Mr. Morgan hızlıca etrafa baktı. Odanın artık gerçekten dolmaya başladığı belliydi. Herkes sıkışmış, nefes almak bile zorlaşmıştı.
“Tamam,” dedi kısa bir sessizlikten sonra. “Depo odasındaki dolaplara geçiyoruz. Sessiz ve hızlı.”
Herkes yavaşça ayağa kalktı. Masaların altından çıkan öğrenciler bir süre etrafa bakındı, sonra öğretmenlerin yönlendirmesiyle kapıya doğru ilerlemeye başladı.
Chloe, Zoe ve Hanna birbirine çok yakın yürüyordu. Noah ve Ethan da hemen arkalarındaydı. Maya, Valeria, Oliver ve Olivia ise biraz daha gerideydi.
Koridor artık daha sessizdi ama bu sessizlik rahatlatıcı değildi.
Tam tersi…
Daha kötüydü.
Sanki her ses, bir şeyin yaklaştığını haber veriyordu.
Depo odasına vardıklarında kapı ağır şekilde açıldı.
İçerisi genişti. Duvar boyunca uzanan metal dolaplar vardı. Bazıları kilitliydi, bazıları yarı açıktı. Oda uzun zamandır kullanılmıyordu, toz her yerdeydi.
“Buraya girin,” dedi Mr. Morgan.
Öğrenciler hemen dolaplara yöneldi.
Kapaklar açıldı, insanlar içine girmeye başladı. İçerisi dar ama en azından saklanılabilecek kadar güvenliydi.
Chloe, Zoe ve Hanna aynı dolaba yöneldi. Noah ve Ethan yan dolaba geçti. Maya ve Valeria başka bir dolaba girerken Oliver ve Olivia da hemen karşılarına geçti.
Metal kapaklar yavaşça kapanmaya başladı.
Bir süre sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik uzun sürmedi.
Dışarıdan bir ses geldi.
Ayak sesi.
Yavaş.
Ağır.
Bir kişi.
Sonra kapı açıldı.
Oda aniden daha soğuk hissettirdi.
Kimse nefes bile almıyordu.
Ayak sesleri metal zemin üzerinde yavaşça ilerledi.
Dolapların arasında dolaşıyordu.
Her adım daha yakındı.
Chloe’nin kalbi o kadar hızlı atıyordu ki sesini duyacaklar sanıyordu.
Ayak sesleri durdu.
Tam onların olduğu sıranın yakınında.
Bir sessizlik daha.
Ve sonra…
Metal bir dolaba doğru yavaşça yaklaşıldı.