İçeriğe geç

MASKELİNİN CİNAYET LİSTESİ

Bölüm 9 · 5 dk okuma

MASKELİNİN CİNAYET LİSTESİ

Bölüm 9

KAN

Yiğit gözlerini yavaşça açtı.

Bir süre tavana baktı.

Nerede olduğunu anlaması birkaç saniye sürdü.

Başının içinde hafif ama rahatsız edici bir ağrı vardı.

Elini alnına götürdü.

Dün geceyi düşündü.

Mert.

Polis.

Kayıt.

Ve o ses...

“Sıradaki kişiyi öğrenmek ister misin?”

Yiğit doğruldu.

Bir süre yatağın kenarında oturdu.

Sonra telefonunu aldı.

Ekranda yeni bir bildirim yoktu.

Mert'in ölümünden sonra geçen saatler boyunca hiçbir şey olmamıştı.

Ama Yiğit bunun sessizlik olmadığını biliyordu.

Bir şeyler oluyordu.

Sadece henüz göremiyordu.

Ayağa kalkıp banyoya gitti. Yüzünü yıkadıktan sonra aynaya baktı.

Gözlerinin altında yorgunluk vardı.

Dün gece yaşananları zihninde tekrar kurdu.

Mert'in söylediği sözler...

Polisin onu şüpheli görmesi...

Kaybolan kayıt...

Ve abisinin onu karakoldan çıkarması.

Yiğit bir süre aynadaki yansımasına baktı.

“Ses kaydı vardı.”

Bunu kendi kendine tekrar söyledi.

Vardı.

Bundan emindi.

Ama artık yoktu.

Ve onu kimin sildiğini bilmiyordu.

---

Öğleye doğru evden çıktı.

Arabaya bindiğinde nereye gideceğine karar vermiş değildi.

Bir süre şehir içinde dolaştı.

Sonunda yolu, son birkaç gündür uğradığı kafeye düştü.

Saat ilerlemişti.

Kafenin önüne geldiğinde arabasını kenara çekti.

İçeri girdi.

Kapının üzerindeki küçük zil çaldı.

Kafe her zamanki gibiydi.

Masalarda birkaç müşteri vardı.

Arka taraftan kahve kokusu geliyordu.

Yiğit boş bir masaya oturdu.

Bir süre sonra kafe çalışanı yanına geldi.

“Her zamanki gibi mi?”

Yiğit başını kaldırdı.

“Kahve yeter.”

Kız başını sallayıp uzaklaştı.

Birkaç dakika sonra kahveyi getirip masaya bıraktı.

Yiğit teşekkür etti.

Kız başka masalara yöneldi.

Yiğit ise pencerenin dışına bakarak düşünmeye devam etti.

Mert'in yüzü gözünün önünden gitmiyordu.

Onu son gördüğünde hayattaydı.

Şimdi ise yoktu.

Üstelik Yiğit, Mert'in ölümünden kısa süre önce onun evinden ayrılmıştı.

Telefonundaki kayıt olmasaydı belki...

Durdu.

Telefonunu çıkardı.

Ses kayıtlarına tekrar baktı.

Hiçbir şey yoktu.

Parmağı ekranın üzerinde hareketsiz kaldı.

“Nasıl kaybolabilirsin?”

Kendi kendine fısıldadı.

Sonra telefonu cebine koydu.

Kahvesini bitirdi.

Ayağa kalktı.

Ceketini aldı.

Tam kapıya yönelmişti ki arkasından bir ses geldi.

“Gidiyor musun?”

Yiğit döndü.

Kafe çalışanı ona bakıyordu.

“Evet.”

Kız saate baktı.

Sonra tekrar Yiğit'e döndü.

“Benim vardiyam da biraz önce bitti.”

Yiğit bir an durdu.

Kız masalardan birini gösterdi.

“İstersen biraz oturabiliriz.”

Yiğit yorgun bir ifadeyle ona baktı.

“Rahatsız etmeyeyim.”

“Etmiyorsun.”

Kız hafifçe gülümsedi.

“Zaten bugün pek konuştuğun yok.”

Yiğit birkaç saniye düşündü.

Sonra ceketini tekrar sandalyeye bıraktı.

“Tamam.”

Yeniden oturdu.

Kız karşısındaki sandalyeye geçti.

Konuşmaya başladılar.

Mert'ten doğrudan bahsetmediler.

Ama konuşmanın arasında Yiğit'in kafasının ne kadar karışık olduğu belli oluyordu.

Kız onu dinliyordu.

Sorular soruyor, bazen yalnızca susuyordu.

Yiğit farkında değildi.

Kız ise arada bir saate bakıyordu.

Bir kez.

İki kez.

Üçüncüde bakışı biraz daha uzun sürdü.

Yiğit bunu fark etmedi.

Onun için bu sadece uzun bir sohbetti.

Kız içinse zamanın tam olarak kontrol edilmesi gereken bir parçaydı.

---

Birkaç saat önce...

Mert'in apartmanının önünde siyah bir araç durdu.

Maskeli araçtan indi.

Etrafına baktı.

Sokak sakindi.

Apartmana doğru yürüdü.

Tam girişe yaklaşırken uzaktan bir aracın farları göründü.

Maskeli durdu.

Gelen aracı tanımıştı.

Yiğit.

Hemen apartmanın yanındaki gölgeli bölgeye çekildi.

Yiğit arabadan indi.

Kapıyı sertçe kapattı ve hızla binaya girdi.

Maskeli onu izledi.

Bekledi.

Bir dakika.

İki dakika.

Sonra apartmanın girişine baktı.

“Artık çok geç.”

Sesi alçaktı.

Bir süre sonra Yiğit binadan çıktı.

Başını eğmişti.

Mert'i kurtaramamıştı.

Maskeli onu izledi.

Yiğit arabasına binip uzaklaştı.

Maskeli bir süre daha bekledi.

Sonra apartmanın içine girdi.

Mert'in dairesinin bulunduğu kata çıktı.

Kapının önünde durdu.

İçeri girdi.

Birkaç dakika sonra tekrar dışarı çıktı.

Kapıyı arkasından kapattı.

Kapının kapanma sesini duyan yaşlı komşu kendi dairesinden çıktı.

Maskeliyle göz göze geldi.

Yaşlı adam birkaç saniye kıpırdamadan durdu.

Maskeli parmağını dudaklarının önüne götürdü.

Şşşt.

Yaşlı adam hiçbir şey söylemeden kapısına geri döndü.

Maskeli arkasından baktı.

Sonra elindeki zarfı çıkardı.

Yaşlı adamın kapısı tekrar açıldı.

Maskeli zarfı ona uzattı.

Adam zarfı aldı.

İçinde para olduğunu görünce kısa bir an durdu.

Maskeli hiçbir şey söylemedi.

Adam da soru sormadı.

Kapıyı kapattı.

Maskeli merdivenlerden aşağı indi.

---

Aracına döndü.

Üzerindeki kıyafetleri değiştirdi.

Eldivenlerini çıkardı.

Elinde küçük bir kan izi vardı.

Islak mendille onu temizledi.

Mendili buruşturup kenara bıraktı.

Sonra bilgisayarını açtı.

Ekranda apartmanın güvenlik kameralarından alınmış görüntüler vardı.

Görüntüler tek tek değişti.

Yiğit'in apartmana girişi.

Yiğit'in çıkışı.

Ve aradaki boşluk.

Başka kimse görünmüyordu.

Maskeli ekrana son kez baktı.

Sonra bilgisayarı kapattı.

Planın ilk kısmı tamamlanmıştı.

---

Kafede Yiğit hâlâ konuşuyordu.

Kız onu dinliyordu.

Saat yeniden ilerledi.

Sonunda Yiğit ayağa kalktı.

“Teşekkür ederim.”

Kız başını kaldırdı.

“Ne için?”

“Dinlediğin için.”

Kız gülümsedi.

“Bazen insanın sadece konuşacak birine ihtiyacı oluyor.”

Yiğit başını salladı.

“Belki.”

Ceketini aldı.

Kapıya doğru yürüdü.

Kız arkasından baktı.

“Görüşürüz.”

Yiğit dönüp kısa bir tebessüm etti.

“Görüşürüz.”

Kapı kapandı.

Kızın yüzündeki gülümseme de aynı anda kayboldu.

Saate baktı.

Tam istediği zamandı.

---

Yiğit arabasına bindi.

Motoru çalıştırdı.

Yola çıktı.

Fakat birkaç dakika sonra trafik yoğunlaştı.

Araçlar neredeyse ilerlemiyordu.

Yiğit direksiyona sıkıca tutundu.

Telefonuna baktı.

Yeni mesaj yoktu.

Tekrar yola döndü.

Bilmediği şey ise şuydu:

O kafede geçirdiği fazladan dakikalar tesadüf değildi.

Birileri onun nerede olacağını hesaplamıştı.

Ve Yiğit bunu fark etmeden plana tam zamanında uymuştu.

---

Başka bir yerde...

Bir arabanın motoru çalıştı.

Maskeli maskesini taktı.

Araba yola çıktı.

Şehrin ışıkları arkasında kaldı.

Aklında tek bir düşünce vardı.

Bir sonraki hedef.

Hedefi henüz görünmüyordu.

Ama plan hazırdı.

Beklenecek zaman belliydi.

Gizlenecek yer belliydi.

Ve geri dönüş yoktu.

---

Gece çöktü.

Yiğit sonunda evinin önüne geldi.

Arabadan indi.

Bir an eve baktı.

Her şey normal görünüyordu.

Kapıya yürüdü.

Zile bastı.

Bekledi.

Cevap yoktu.

Bir kez daha bastı.

“Abi?”

Sessizlik.

Yiğit'in içine kötü bir his oturdu.

Cebinden anahtarını çıkardı.

Kapıyı açtı.

İçeri girdi.

“Abi?”

Koridorda birkaç adım ilerledi.

Salonun kapısı açıktı.

Yiğit durdu.

Gözleri yavaşça içeri kaydı.

Sonra...

Olduğu yerde kaldı.

Abisi yerde hareketsiz yatıyordu.

Yiğit'in elindeki anahtar yere düştü.

Çıkan küçük metal sesi evin sessizliğinde yankılandı.

Yiğit birkaç saniye boyunca hareket edemedi.

Sonra bir adım attı.

“Abi...”

Cevap yoktu.

Yiğit'in nefesi kesildi.

Gözleri abisinden ayrılmadı.

Mert.

Kaybolan kayıt.

Polis.

Maskeli kişi.

Ve şimdi...

Abisi.

Yiğit yavaşça başını kaldırdı.

Ev sessizdi.

Fazla sessiz.

Ama bu kez bir şeyi biliyordu.

Sıradaki kişi artık yalnızca bir isim değildi.

Sıradaki kişi onun ailesiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.