On birinci bölüm: Dağda tehlikeli oyun "Nefesim kesildiğinde sana ihtiyaç duyduğum için vazgeçemiyorum." Kaçmak, savaşmaktan daha kolaydı. Biz de kaçmayı yaşam biçimimiz haline getirmiştik. Ne olsa kaçıyor, yüzleşmeye korkuyorduk. Aslında dışarıdan bakıldığında hiçbirimiz korkak insanlar değildik ama bazen bizi zor durumda bırakan şeyler olduğunda kaçmayı tercih etmiştik. "Vera.. Vera, şş kızım duymuyor musun beni?" dediğinde afallayarak Ada'ya döndüm. Gerçekten onu hiç duymamıştım. "Efendim canım?" dediğimde bana garip garip bakıyordu. "İyi misin sen? Bir saattir Vera diye sesleniyorum." diye sitem ettiğinde gülümsemeye çalıştım. "Dalmışım canım. Ne oldu?" dediğimde göz devirdi. "Bavulumu uzatır mısın?" dediğinde yanımda duran bavulu ona doğru sürükledim. "Burası ne kadar güzel değil mi?" kafamı sallayarak camdan dışarıyı süzdüm. Bir kuş, ağacın dallarına tutunmuş bana bakıyordu. "Gerçekten çok güzel, büyük ve rahat tam benlik." dediğimde gülümsedi. "Hiç bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim. Aşağıya inelim mi?" dedi. "Olur, inelim." dedim ama sanki orada değildim. Gözüm ağaçtaki kuşa takılmıştı. Merdivenlerden inerken etrafı incelemeye devam ettim. Duvarlar tablolarla çevriliydi. Her yer o kadar huzurlu görünüyordu ki bir insanın burayı sevmeme ihtimali yoktu. Aşağıya indiğimizde direk salona geliyorduk. Salon çok büyük ve genişti. Açık mutfak olduğu bile belli olmuyordu çünkü ikisi de ayrı uçlardaydı. Mobilyalar eve göre daha lüks duruyordu. Mutfağın tezgahı bir barı anımsatıyordu. Siyah ve canlı renkler hakimdi. Koca bir raf tamamen alkolle doluydu. Yıllanmış şaraplar üstündeki tozlardan eski olduğunu belli ediyordu. "Çocuklar nerede?" dediğimde Ada mutfağı inceliyordu. "Dışarıdalar herhalde. Mutfağa bakar mısın Vera! Bayıldım." dediğinde bende bakışlarımla tekrar süzdüm. Gerçekten bakılasıydı. "Çok güzel, hadi yanlarına gidelim." dediğimde başını kaldırdı. "Çok soğuk, hiç dışarı çıkmaya niyetim yok. Bence sende çıkma." dediğinde ona umarsızca el sallayıp kapıdan dışarı çıktım. Asil ve Mete veranda da oturmuş sigara içiyorlardı. Ben çıkınca beni fark ettiler. Bende onlara doğru yürüdüm. "Al bebek." dedi Mete sigara paketini bana uzatarak. Gözüm Asil'e çarptığında yüzüme kaşlarını kaldırmış, tepkimi ölçüyor gibi bakıyordu. Onu umursamadım. Mete'nin uzattığı paketten bir sigara aldım ve eğildim. Mete ateşle sigaramı yakınca Asil'in yanına oturdum. "Çok soğuk değil mi?" dediğimde Mete başını hızla sallayarak titriyor gibi yaptı. "Ama çok güzel. Asil bizi daha önce buraya nasıl getirmedi anlamıyorum." "Kesinlikle, bayıldım." dedim Asil'e doğru gülümseyerek. "Sen ne zamandır sigara içiyorsun?" dedi iğneleyici bir ses tonuyla. Bunu diyeceğini içten içe beklesem de garipsedim. "Belirli bir zamandır içmiyorum," dedim net bir ifadeyle. "Arada öyle canım sıkılınca." dediğimde aynı ifadeyle bakmaya devam etti. "Şu anda canın mı sıkkın?" dediğinde yandan bir gülüş attım. "Hayır, ama canım içmek istedi, sanane?" dediğimde gözlerini devirdi. "Banane öyle mi? Sen bilirsin. O aradalar ileride her saat başına döner ama ben seni şimdiden uyarayım." dediğinde kafamı hafifçe salladım. "Anladım babacığım." dedim umursamaz bir tavırla. "Hadi içeri girelim, çok üşüdüm ben." dedi Mete ayağa kalkıp. "Ben biraz dolaşırız buraları görürüz demiştim ama, siz amma korkak çıktınız." dediğimde Mete kafasını sağa sola hızlı bir hareketle salladı. "Saçmalama kızım, çok soğuk sonra yaparız." dediğinde mutsuz bir şekilde dudağımı büzdüm. "Sen gir, Ada'nın yanında dur. Biz bir tur atıp geliriz." dediğinde heyecanla Asil'e dönüp gülümsedim. "Tamam kanka, dikkat edin." dedi ve hızla içeri girdi. Bende hemen ayaklandım ve gözlerimi Asil'e diktim. Yine ruhsuz ruhsuz oturuyordu. "Ee hadi, dolaşacağız dedik ya." dediğimde onu kaldırmam için elini uzattı. Derin bir nefes aldım ve onu tutup çektim. Ağırlığını bana vermemişti bile. "Gezelim bakalım, önden buyrun." dediğinde iki basamağı inip kar dolu zemine ayağımı bastım. Bembeyaz bir dağ pamuklarla sarılı gibi görünüyordu. Çok uzun zamandır kendimi hiç böyle huzurlu hissetmemiştim. Uzun bir yol yürüdük, görünen şey sadece manzaraydı. Şehir sanki ayaklarımızın altında kalmış ve biz onun sahibiymişiz gibi hissediyordum. Yol bomboştu, o yüzden yürüdükçe ilerliyormuşuz gibi hissetmiyordum. "Burası çok güzel." dediğimde güldü. "Öyledir. Hadi dönelim." dedi tavırlı bir şekilde. "Neden böyle yapıyorsun Asil?" dedim sitem ederek. "Bir şey yaptığım yok. Yol böyle bomboş gidiyor, yarım saat yürüdük gidene kadar da yarım saat olur." dediğinde arkamı döndüm ve aşağı doğru gitmeye başladım. Ayak seslerinden onun da arkamdan yavaş yavaş geldiğini duyabiliyordum. Çok geçmeden bir el omuzlarımı sarınca aniden sıçradım. Omuzlarımı saran kişinin Asil olduğunu farkedince derin bir oh çektim ve rahatladım. "Neden korkuyorsun? Arkanda olduğumu biliyordun." dediğinde dirseğimle karnına vurdum. İşlemedi bile. "Dalmıştım Asil. Ne yapabilirim?" dedim. "Üşümedin mi?" dediğinde dudaklarım titriyordu. "Üşüdüm." kollarını sardığı bedenimi iyice kendine çekti. O kadar sıcaktı ki onun kendi sıcaklığı beni bile ısıtmaya yetiyordu. "Teşekkür ederim." dediğimde güldüğünü hissedebiliyordum ama hiç ona bakmadım. "Ne için?" dedi. "Isındım birazcık ondan." dediğimde daha da sıktı. Güçlü kolları küçük bedenimi kavrıyordu. "Vera?" "Efendim?" "Nasıl hissediyorsun?" dediğinde ona baktım. Temkinliydi. "Şu an iyiyim." "Genelde nasılsın?" dediğinde gözümü ondan ayırıp yere sabitledim. "Bilmiyorum Asil, nasıl hissettiğimi çözemiyorum. Biraz garip, korkuyorum sanırım." "Haklısın." dediğinde bakışlarımı tekrar ona çevirdim. "Sen nasıl hissediyorsun?" "Senden hallice." dediğinde ikimiz de birbirimizi anlıyormuşçasına derin bir ifadeyle bakıştık. O sırada Asil'in telefonu çalınca aniden durdu. Dağ başında telefonun çekmesi garibime gitmişti. Şu an biz en tepelerde bir yerde yürüyorduk. "Alo? Ha, iyiyim canım sen nasılsın? Şu an şehirde değilim ben, evet evet, bizim dağ evi var oradayım. Yok bizimkilerleyim. Tamam çekerse yazarım. Tamam canım, hadi bende görüşürüz." dedi ve kapattı. "Kimdi o?" dedim tek kaşımı kaldırarak. "Nehir ya." dedi ve elini tekrar omuzuma attı. "Nehir kim be?" "Ya varya bizim yan sınıfta, o." dedi. "Seni niye arıyor?" dediğimde güler gibi oldu ama ona baktığım için dudaklarını birbirine bastırıp çaktırmamaya çalıştı. "Beni özlemiş." dediğinde dudağımı büzüp kaşlarımı kaldırdım. "Anladım, sevgilin var da hiç haberimiz yok." dediğimde birkaç saniye ses gelmedi. Dudakları alayla kıvrılırken bedenim benden haber almadan kasıldı. "Yani, söylemeye gerek duymadım ya." dediğinde güldüm. "Öyle mi? Peki." dediğim sırada ayağım aniden kayınca Asil beni ani bir hamleyle yakalayıp kucağına aldı. "Bastığın yere hiç bakmıyorsun." dediğinde koluna vurdum. "İndir beni, sevgilin duyarsa kızar." dediğimde hiç kendini sıkmadan kahkaha attı. Gamzesi öyle derinleşti ki parmağımı sokmamak için kendimi zor tuttum. "Sen çok garipsin Vera. O da nereden çıktı şimdi?" dedi gülmeye devam ederek. "Ne gülüyorsun sen? Aklıma geldi söyledim işte." dedim tavırlı bir şekilde. "Öyle mi? Bana kıskandın gibi geldi." dediğinde kızardığımı hissedip omuzuna vurdum. "Ne alakası var be indir beni." dediğimde indirmedi. Yokuş indiğimiz için yüksekte durmak daha da korkutucu geliyordu. "Git sende sevgili yap, benim ilişkilerimi kıskanma." dedi küstah bir şekilde. Cümlesi çok sinirimi bozduğu için beni indirmesi için kucağında tepinmeye başladım. Ben tepindikçe Asil de kolumu ısırıcakmış gibi yapıp beni durdurmaya çalışıyordu. Bir an altımdan bir şey kaydığını hissedince sert bir şekilde yere çarptım. "Off, ya düşüyorum diye beni kucağına alıyorsun ama sen yere düşüyorsun." diye isyan ettiğimde karın üstünde hiç keyfini bozmamış, bu durumdan gayet keyif alıyordu. Bana yaklaşıp, yüzüme dağılan saçlarımı eliyle ittikten sonra elini yavaşça yüzümde gezdirmeye başladı. Ne yaptığını anlamaya çalışıyordum ama hiç sesimi çıkarasım gelmiyordu. Böyle yapması adeta hoşuma gidiyordu. Parmakları yanağımdan çeneme doğru ilerlerken yüzünü bana yaklaştırdı. O an nefesim düzensiz çıktığı için huzursuz olmuştum. Gözlerini gözlerime sabitlediğinde dudakları aralandı. "Gidelim mi artık?" dedi ve hızla arkasına dönüp ayağa kalktı. Yüz ifadem masumluğu bırakıp yerini sinsi bir yüz ifadesine çevirmişti. Kendini komik mi sanıyordu? Elini bana uzattığında göz ucuyla bakıp yere tutunarak ayağa kalktım. Şu anda ona aşırı derecede sinir olduğum için üstümdeki karları elimle temizledim ve önden yürümeye devam ettim. "Ne oldu ya?" diyordu ama sesinde alaycı bir ifade vardı. Cevap vermedim. "Vera, Vera bekler misin beni? Neden koşturuyorsun? Ahh." diye inlediğinde hızla arkamı döndüm ama gayet normal görünüyordu. Hiç tepki vermeden yürümeye devam ettim. Aklınca beni kandıracaktı ama bir Vera Kutlu bunu yemezdi. Dağ evini uzaktan kestiğimde sonunda gelebilmiş olduğum için rahatlamıştım. Uzaktan daha da güzel görünüyordu. Beni burada birkaç sene bıraksalar hiç sesimi çıkarmadan yaşayabilirdim. Asil'e bakmak için arkama döndüğümde telefonla uğraştığını görünce onu umursamadan yürümeye devam ettim. Soğuktan neredeyse dizlerim titriyordu ama pek belli etmemeye çalışıyordum. Evin önüne geldiğimde hızla kapıyı açıp içeri girdim. Mete ve Ada mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. Bana baktıklarında elimle selam verip ceketimi çıkardım ve portmantoya asıp mavi koltuğa uzanıp yayıldım. Asil de arkamdan girince telefonumu elime alıp kurcalamaya başladım ama hiçbir şekilde çekmiyordu. "Üşümediniz mi ya?" dedi Ada karşımdaki tekli koltuğa oturup. "Yoo, ben üşümedim." dediğimde Asil mutfak tezgahına yaslanmış kıkırdıyordu. "Ne?" dedim sertçe. "Üşüdün gayette, neden yalan söylüyorsun?" dediğinde Ada da güldü. "E hava buz gibi, biraz üşüdüm de Asil kadar değil." dedim ve telefonu kurcalamaya devam ettim. Mete mutfaktan elinde geniş bir tepsiyle geldi ve yan tarafta duran masaya tabakları yerleştirdi. Bende hızla ayağa kalkıp masaya gittim ve sandalye çekip oturdum. "Oo, pizza mı yaptın?" dediğimde dudaklarını emerek cevap verdi. "Çok güzel yapmışım değil mi?" dediğinde Ada gülmeye başladı. "Evet fırın çok güzel yaptı." dediğinde Mete yüzünü buruşturdu. "Off bende çok acıktım. Mayonezi uzatır mısın Vera?" dediğinde yanımda duran mayonezi tabağıma bir miktar sıktım ve masanın ortasına bıraktım. Asil uzanarak aldığında yüzüme bakıyordu. "Sağ ol ya. Çok uzattın." dediğinde cevap vermeden yemeye başladım. "Siz niye gerginsiniz bu aralar?" diye sorduğunda Ada'ya dönüp hafifçe kaşlarımı çattım. "Ne gergini?" dediğimde gözlerini açarak bana baktı. "Gerginsiniz işte. Sürekli atışıyorsunuz." dedi. "Vera'nın huysuzluğu sürekli üstünde olduğu için onunla uğraşıyorum ben. Ona sormak lazım neden bu kadar gerginmiş diye." dedi Asil keyifli bir şekilde. "Asil beyimizin sevgilisi varmış biliyor muydunuz?" dediğimde Ada ve Mete aynı anda Asil'e döndü. "Oo kardeşim benim, kim bu şanslı." dedi Mete. "Aa, bize hiç söylemedin." dedi Ada şaşkın bir ifadeyle. "Fırsat olmadı daha ya. Söyleyecektim." dediğinde gözlerimi devirdim. "Sözde birbirimizden hiç gizlimiz saklımız yok. Ben buna şaşırıyorum." dediğimde Ada bana döndü. "Sanki sen Asil'den farksızsın." dedi patavatsız bir şekilde. Ben gözlerimi kocaman açıp Ada'ya baktığımda hemen ağzına bir dilim pizzayı sokup gülmeye çalıştı. "Nasıl benden farksızmış?" dedi Asil. "Ooh valla, burada neler dönüyormuş da haberimiz yokmuş." diye araya girdi Mete. Asil'in bakışları hala üzerimde geziniyordu. Kafamı kaldırıp ona baktığımda bana bir cevap bekliyor gibi bakıyordu. "Nasıl benden farksızmış Ada?" dedi bakışlarını tekrar Ada'ya çevirdi. "Ya ne bileyim ben. Öylesine söyledim işte." dediğinde Asil bana "ben sana soracağım." der gibi bakıp yemeye devam etti. Yemek faslı bittiğinde saat akşam altıya geliyordu. Mete mutfakta dolanıyor, bizde koltuklara yayılmış oturuyorduk. Mete'ye baktığımda eline bir şişe şarap almış bize doğru geliyordu. "Kanka dolaptan red bull almıştım getirir misin?" dediğinde kafamı sallayıp kalktım ve dolaba doğru gittim. Kapağı açınca Mete'nin içini alkol doldurduğunu farkettim. Enerji içeceklerini aldım ve dolaptan birkaç bardak alıp içeri gittim. "Yuh yani Mete. Dolabı alkol doldurmuşsun." dediğimde güldü. "Yok kanka ya o kadar da değil. Biraz aldım işte içeriz diye ne yapacağız burda." dediğinde gözlerimi devirdim ve koltuğa yerleştim. Asil şişeyi açıp birer bardak doldurunca içmeye başladık. Televizyonun oradaki dolaba doğru ilerleyip kurcalamaya başladım burada bir sürü film vardı. "Ne arıyorsun?" dediğinde Ada'ya döndüm. "Film izleriz dedim ya. Sıkıldım biraz da." dediğimde kafasıyla beni onayladı. "Romantik komedi filmi getir, bugün tam o havadayım." dediğinde Mete araya girdi. "Hayır ya, aksiyonlu bir şeyler seç. Canım sıkılır benim romantik komedide." dediğinde biraz daha bakındım. "Bırakın filmi falan ya. Oyun oynayalım." dediğinde Asil'in bunu demesine şaşırmıştım. Oyunları pek seven biri değildi. Arkamı döndüğümde diğerleride garip garip ona bakıyorlardı. "Ne oynayacağız?" dedi Mete. "Cesaret oyunu." dedi Asil. "Ne cesareti? Doğruluk ve cesaret olan mı?" dedi Ada. "Hayır, bunda sadece cesaret. Doğruluk yok. Öyle daha eğlenceli." dediğinde olur dercesine kafamı salladım ve koltuğa geçtim. "Şişe çevirip mi oynayacağız?" dedi Ada. "Şöyle canım, şimdi ben şişeyi çevireceğim kime denk gelirse artık. Soruyu sorduğumuzda eğer yapmazsa bir bardak kafaya dikecek." dediğinde Ada heyecanla yerinde kıpırdadı. "Ayy, çok eğlenceli olur. Hadi oynayalım." dedi. "Ben gidip birkaç şişe daha getireyim siz de şunu boşaltın bardaklarınıza." dedi kalkıp mutfağa doğru ilerledi. "Votka getir kanka, onun kafaya dikmesi daha acılı." dediğinde Mete'nin bacağına çaktırmadan vurdum. Asil elinde iki büyük şişeyle gelince hepimiz orta sehpanın etrafına dağılıp oturduk. Önümdeki bardağı kafama dikince herkes bana iddialı bir şekilde baktı. Asil bu hareketimle beraber hızlı bir hamle yapıp şişeyi çevirdi. Şişenin soru kısmı Ada'ya cevap kısmı da bana geldiğinde heyecanla gülümsedim. "Söyle bakalım." dediğimde Ada bir süre düşündü. "Kalk ve verandada yarım saat ceketsiz otur." dediğinde herkes güldü. "Salak mısın Ada? Donayım mı istiyorsun?" dediğimde dudağını büzdü. "Ne bileyim aklıma bu geldi." dediğinde Asil bardağa biraz votka koydu ve gülerek bana uzattı. Bardağı alıp kafama diktim ve yüzümü ekşitip Ada'ya intikam alacağımı gösteren bir bakış attım. "Tamam, sen çeviriyorsun Vera." dediğinde Mete'ye kafamı salladım. Çevirdiğimde şişenin soru soran ucu Asil'e diğer ucu da Mete'ye gelmişti. Mete'nin gözleri kocaman açılınca gülmeden edemedim. "Iıı kardeşim ben söyleyeceğim değil mi?" dediğinde Asil, Meteye sinsi bir ifadeyle baktı. "Mezdeke açın kızlar, Asil'in nasıl kıvırdığına daha önce hiç şahit olmadınız." dediğinde Adayla gözlerimiz kocaman açıldı. Mete hiç bize bakmadan bardağı kafasına dikince hayal kırıklığına uğradık. "Hayır ya, neden oynamıyorsun ki? Yabancı var sanki." dedim sitem ederek. Ada da bana katıldı. "Evet Mete, neden çekiniyorsun?" dediğinde Mete elini komik bir ifadeyle masaya vurdu. "Erkek adam kıvırmaz." dediğinde haline bakıp gülmeye başladık. "Tamam, hadi pislik Mete döndür." dedi Asil. Mete şişeyi alıp hızla döndürünce soru kısmı bana diğer ucu da Asil'e döndüğünde keyiflendim. Asil bana kaşlarını kaldırmış ciddi bir ifadeyle bakıyordu. "Telefonunu kurcalamama izin ver." dediğimde bir iki saniye kadar düşünüp telefonu bana uzattı. Rahatlığını görünce yüz ifademle şaşırdığımı gösterdim. Telefonu elime alınca Ada ve Mete'de merakla yanıma sokuldular. Mesajlara girdim direk, Nehir denen kızın mesajını görünce hemen girdim. Bu yaptığım doğru bir şey değildi biliyordum ama sonuçta oyun oynuyorduk. Nehirden gelen mesajları okumaya başladığımızda göz ucuyla baktım, Asil gayet rahat görünüyordu. Nehir Ersoy, Bir hafta önce: Asil, bugün bana yardım ettiğin için çok teşekkür ederim. Sen olmasan çocuklar bana zarar verebilirdi. Asil: Rica ederim. Nehir: Sen nasılsın? Asil: İyiyim sağ ol. Nehir: Yarın okulda sana kahvaltı ısmarlamak istiyorum. Senin için de uygun olur mu?' Gözlerimi devirdim. Asil: Maalesef, düşündüğün için teşekkür ederim. Nehir: Peki başka bir gün? Asil: Tamam bakarız. Nehir: Aldım sözünü. Asil: :) Telefonu Asil'e geri uzattım. Mete hemen atıldı. "Bu Nehir senin sevgilin değil miydi lan? Bizi kandırıyor bir de. Kızı takmamışsın bile." dediğinde Asil keyifle bana baktı. "Ben size öyle bir şey söyledim mi? Vera söyledi." dediğinde bizimkiler bana bakıp gülmeye başladı. "Ne bileyim. Telefonda öyle garip konuşunca bende sevgilisi sandım. Olamaz mı?" dediğimde Asil bana göz kırptı. "Rahatladın sanırım." dediğinde hiç onu umursamadan bir bardak daha doldurup içtim. Artık başım deli gibi dönüyordu. Asil şişeyi çevirince ben ve Ada'yı gösterdi. Ada'ya sinsi bir şekilde gülümsedim. "Hadi bakalım. Imm, bir düşüneyim. Ben senin kadar acımasız değilim. Git dışarıda beş ya da o az olur. On dakika otur." dediğimde Asil güldü. Bunun neyi cesaret? Salak mısınız siz?" dediğinde güldüm. "Çıplak." dediğimde Ada'nın göz bebekleri kocaman açıldı. "Saçmalama istersen." dedi ve şişeyi alıp kafasına dikti. Onun bu haline hepimiz gülmüştük. "Ne var yani bunda? Korkak seni." dedim ve ceketimi çıkardığımda bizimkiler hemen gözünü çevirdi. "Hop, dur. Napıyorsun sen?" dedi Asil ayağa kalkıp beni kolumdan tuttu ve sertçe yüzüme baktı. Gözleri yine zehir gibi bakıyordu. "Ne?" "Git ceketinle dur, bakalım öyle de durabilecek misin?" dediğinde kafamı salladım ve masadan bir tane sigara alıp evden çıktım. Hava karardığında burası daha ıssız görünüyordu. Karlar beyazlığını soluk bir renge bırakmış, sis her yeri kaplamıştı. Sabah soğuk değil dediğim hava şu an en az eksi on du. Titrememe rağmen kendimi çekmeden sigaramı dudaklarımın arasına yerleştirdim ve yaktım. Derin bir nefes çektiğimde soğuktan dişlerim birbirine çarpıyordu. Büyük konuştuğum için geri de gidemiyordum. İyi ki aptallık yapıp üstümü falan çıkarmamıştım yoksa kesin donarak ölürdüm, beş dakikamı bile almazdı. Sigara yarısına geldiğinde veranda da yürüyerek sağa sola gittim. Biraz ısınmak için öyle içiyordum. Hışırtı gibi bir ses duyunca birden irkildim ve verandadan kafamı uzattım. Sağ tarafta kimse görünmüyordu ama sesin oradan geldiğinde emindim. Verandadan inip kafamı uzattığımda simsiyah giyinmiş, uzun boylu bir şeyin bana doğru geldiğini görünce içimde kopan çığlık dışarıya salındı. Öyle güçlü bir çığlık attım ki bizimkiler koşarak yanıma geldi. Gördüğüm şeyin gerçekliği içimi dehşetle kapladı ve soluğum kesildi. O an bir saniye kafamı çevirdim ve geri döndüğümde o simsiyah giyinmiş kişi orada değildi.
Bölüm 11
MY-11
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.