İçeriğe geç

MARKA AVCISI

Bölüm 3 · 5 dk okuma

MARKA AVCISI

Bölüm 3

Aynı Yolda İki Kişi

Yazar notu: Kendimi tutamadim yazdım yine iki bölüm her gün bir bölüm yayınlarım herhalde. Lütfen desteğinizi esirgemeyin.

K.Sayısı: 879

Başvuruyu gönderdikten sonra Camille’in içinde garip bir boşluk kaldı. Ne tam bir heyecan vardı ne de pişmanlık vardı, daha çok bekleme hissi gibi arada kalmış bir his.

Okul çıkışı Léa ve Milo’yla her zamanki masalarına oturduklarında hava serindi, kahveler yarıya kadar içilmişti.

“Başvurduk yani?” dedi Léa, telefonu masaya bırakırken.

“Evet.” dedi Camille.

Milo hafifçe gülümsedi. “Şimdi asıl stres başlıyor." Camille omuz silkti.

“Zaten stres hiç bitmiyor ki.” Léa ona döndü.

“Neler koydun sen dosyana, bahset artık.”

Camille kısa bir an durdu. “Kendimi.”

Milo güldü. “Baya iddialısın sanki.”

“İddia değil. Deniyorum.”

“Nasıl bir şey yaptın?”

Camille çantasından küçük bir kart çıkardı ve anlatmaya başladı.

“Katmanlı bir koleksiyon.” Arkadaşları dikkat kesildi.

“İlk parça ışığa göre renk değiştiren ince bir ceket. Bazen gri bazen soluk lavanta. Bazı açılardan da neredeyse yok gibi.”

Milo kaşlarını kaldırdı.

“Bu baya şiirsel olmuş.”

Camille devam etti: “İkinci parça sert dış yüzeyli ama içi yumuşak bir etek. Dışarıdan dikkatli ve sert, içeriden karışık gözüküyor."

Léa hafifçe başını salladı.

“Tam senlik koleksiyon.”

Camille bunu duyar gibi oldu ama üstünde durmadı. “Üçüncü parça ise insanın kendini sarıp açabildiği bir üst. İstediğin kadar görünüp istediğin kadar saklanabilirsin.”

Bir an sessizlik oldu. Milo kartı geri verdi. “Seçilirsen bu iş dikkat çeker.”

Camille cevap vermedi. Çünkü seçilmek hâlâ çok zor bir ihtimal gibi duruyordu.

Akşam olduğunda Camille dışarı çıktı. Kulaklığını taktı ama müzik açmadı; sadece şehrin sesini kısmak içindi. Köprüye doğru yürüdü. Paris akşamları hep aynıydı ama insanı her seferinde başka bir düşüncenin içine sokardı. Köprüye vardığında durdu ve suya baktı.

“Hep burada mi durursun?” Camille başını çevirdi. Yanında duran kişi yabancıydı. Gençti. Sade giyimliydi. Elini cebine koymuş, köprüye yaslanmış rahat bir şekilde duruyordu. Camille kısa bir bakış attı.

“Bazen.”

Çocuk gülümsedi. “Ben de bazen.”

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra çocuk biraz çekinerek ekledi.

“Ben Adrien.”

“Camille.”

Tanışma burada kaldı. Ne daha önce bir geçmiş vardı ne de "seni tanıyorum” hissi. Sadece iki yabancıydılar. Adrien köprünün demirlerine yaslandı, suya baktı.

“Burası iyi bir yer aslında.” Camille başını salladı: “Evet.” Adrien hafif güldü.

“Benim görüşümle insanlar buraya gelince ya ayrılık düşünüyor ya da çok büyük kararlar.”

Camille ona baktı. “Sen ne düşünüyorsun?”

Adrien omuz silkti. “Ben sadece temiz hava alıyorum.” Bu cevap Camille’i gülümsetti. Bir an sonra Adrien tekrar konuştu ama bu kez daha dikkatli görünüyordu.

“Bugün başvuru yaptın mı?”

Camille gözlerini kıstı. “Bunu nereden biliyorsun?” Adrien hemen ellerini hafifçe kaldırdı.

“Yok yok, bilmiyorum. Tahmin ettim.”

Camille kaşını kaldırdı. “Nasıl yani?”

Adrien gülümsedi, biraz utangaç ama samimi: “Okul çevresinde herkes aynı şeyden bahsediyor ya… proje, seçim, moda haftası falan filan. Sen de… hani böyle bakınca ‘bu işin içinde olabilecek biri’ gibisin.”

Camille bir şey söylemedi. Adrien aceleyle ekledi.“Yanlış mı?”

Camille kısa bir nefes verdi.

“Doğru.”

Adrien rahatladı. “E tamam o zaman.” Sonra ekledi:“Ben de başvuru yaptım.”

Camille bu kez gerçekten ona döndü.

“Sen de mi?”

Adrien başını salladı.

“Evet, bu üniversiteler arası moda projesine.”

Kısa bir sessizlik oldu. Bu kez ikisi de daha meraklı bakıyordu birbirine.

“Tesadüf değil bu,” dedi Camille.

Adrien güldü. “Bence de değil.”

Bir süre sonra Adrien yavaşça konuştu.

“Eğer istersen… sana gösterebilirim.”

“Neyi?”

“Projemi. Tam olarak bitirmedim ama… fikir net.”

Camille tereddüt etmedi. “Tamam,olur.”

Adrien’in evi şehrin daha sakin sokaklarındaydı. Gürültü azaldıkça Paris daha sakin görünmeye başlıyordu.

Bina eskiydi ama bakımlıydı. Kapıdan girince hafif bir ahşap kokusu vardı. Merdivenler dar ama temizdi.

“Üçüncü kat,” dedi Adrien.

İçeri girdiklerinde Camille önce sessizliğe dikkat etti. Büyük bir pencere vardı; ışık doğrudan değil, kırılarak içeri doluyordu. Duvarlarda çizimler, kumaş örnekleri ve yarım kalmış eskizler vardı. Ortadaki masa dikkat çekiyordu. Üzerinde bir kıyafet vardı. Sert görünen bir dış yapısı ve yumuşak iç katmanları neredeyse akışkan gibiydi.

Camille yaklaştı.

“Bu senin projen mi?”

Adrien başını salladı.

“Evet.”

Camille gözlerini üzerinden ayırmadı.

“Ne anlatıyor?”

Adrien kısa bir an sustu. Sonra daha yumuşak bir sesle söyledi:

“Güçlü görünmeye çalışırken içeride kırılan şeyleri.”

Camille hafifçe başını eğdi.

“Bu… yansıtılması zor bir fikir.”

Adrien gülümsedi.

“Evet.”

“Zor olan şeyler genelde en gerçekci olanlar değil mi zaten?”

Camille ilk kez o anda Adrien’e daha uzun baktı. Sonra gözleri tekrar odasına döndü. Adrien'ın mantar panosundaki eskizlerine, önemli notlarına göz attı.

"Eksizlerin çok temiz. Ne zamandır bu 'konsept' üzerine çalışıyorsun?"

"Aslında bu fikri lise zamanlarımdan beri düşünüyorum. İki yıldır da elde tutulabilecek bir hâle getirmeye çalışıyorum."

Camille anladığını belli edercesine başını salladı. Gözleri bu sefer de masanın üstündeki kumaşlara kaydı. Kumaşın dokusunu inceledi.

"Ya sen Camille? Senin konseptin ne?" Adrien bu garip sessizliği bozdu. Camille elini kumaşlardan çekip masanın yanındaki sandalyeye oturdu. Gözleri bu sefer de Adrien'e döndü. Adrien odasının ortasındaki küçük hilal şekilli sırtsız kanepeye oturmuş kendisine bakıyordu.

"Aslında seninkiyle benzer, ben de aynı fikirle yaklaştım."

"Bu ikimizde onaylanırsak takım olacağımız anlamına mı geliyor?"

"Aslında... onaylanma kısmını atlattıktan sonra ne olacağını hiç düşünmedim."

"Benzer dememiş miydin? Ben kendime ve tasarımlarıma güveniyorum eğer beni seçerlerse seni de seçerler diye düşünüyorum."

"Bilmiyorum, dediğim gibi düşünmedim."

"Kendine ve ellerine güven Camille. Düşün, eğer seni seçerlerse yüz yüze görüşmelerle, toplantılarla nasıl başa çıkıcaksın?"

"Haklısın, sanırım fazla geriyorum kendimi."

"İkimizde seçilirsek takım olmayı seve seve kabul ederim."

Camille cevap vermedi. Bakışları yere döndü. Kısa bir sessizliğin ardından Adrien ayağa kalktı. "Evine kadar bırakmamı ister misin?"

"Hayır, sorun değil. Tek dönebilirim."

"Dürüst olalım, yolu bildiğine emin değilim. En azından caddeye kadar sana eşlik edeyim."

Camille mahcup şekilde gülümsedi. Beraber kapıya çıktıklarında Paris'i sadece ayın yansıttığı ışık aydınlatıyordu. Yavaşça yürümeye başladılar. Yol boyunca sessiz bir yolculuk sürdüler.

Oneri veya yorumlarınız:

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.