Helen odasında olanları düşünüyordu kafası çok doluydu Barış yanına oturdu Helen bir anda bir flaşbek yaşadı ve kendini geri çekti Barış şaşkına döndü.
-Helen iyimisin?
Helen ayağıya kalktı pencerenin kenarına gitti Barış arkasından gitti Helen'ni kollarından tutup kendine çevirdi Helen bir an donup kaldı sonra geri çekildi Barış üzülmüştü.
-Helen neler oluyor? Neden benden kaçıyorsun?
Helen:
-Sadece bir az zamana ihtiyacım var biraz düşünmeye bana biraz zaman tanı!
Helen kıyafetlerini alıp duşa girdi yıkandıktan sonra aynaya bakmaya başladı o an sağ göğsünün altında bir morluk fark etti bu tamda vurulduğu yerdi sonra bir şeyler daha görmeye başladı bu sefer silah onun elindeydi ve Barış'a doğrultmuştu Barış'ın gözlerinden yaşlar süzülüyordu ve Helen silahı ateşledi. Helen bir anda kendine geldi kıyafetlerini giyip hızlıca odaya döndü gördüğü şeylerden emin değildi sadece hayal olduğunu düşünüyordu. Odaya gidince Gece'ye doktoru çağırmasını söyledi ve bir kişi dışında herkezi etrafına topladı o kişi ise melis'ti gördüklerini en küçük ayrıntısına kadar anlatı doktor ve diğerleri onu pür dikkat dinliyordu doktor Helen'ni dinledikten sonra:
-Helen bu gördüklerin hayal değil, Bilinç altıda değil bunlar gelecekte olabilecek ihtimaller.
Barış şok olmuş bir şekilde Helen'e bakıyordu Helen gülerek:
-Bu imkansız sen şimdi gelmiş bana geleceği gördüğümü ve o gelecekte sevdiğim insanla birbirimize sıktığımızımı görüyorum? Bu tamamen delilik.
Doktor güldü peki söyle
- bana bacağındaki morarıklık nasıl oldu yada çıkardığın kıyafetinde neden çimen var?
Helen şaşkın bir şekilde bacağına baktı bu ayağında gerçekten büyük bir morarıklık vardı hemen çıkardığı kıyafetlere baktı içlerinde gerçekten çimen vardı Helen dizlerinin üstüne cöktü:
-Ama bu nasıl olur? Bu bu imkansız!
Doktor ayağıya kalktı elini Helen'nin omuzuna attı
-Haklısın bu imkansız ama senin gibi istisnalar olabilir ilaç bir şekilde zaten var olan yeteneği ortaya çıkarmış olmalı ve daha bir çok tuhaf şeyide ortaya çıkara bilir hükümet bu tür istisnaları asla af etmez sen devlet için en büyük tehditsin!
Helen hızlı bir şekilde karar vermesi gerektiğinin farkındaydı derin bir nefes aldı.
-Pekala bu gün buradan çıkıyoruz.
Helen lafını tamamlandığı sırada Melis içeriye girdi şaşkın bir şekilde.
-Ne benim neden bundan en son haberim oluyor!
Gece Melis'in ağzını kapatıp içeriye çekti ve kapıyı kapatı Helen.
-Sesiz olsana! Evet bu gün buradan çıkıyoruz ve herkesin bu planda çok önemli bir görevi var.
Artık gece yarısına yaklaşmışlardı Gece kameraların kapanmasını bekliyordu kameralar kapandığı anda Helen'e işaret verdi sırayla pencereden aşağıya sarkıtıkları çarşaflara tutunarak aşağıya indiler doktor arabası ile onları dışarıda bekliyordu sırada en zor kısım vardı elektrikli telerden geçmek jeneratör odası aşırı güvenlikle korunuyordu zaten eğer elektrikleri bir şekilde kesmeyi başarılarsa bile onlar dışarıya çıkamadan askerlere yakalanırlardı Helen bu durum için çok yaratıcı bir fikir bulmuştu tellerin bir az ilerisinde yüksek bir tepe bulunuyordu orada karşı tarafa bir ip atılırsa çok az mesafe bile olsa tellerin üstünden geçme şansları vardı ilk giden olmak için Gece gönülü oldu yavaşça tellere yaklaştı kıl payı bir şekilde geçmeyi başarmıştı Helen Gece'nin arkasından Melis ve Gizem'i gönderdi ama bir sorun vardı zaten her zaman bir sorun olmazmı kızlara oranla erkeler daha ağırdı bu yüzden ip daha çok aşağıya iner ve tellere temas ederlerdi asıl zor görev şimdi başlıyordu
Gece bir uyumadan önce Bir askerden gizlice aldığı silahı ateşledi askerler sesi duydukları anda silahlarına sarıldılar Gece hızlıca kayb oldu askerlerden iki kişi yavaşça ileriye çıktı biraz ilerdekten gözden kayb oldular ve geri dönmediler komutan bunun üzerine iki kişiye daha ileriye çıkması için emir verdi giden askerler geri dönmediği için askerler tedirgin bir şekilde gittiler bir süre sonra askerlerden biri ilerlemeye geri döndü komutan bağırdı.
-Ne oldu orada diğerleri nerede?
Askerin arkasından birden ateş açıldı askerler karşılık verdiler Gece bağırdı şimdi!
Gizem ve Melis birden ortaya çıktı ve ellerindeki bombaları fırlatılar. Yani fırlatmaları gerekiyordu ama Melis bombasının pimini bir türlü çekemedi Gizem sinirli bir şekilde bağırdı.
-Atsana şunu!
Melis bombanın pimi ile uğraşırken
-Olmuyor! Pimi sıkışmış!
Gizem
-Bu andan sonra atma zaten bizimkiler geliyor.
Bütün bunlar olurken Helen, Barış ve Sinan askerlerin kaldığı yerin kapısını bulabildikleri her şey ile kapatmışlardı Helen kapının önüne geldiği anda eline askerden birinin megafonunu alıp korkudan dışarıya çıkmayan çocuklara seslendi.
-Kaçmayı düşününen varsa kapiy
kapıya gele bilir ama acele edin sadece beş dakikanız olduğunu unutmayın!
Doktor onları nehrin kenarında bekliyor olmalıydı gerçektende araba oradaydı Gece arabayı uzaktan gördüğü anda durdu.
-Bir saniye bu çok kolay olmadımı?
Bir anda doktorun arkasındaki askerleri gördüler.
Silahlar onlara çevriliydi Helen doktorun gözleriniz içine bakıyordu komutan:
-Evet çocuklar simdi yavaşça buraya yaklaşın.
Hepsi Helen'e bakıyordu Helen kısık bir sesle
-Bana güveniyor musunuz?
Hepsi başı ile onaylandı Helen yavaş adımlarla onlara yaklaşınca diğerleride onu izledi komutan bis bis sırıtıyordu belli bir yakınlığa ulaşınca Helen
-Doktoru bırak bende yanına geleyim.
Adam doktoru kolundan tutup Helen'nin yanına getirdi Doktor
-Birisi haber vermiş çok üzgünüm çocuk...
Adam birden doktoru aşağıya göle attı Helen tam o anda Barışın elinden tutup nehre atladı onların arkasından ise diğerleri komutan ateş emri vermişti sonra düştükleri yüksekliğe ve azgın akan nehre baktı.
-Bu kadar güçlü bir akıntıdan kurtulmaları mucize olur.