni daha da kötü yapıyordu. "Ada, iyi misin?" dedim ellerini tutarak. "Hayır." dedi donuk bakışlarını ellerime götürerek. "Korkma, bu durumdan kurtulacağız söz veriyorum. Tamam mı?" dediğimde gözlerini bana çevirdi. "Nasıl kurtulacağız Vera? Sence bizim buradan sonra bir çıkışımız var mı? Geniş çaplı düşünsene bi." dedi sert bir ifadeyle beni kendime getirmek için uğraşıyordu. "Düşünemiyorum şu an. Asil ve Mete yanımızda. Unutma biz beraber olduğumuz sürece birbirimizi her zaman koruruz. Sana söz veriyorum bu kabus bitecek. Yemin ederim. Lütfen bana güven olur mu?" dediğimde gözlerini gözlerime dikti. "Bu kabustan kaçışımız yok. Hayat bize yaşattıklarımızın bedelini en ağır şekilde ödetmeye başladı bile." dediğinde hepimiz sıralanmış oturuyorduk ve herkes de ölüm sessizliği hakimdi. Belki de Ada doğru söylüyordu. Bizim bir kaçışımız yoktu ve bunun bedelini en ağır şekilde ödeyecektik. En sancılı şekilde hayatımızı mahvedecekti, hissediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.