Çünkü adam normalde ekmek almaya çıkıp akşam ezanında dönen bir insandı.
Ama konu boş yoğurt kabı olunca... Resmen olimpiyat sporcusuna dönüşüyordu.
Ben pes ettim.
— Tamam amca... Son kez.
İsmail Amca sırıttı.
— Bunu herkes söylüyor.
Tam yürümeye başlamıştık ki mahalledeki kediler bir anda peşimize takıldı.
Önce bir tane...
Sonra üç...
Beş...
On...
En sonunda sanki kedi mitingi başlamıştı.
Ben korkuyla sordum:
— Amca... Bunlar neden peşimizde?
İsmail Amca gayet sakindi.
— Geçen ay yanlışlıkla yoğurt kabının içine balık koymuştum.
— Geçen ay mı?
— Kokusu hâlâ çıkmamış demek ki.
Tam o sırada mahallede yeni taşınan bir komşu bizi gördü.
— Affedersiniz... Burada ne oluyor?
Mahallenin en yaşlı teyzelerinden biri hiç düşünmeden cevap verdi:
— Gelenek.
Adam daha fazla soru sormadı.
Haklıydı.
Çünkü burada mantık arayan en fazla iki gün dayanabiliyordu.
Derken muhtar elinde megafonla meydana geldi.
— Dikkat! Bir duyurum var!
Herkes toplandı.
Muhtar boğazını temizledi.
— Kim benim gözlüğümü gördü?
İsmail Amca cebini yokladı.
Bir gözlük çıkardı.
Herkes umutlandı.
Muhtar aldı.
Taktı.
Sonra tekrar çıkardı.
— Bu benim değil.
İsmail Amca omuz silkti.
— O zaman birininmiş.
Muhtar sordu:
— Peki bu sende neden var?
— Sahipsiz duruyordu.
Tam o sırada berber koşarak geldi.
— İşte benim gözlüğüm!
Herkes rahatladı.
Ama berber gözlüğü takınca bağırdı:
— Bu da benim değil!
Mahallede yine sessizlik oldu.
En sonunda küçük Mustafa parmağını kaldırdı.
— Belki de gözlük sahibini arıyordur.
Kimse buna da itiraz etmedi.
Hatta bakkal:
— Mantıklı.
dedi.
Ben artık şaşırmıyordum.
Çünkü bu mahallede mantıklı olan tek şey...
Mantıksızlıktı.
Tam eve kaçacakken İsmail Amca yine seslendi.
— Evlat!
— Yine ne var amca?
Bu sefer cebinden küçücük bir not çıkardı.
Üzerinde sadece şunlar yazıyordu:
"Bu kâğıdı okuyunca arka tarafa çevir."
Çevirdim.
Arkasında ise tek cümle vardı:
"Boşuna çevirdin."
O anda bütün mahalle alkışlamaya başladı.
Ben şaşkınlıkla sordum:
— Neden alkışlıyorsunuz?
İsmail Amca gururla cevap verdi:
— Mahallenin yeni üyesi oldun.
— Nasıl yani?
— İlk defa boşuna uğraştırıldın ama yine de sonuna kadar devam ettin.
Teyze yanıma gelip omzuma vurdu.
— Tebrik ederim evladım.
— Ne için?
— Artık sen de bizdensin.
Ben sadece gökyüzüne baktım.
Gökyüzü bile sanki bana şunu söylüyordu:
"Geçmiş olsun."
Ama içimde kötü bir his vardı.
Çünkü İsmail Amca cebine uzanıyordu...
Ve onun cebinden çıkan hiçbir şey bugüne kadar normal olmamıştı...