İçeriğe geç

Maral

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Maral

Bölüm 10

Abim

Annem o gün işten izin almıştı. Bu yüzden onunla zaman geçirmem lazımdı. Aras’tan özür dileyerek planımızı iptal ettim. Annemle bir kafeye gidip kahve içerken anneme döndüm. “Sizin yüzünüzden gitti.”

Annem salağa yattı. “Abim, sizin yüzünüzden gitti!”

”Anneciğim, onun iyi bir kariyeri olduk istedik tamam mı?”

Annemle tartışırken asla ihtimal vermeyeceğim bir şey oldu. Abim beni aradı. Hemen açtım telefonu.

”Prenses, çok özür dilerim senden. Seni arayamadım ama sana güzel bir haberim var. Türkiye’ye döndüm. Havaalanındayım.”

Telefon hapörlordeydi ve dolayısıyla annem de duydu.

”Oğlum!”

”Anne, sadece Maral gelsin.”

”Oğlum, bir kerecik yüzünü göreyim, lütfen!”

”Peki, üçünüzde gelin.”

Telefonu kapattıktan sonra annem hemen babamı aradı ve babamda bu habere çok sevindi. Hep beraber yola koyulduk. Hava limanı çok uzakta değildi bize. Yarım saat içimde oradaydık. Abim orada bir köşede oturmuş, kalemiyle bir şeyler karalıyordu defterine. Koştum ve sıkıca sarıldım ona.

”Seni çok özledim abi.” dedim ağlamamı tutamayarak.

”Bende seni prenses.” dedi o da ağlayacaktı ama annem ve babam olduğu için ağlamadı.

Annem ve babam sarılmak için gelse de abim onlardan hızlı davranıp elini uzattı. İkisiyle de el sıkıştı. “Eee, oğlum hangi rüzgar attı seni buraya?”

Az sonra abimin yanına bir kadın geldi. “Bu Alice. (Alis diye okunuyor.) Benim sevgilim ve biz onunla nişanlanıp Türkiye’de yaşamaya karar verdik. Sonra kasına dönüp annemi, babamı ve beni tanıttı: Alice, this is my father Caner, this is my mum Beyza and this is my cute little princess Maral.

Alice, anne ve babamın elini öptükten sonra bana sarıldı ama hiç abiminki gibi değildi, beni sevmemişti ve bende onu sevmeyecektim.

Tam gidecekken Alice annemleri durdurdu ve abime döndü. “My parents are their now!!!”

“Oh, I’m sorry babe. I just forgot it.”

”No problem my love.”

Az sonra bir kadın ve bir erkek anne ve babamla el sıkıştılar. Arabaya binip bizim eve geçtik. Orada aileler tanışıyordu. Bir süre sonra Alice yanıma geldi. Telefonundan çeviriyi açtı ve bir şeyler yazdı. Annem ve babam da Türkiye’ye taşınacak senin yaşında bir kız ve bir erkek kardeşim var. Onlarla mutlaka tanışmalısın.

”I know English well. You do not need to translate everything.”

”OK. Honey. Bye!”

”Bye.”

Biraz telefona bakayım derken Aras’tan tam 64 tane mesaj geldiğini gördüm en son ki mesajlara geldiğimde eve gelmişsin, hadi gezelim. Yazıyordu. Onu aradım ve bizim evin önüne geleceğini söyledi. 5 dakika sonra kapımızdaydı. Annemlere çıktığımı söyledim ve çıktım.

“Abim evlenecek.”

”Geldiği gibi mi?”

”Evet…”

Beni daha önce hiç gitmediğim bir tatlıcıya götürdü. Tatlıları enfesti. Çantamı karıştırdım ama yok cüzdanım evde kalmış. Aras benim tatlımı ödeyince baya utandım.

”Yarın getiririm.”

”Sakın getirme. Bu seferlik benden olsun. Anlaştık mı?”

”Anlaştık.”

”Eee, gelini sevdin mi?”

”Hayır, çok soğuk.”

”Hey, insanları hemen yargılama! Beni yargılandığın o günü hatırla ve bugüne bak!”

Kıkırdadım ama Aras’ın haklılık payı vardı.

”Kız ve erkek kardeşi de gelecekmiş.”

”Bak işte. Okul dışında da arkadaşların olacak.”

”Doğru söylüyorsun Aras.”

”Ben her zaman doğru söylerim güzelim.”

”Aras yanlış anlama ama…”

”Güzelim dememi istemiyorsan sıkıntı yok Maral…”

”Yani bir ilişkimiz var gibi konuşmak biraz…”

”Yok mu zaten?” diye mırıldandığına yemin edebilirim ama kanıtlayamam.

“Aras, saat epey geç olmuş. Bende senin tavsiyene uyup şimdi Alice’i tanımam gerek. Eve gidelim mi?”

”Sen nasıl istersen Maral.” Sesinde enerjisi yoktu artık.

Eve yürüdük hem de gram konuşmadan ve ben ilk defa Aras’a yalan söyledim. Alice’i tanımadım. Onun yerine uykuyu seçtim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.