Helen arkadaşları ile içeriye girdi bu kapının eşiğinden bir kez içeriye girince bir daha dışarıya çıkmanın imkanı yoktu beş yıl sürecek olan macera artık başlamıştı Helen kendi ekibine sahip olduğu için çok şanslıydı burada gurup, takım, birey, lider kelimeleri kullanılmazdı takım sürü, lider alfa, yalnızlar ise omega olarak adlandırılırdı insan hayatının bir önemi olmadığı insanların hayvanlaştırılmasından beliydi Helen kendi sürünsün Alfasıydı sürüsünde Barış, Sinan , Gizem ve Melis vardı bir sürüyü oluşturmak için en az üç kişiye ihtiyacın olurdu yoksa herkez seni kolay lokma olarak görür ve seni bitirmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Barış ve Helen arasında özel bir bağ vardı birbirlerini uzun zamandan beri delicesine seviyorlardı bundan sürünün diğer üyelerininde haberi vardı Barış uzun boylu siyah saçlı siyah gözlü beyaz tenli biriydi saçları kulaklarına kadar uzundu zaten saçlar Helen'nin isteği üzerine uzatmıştı. Kenan Barış'ın üvey kardeşiydi üvey olmalarına rağmen bazı küçük kavgalar dışında bir birleri ile çok iyi anlaşırlardı. Gizem Helen'nin çocukluk arkadaşıydı yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi Helen'nin her şeyini bildiğini düşünürdü. Melis zengin bir ailenin tek kızı olduğu için şımartılarak büyümüştü ailesi sınava katılmaması için kefaret vere bilirdi ama şımarık tavırları yüzünden istemeyerek sınava gönderildi yani zengin kesimden olanların parası olduğu için hayata kalma şansıda vardı ama orta ve düşük gelirli ailelerin evlatlarını göndermekten başka çaresi yoktu kaçaklar anında tespit edilip ya sınava gönderiliyor yada öldürülüyordu. Tek sıra halinde bir odaya giriyorlardı odaya yaklaştıkça çığlık seslerinin arttığını fark ettiler Helen Barış'ın elini sıkıca tutmuştu ne olduğuna bir anlam veremiyordu Barış yavaşça kulağına eğildi.
-Merak etme babam bunun ne olduğunu söylemişti doğumumuzda kulağımızın arkasına takılan çipi çıkartıyorlar.
Helen biraz düşündü
-Demek kaçakları bu şekilde yakalıyorlardı hayatımız boyunca bir cip ile izlenmek çok ürkünç.
Sinan arka sıradan kısık bir sesle
-Ne kadar sakin kalırsan canın o kadar az yanar bunu unutmayın üstelik bu sakinlik size puan olarak yansır yani tek olay sakin kalmakta.
Sıra Helen'e gelmişti Helen derin bir nefes alıp odaya girdi oda tamem beyaz fayanslar ile döşenmişti odanın ortasında bir cerrahi sandalye bulunuyordu sandalyenin yanında bir kadın duruyordu bir duvarın yarısında ki ayna dikkat çeken pekte bir şey yoktu Helen sakince ilerledi ve sandalyeye oturdu doktor gülerek.
-Söyle bakalım bir sürünün içindemisin?
Helen nefesini kontrol etmeye çalışırken.
-Evet bir sürüm var.
Kadın şaşırmışa benziyordu.
-Senin sürünmü bir alfasın yani?
-Evet neden bu kadar şaşırdınız ki?
-Kadın alfalar çok nadirdir.
Kadın eline bir iğne aldı içinde çok az ilaç vardı Helen
-O kadar ilaç ne için yani çok az değil mi?
Doktor derin bir iç çekti Helen'nin kulağına yaklaşarak
-Kuralar tatlım kuralar saçma gelse bile sorgulamadan yerine getirmek gerekir bunu sakın unutma kuralar asla esnetilmez ya uyulur yada ciğnenir ciğnenirse biraz sorun olur onu dışında sorun yok.
Helen arkasına yaslandı kadın ilacı damardan verdi biraz sonra eline bir neşter aldı Helen kafasını yavaşça kaldırınca koltuğun kalp atışını ölçtüğünü fark etti kadın neşteri Helen'e gösterdi bir şırınga daha çıkardı.
-istersen bir iğne daha yapa bilirim.
Helen durdu ve düşündü sonra
-kuraları ne oldu acaba?
-Bir iğne daha yapma hakım var.
Helen kadının gözlerinin içine baktı.
-onun için de narkoz yok değil mi?
Kadın şaşırmıştı
-Bunuda nerden çıkardın?
Onun içinde bence uyarıcı var eğer kabul edersem iki katı fazla acı çekicem bu bir sınav ve ben o iğneyi istemiyorum.
-Sen çok zekisin işin çok kolay olacak.
Kadın neşter ile kulağının arkasına derin bir kesik açtı Helen'nin kalp atışı yükselmeye başlamıştı Barış kapının camından içeriye baktı ve gülümsedi Helen ona gülümsedi kalp atışı yavaşça normal duruma indi kadın bunu fark etmişti gülerek
-Hoş çocuk öyle değilmi?
-Evet evet öyle.
Kadın işini bitirince çipi Helen'e gösterdi Helen şaşkına dönmüştü.
-Doğduğumdan beri kafamın içinde olması çok değişik değil mi?
-evet bu çok tuhaf bende seninle aynı duygulardaydım hadi artık gide bilirsin zaten tekrar görüşeceğiz.
Helen dışarıya çıkınca Barışın kulağına fısıldadı ikinci iğneyi kabul etme Barış içeriye girmeden önce Sinan'ı Sinan'da kızları uyardı. Ama başına buyruk Melis acı çekmemek için kabul etti ama daha fazla acı çekti bu acı sanki neşteri etine saplayıp çok yavaş bir şekilde aşağı ve yukarı hareket etiriyordu neşteri çektikten sonra bu acı hala devam ediyordu.
Helen Melis'i görünce sözünü dinlemediğini anladı kafasını iki yana sallayarak
-Ah be Melis sözümü dinlemedin değil mi?
Melis çok yorgun görünüyordu terlemişti acı yüzünden sinirliydi.
-Sen ne saçmalıyorsun? Hı bir siktir git ya senin yüzünden bu haldeyim zaten!
Helen sinirlenmişti ama tepki vermedi Melis'in acı çektiğini biliyordu laflarını ona bağladı her sürünün kendine özel odası vardı herkes odalarına dağıldı akşama doğru Melis kendine geldi Helen.
-Daha iyimisin artık?
Melis hala sinirliydi Helen'nin yakasına yapıştı
-Senin yüzünden buradayım senin yüzünden acı çekiyorum sen ne biçim lidersin nasıl bir Alfasın?
Helen Melisin eline baktı mavi gözlerinde ölüm bakışı vardı Melis'in yüzüne baktı Melis yutkundu Helen Melis'in elini sıkıca kavradı Melis Helen'nin yakasını bıraktı ve bağırdı.
-Bırak canımı yakıyorsun! Helen!
Helen Melis'e yaklaştı
-Bana bak burada olmanın sebebi ne benim nede sürüdeki başka biri suçlusu sensin eğer ailenin yanında insan gibi davransaydın böyle olmazdı onlar senin kefaretini öderdi sende gül gibi evinde otururdun acı konusunda beni suçlaman senin tam bir geri zekalı olduğunu gösteriyor.
Melis bir kelime daha söyleyeceken Helen onu susturdu
-Eğer tek bir kelime daha edersen seni sürüden atarım bir omega olarak ise bir gün bile hayata kalamazsın yani sus.
Melis yatağına uzandı ve arkasını döndü herkes şaşkına dönmüştü kimse Helen'nin bu kadar ciddileşe bileceğini tahmin etmemişti Barış Helen'nin yanına gidip onu biraz sakinleştirdi bir süre sonra odalarının kapsı açıldı yemek getirilmişti odaya girdikten sonra bir daha çıkmam mümkün değildi kameralar devre dışı olana kadar tabi Her kez diken üstündeydi Helen kapıyı kilitledi ilk gün sadece omegalar için tehlikeliydi öylede olmuştu sayıları azalmıştı geriye çok az omega kalmıştı Helen koridorda dolaşırken yüzünde ve boynunun etrafında derin kesikler olan bir kız gördü elleride kesikler ile kapalıydı Helen yanına oturdu kız korkmuştu kendini geri çekti Helen nazik bir ses tonuyla
-Korkma sana zarar vermek isteseydim yanına oturmadım adın ne?
-Gece.
Helen gülümsedi
-galiba bir omegasın.
Gece başını salladı Helen gecenin bu kadar yaraya rağmen hiç bir şey olmamış gibi davranmasından etkilenmişti.
-Canın yanmıyor mu?
Gece gülümsedi
-yanıyor alışkınım ben merak etme.
Helen ayağıya kalktı
-Artık benim sürümdensin.

