İşte o anda anladım...
Bu poşetin normal bir poşet olmadığı kesindi.
Merakıma yenildim.
Teyzeye sordum:
— Teyze, peki içinde ne var?
Teyze omuz silkti.
— Evladım, ben de merak edip açmamıştım. Bana da "karşı apartmana bırak" demişti.
İş iyice gizemli hâle gelmişti.
Tam o sırada arkamızdan İsmail Amca'nın sesi geldi.
— Aferin evlat! Poşet yine turunu tamamladı.
Dayanamadım.
— Amca... Bu poşetin olayı ne?
İsmail Amca derin bir nefes aldı.
— Evlat... Mahallede herkes çok meraklı. İnsanlara ücretsiz eğlence veriyorum.
Bunu söyledikten sonra kahkaha attı.
Poşeti açtı.
İçinden...
Boş bir yoğurt kabı çıktı.
Sadece boş yoğurt kabı.
Teyze sinirlendi.
— Bir gündür bunun için mi dolaşıyoruz?
İsmail Amca gayet ciddi cevap verdi.
— Yoğurt kabı değil o...
Hepimiz sustuk.
— Turşu kabı olarak ikinci hayatına hazırlanıyor.
Mahallede bir alkış koptu.
Neden alkışlandığını hâlâ bilmiyorum.
Tam eve dönecekken mahalle bakkalı koşarak geldi.
— İsmail abi! Sizi her yerde arıyorum!
— Hayırdır?
— Bana geçen hafta emanet ettiğiniz anahtar...
İsmail Amca cebini yokladı.
Bir anahtar çıkardı.
Sonra ikinciyi...
Üçüncüyü...
Dördüncüyü...
Adam resmen yürüyen anahtarlık olmuştu.
En sonunda tam 17 tane anahtar çıkardı.
Bakkal şaşkınlıkla baktı.
— Hangisi benim?
İsmail Amca hiç düşünmeden cevap verdi:
— Bilmiyorum.
— E nasıl bulacağız?
— Deneye deneye.
Adamlar apartmanın önünde yarım saat boyunca kapıya anahtar denediler.
Meğer hiçbirisi o kapının anahtarı değilmiş.
Çünkü...
Bakkal yanlış apartmanın önüne gelmiş.
Tam herkes dağılacakken bu kez mahallede elektrikler kesildi.
Bir çocuk bağırdı:
— Kesin İsmail Amca yaptı!
İsmail Amca şaşırdı.
— Ben ne yaptım?
Çocuk ciddi ciddi cevap verdi:
— Geçen hafta internet gidince de seni suçlamıştık.
— Niye?
— Çünkü sen her şeye geç kalıyorsun. Elektrikler de sana yetişememiştir.
Mahallede kimse buna itiraz etmedi.
Hatta biri:
— Mantıklı.
dedi.
O an fark ettim...
Bizim mahallede mantık emekli olmuştu.
Ve tam eve dönecekken İsmail Amca omzuma dokundu.
— Evlat...
— Buyur amca?
— Senden küçücük bir ricam daha var.
Ben gözlerimi kapattım.
— Bu sefer ne taşıyacağız?
İsmail Amca cebinden aynı boş yoğurt kabını çıkardı.
— Bunu bir tur daha dolaştıralım.
Mahalle ekonomisi buna bağlı.
İsmail Amca benden hızlı yürüyordu.
Nasıl olduğunu hâlâ bilmiyorum. Çünkü adam zaten her yere bir saat geç kalıyordu.