Askerler binaya doğru ilerledi yerde yaralı duran bir asker vardı güçlüle elini kaldırıp.
-Komutanım...
Adam bir anda silahını çekip kendi askerini öldürdü diğerleri duygususuz bir şekilde üstünden geçip gittiler çocukları kapatıkları binadan çıkardılar içeriden gözlüklü kahve rengi gözlü kumral saçlı bir kadın komutanın yanına geldi.
-Denekler dışarıya salındımı Ferman?
Ferman gülümsedi.
-Eğer ölmedilerse, evet kendileri kaçtılar sanıyorlar.
Doktor ellerindeki kağıtlara baktı Barış,Melis,Gizem, Gece,Sinan ve Helen.
Doktor Helen'nin raporlarına gelince bir an durakladı sinirle kağıtları eliyle sıkıştırdı Ferman
-Ne oldu Zeynep?
Zeynep binaya doğru koşarken bağırdı.
-Elimizden mutatlar kaçırmış olabiliriz!
Ferman şaşkın bir biçimde Zeynep'in arkasından koştu ve ona yetişi.
-Bu olmaz hepsinin dosyası elimizdeydi ilacın etkisinde oldukları gün numuneleri bizzat ben aldım ayrıca hiç biri verilen ilaca tepki vermedi!
Zeynep elindeki dosyayı Ferman'a uzatarak
-Birisi dosyaları değiştirmiş dün elimde olan dosya bu değil birisi resmen bizimle dalga geçmiş ayrıca dosyada henüz anlamadığım bir farklılık var çabuk bana düneyin elimde olan dosyayı bul!
Ferman hızlı bir biçimde arşive gitti o sırada Helen ve Barış ve Gece suyun içinde çırpınıyorlardı Helen bir ağaç dalı görmüştü Barış Helen'i Gece'de Barış'ı tutmuştu ama akıntı çok güçlüydü Helen zorlukla tutunuyordu.
-Sinan,Melis veya Gizem' i göreniniz var mı?
Akıntı her birini farklı bir tarafa savurmuştu Helen bir süre sonra dalı bıraktı tekrar sürüklenmeye başladılar biraz sonra güçlüle olsada karaya çıkmayı başardılar nerede oldukları hakkında hiç bir fikri yoktu havanın soğukluğu ise cabası kendilerini birden kendilerini bir ormanda bulmuşlardı Gece kolarını ovuşturarak
-Çok soğuk değil mi?
Helen kafasını sallayarak.
-Evet evet öyle ama bunu düşünmeyi bırakmamız gerek hızlı bir şekilde sığınak bulup ateş yakmalıyız.
Ormanın içinde büyük bir ağacın içindeki boşluğa sığınmışlardı ama ellerinde ateş yakacak malzeme yoktu hepsi hala soğuktan titriyordu.
Komutan onları bulmak için çok yaratıcı bir çözüm bulmuştu boyunlarına bağladığı bombalar ile sürüleri silahlandırmıştı Helen ve sürünsünü canlı bir şekilde getiren sürüyü beş yıldan muaf tutup evlerine yüklü bir miktar para ile göndericeğini söyledi ama kaçmaya çalışan olursa Boynundaki bomba infilak edecek ve kafası kopacaktı artık peşlerinde hem bir ordu hemde bir çok sürü vardı Helen'lerinde durumu pek iç açıcı değildi soğuk maruz kaldıkları için hipotermi geçirmek üzereydiler Barış ve Gece kendinde değildi Helen Barış'ı uyandırmaya çalışıyordu artık gücü tükenmek üzereydi gözleri kapanmadan önce bir siluet gördü.
Tüm sürüler onları arıyordu ama nehre atlamadıkları için izlerini sürmek hiçte kolay değildi onları takip etmek için nehre atlayanlar bile vardı ama bu hiç akılıca değildi doğrusu askerler ise doğru iz üzerindeydiler ağacı bile bulmuşlardı içeriye girdiklerinde ise kimse yoktu Ferman tam o sırada Zeynep'ten bir telefon aldı.
-Ferman tutarsızlığı buldum iki raporda Helen'nin parmak izleri farklı ama DNA'ları aynı!
Helen gözlerini açtığında kendini yatağa bağlı bir şekilde buldu şaşkınlıkla kendini kurtarmaya çalıştı
Tam o sırada kapı açıldı içeriye uzun boylu siyah gözlü siyah saçlı bir adam girdi üzerinde ise bir takım elbise vardı Helen:
-Sende kimsin! Arkadaşlarım nerede?
Adam konuşmadı elindeki tuşa basarak yatağı dik konuma getirdi Helen bağırarak.
-Soruma cevap ver! Arkadaşlarım nerede!
Adam ışıkları açtı Helen'nin göz bebekleri büyüdü Barış camın karşısındaki odada zincirliydi Helen:
-Ne yaptınız ona! Konuşsana be adam!
Adam Helen'nin kulağına eğildi.
-Arkadaşının bulunduğu oda beş dakika içinde zehirli gazla dolacak eğer onun ölmesini istemiyorsan buradan zamanında kurtulup camı kırman gerek iyi şanslar.
Adam odadan çıkarken Helen bağırıyordu.
-Bunu nasıl yapmamı bekliyorsun? Bu imkansız!
Adam kapıyı kapatıp kilitledi Helen Barış'a baktı Barış hareket etmiyor tepki bile vermiyordu oda yavaşça duman ile kaplanmya başladı Helen kurtulmak için uğraşıyordu ama bu imkansızdı yatağa deri kemerler ile bağlıydı odayı dumanlar kaparken Barış kafasını kaldırıp Helen'e baktı Helen hızlı hızlı nefes almaya başladı kalp atışları hızlanmaya başladı etrafına bakmaya başladı kitaplığın üstünde cam bir şişe gördü yatağı devirip kitaplığın üstündeki şişeyi kırdı eline bir parça aldı ama kemerleri kesmeye başladı ama bu çok uzun sürüyordu tek elini çözdükten sonra zamanı kalmadığını anlamıştı içeri artık dumandan görünmüyordu derin bir nefes aldı ve ayaklarında çözdü ama diğer eli zincirlenmişti yatağı cama doğru savurdu ama tüm gücü ile ama cam kırılmadı tam elini cama dayadı ve dizlerinin üstüne cöktü artık yapacak bir şeyi yoktu tam o sırada Barış'ın sesini duydu.
-Helen vazgeçme Helen!
Helen ayağıya kalktı ve kapıya vurmaya başladı kapı kırıldığı anda kendini dışarıya attı ve yan odaya geçti oranın kapısı saf demirdendi Helen odaya geri döndü bir yol aramaya başladı tam o sırada derin bir nefes aldı sakinleşti elini cama deydirdiği anda cam kırıldı Helen hızlıca odaya geçti ve Barış'a baktı tam Barış' ı çözeceken durdu Barış'ın gözlerinin içine baktı.
-Bu sen değilsin!

