İçeriğe geç

Maskeler ve gerçekler

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Maskeler ve gerçekler

Bölüm 6

4.Bölüm: Sınav

Sınav için herkes çok heyecanlıydı en son çektikleri açıdan sonra korkmaları normaldi ama Helen'nin içinde değişik bir tedirginlik vardı sanki kötü bir şey olacaktı Barış bunu fark etti ve Helen'nin elini tutu bu normalde Helen'i sakinleştirirdi ama bu sefer içindeki his artmıştı bir anda gözlerinin önünden ani sahneler geçti Helen o an düşecek gibi oldu ama kendini toparladı Barış bunu fark etmişti.

-İyimisin?

Helen başını iki yana saklamıştı sıcak güneşin altında saatlerce bekledikten sonra sıra sonunda Helen'e gelmişti terden tüm kıyafetleri ıslanan Helen yavaşça bahçeye kurulan çadırın içine girdi içeriye girdiği gibi soğuk yüzüne vurdu vücudu irkildi ve üşümeye başladı ama Helen bunu beli etmemeye çalışıyordu doktor onu gülerek karşıladı.

-Hoş geldin Helen.

Helen gülümsedi.

-Burası bu kadar soğuk olmak zorundamıydı?

Doktor güldü.

-Bana değil Helen sadece sana soğuk.

Helen şaşkın bir şekilde doktora baktı.

-Bu da ne demek?

-Bir kaç gündür emeklerinize özel bir ilaç katıyorduk ve son dört saatir yaz güneşi artı yapay nem ve ısıtıcının atında bekliyorsun burası ise kılimali ve normal.

Helen

-teste başlamak için ne bekliyorsunuz?

Vücud ısın tam şu anda gereken sıcaklığa düştü geç ve sandalyeye otur.

Helen sandalyeye oturdu yukarıdaki şeffaf kubbe kapanırken.

-Vücud ısım kaç derece olmalıydı ki?

Doktor gülerek tam olarak doksan beş derece, ilaçlar yüzünden his etmedin sadece şimdi ise kubbe sayesinde vücudunu eksi on derceye kadar soğutucaz doktor bunu söylediği esnada Helen'nin eleri koltuğa kelepçelendi doktor kubbenin dışında kontrol etiği robot ile normalin çok üstünede bir büyüklüğe sahip olan bir iğneyi Helen'e yaklaştırdı Helen iyice korkmaya başlamıştı ellerini kurtarmaya çalıştı ama bu mümkün değildi boynuna doğru Yaklaşan iğneye baktı kendini geri çekip bağırdı.

-Buda nedir! Ne oluyor lan!

Doktor işine baya odaklanmıştı gözünü robottan ayırmayarak

-Bu normal bir şey korkma tabi senden önce bu teste giren iki yüz kişiden elli kişi kurtuldu otuz kişi ise komada Helen

-Sen şakamı yapıyorsun!

Doktor gülerek.

-Merak etme sen bu haftalık son kişisin.

Kubbenin içi artık dayanılmaz bir soğukluğa ulaşmıştı Helen titriyordu şırıngadaki sıvı çok yavaş bir biçimde Helen'nin boynundan içeriye enjekte ediliyordu Helen'nin nefesi kesilmeye başladı vücudunu artık hareket etiremiyordu gözlerini çadırın dışına çevirdi gözlerini kapatmadan önce gördüğü son şey ise Barış'ın elindeki yüzük oldu tamamen gümüş kaplama üzerinde Kılınç işareti olan bir yüzüktü.

Biraz sonra Helen gözlerini açtı tamamen yeşil bir tepenin üstündeydi tepenin üzerinde her renkten çiçekler vardı Helen kafasını çevirince yanında Barış' ı gördü barış tüm masumluğu ile ona bakıp gülümsüyordu Helen Barış' a döndü birbirlerinin elinden tutular. Barış

-Burası en az senin kadar güzel sevgilim.

Helen gülümsedi.

Barış ellerini Helen'nin saçlarının arasında gezdirdi Helen çok mutluydu birden içini bahçede his ettiği tedirginlik kapladı Helen Barış' tan uzaklaştı Barış

-Daha önce bana söylemek istediğin bir şey var mı sevgilim?

Helen geriye doğru bir kaç adım attı.

-Sen Barış değilsin!

Barış bir an şaşırdı.

-Bu ne demek Helen benim işte sevgilin.

Barış asla bana sevgilim demedi ismimin onun için özel bir anlam ifade ettiğini söylerdi hep.

Barış'ın yüz ifadesi değişti ellerini Helen'nin yakasına yapıştırdı ve onu aşağıya itti Helen yeşil tepeden aşağıya yuvarlanırken kendini zifiri karanlık bir yerde buldu göz gözü görmüyordu ama Helen etrafında dolaşan bir şeylerin olduğundan emindi birden ensesinde bir nefes his etti arkasını döndüğünde ise arkasında kimse yoktu. Ensesindeki nefes konuşmaya donust

dönüştü

-Sevgilim.

Helen

Arkasını dönünce Barış 'ı gördü o an donup kaldı bir anda tepelerinde bir ışık yandı burası bir bodrum katıydı Barış Barış gibi bakmıyordu sanki farklı biriydi gözlerinde tarif edilemez bir nefret vardı elindeki silahı Helen'nin kalbine dayadı ve ateşledi Helen yere bir suyun içine düştü o sırada Melis'i gördü birisi Melis'e

-Bunu yapma lütfen uyuyan şeytanı uyandırma.

Melis'in yüzünde ise sinsi bir bakış vardı sonra çok parlak bir ışık ve Helen gözünü beyaz bir odada açtı karşısında devasa mavi bir ekran vardı ekran

-Veri analizi Başlıyor lütfen bekleyin.

Helen'nin etrafını bir ışık kapladı ekran

-Algılanamadı lütfen tam isminizi söyleyin.

-Helen Karasu.

Ekran kırmızıya döndü Helen'nin etrafındaki ışık yakıcı lazerle dönüştü Helen ne olduğunu anlamadan kolunda keskin bir acı his etti tam o sırada uyandı Barış,Gece, Melis, Sinan ve onun başına bekliyordu koltuktan kalktı kolunda derin bir yara vardı şaşkın bir şekilde

-Her şey rüya değilmiydi?

-öyle olması gerekiyordu ama senin durumunda biraz farklı oldu kolundaki yarayı kimseye gösterme seni ve arkadaşlarını buradan çıkarmam lazım yoksa en geç üç gün içinde seni öldürürler.

Bölüm sonu

2 yorum