Dolabın önünde sessizlik uzadı.
Chloe nefesini tutmuştu. Zoe’nin eli titriyordu. Hanna gözlerini kapatmış ama her an irkilecek gibiydi.
Sonra bir ses duyuldu.
Uzakta bir çığlık.
Bir an her şey durdu.
O sesin ardından dolabın kapağı sertçe çekildi.
Metal bir ses oda içinde yankılandı.
Chloe geri çekilmeye bile fırsat bulamadan dolap açıldı.
Işık içeri doldu.
Hepsi bir anda görüldü.
Bir el uzandı.
“Çıkın.”
Söz kısa ve kesindi.
Hiç kimse karşı koymadı.
Dolaptan tek tek çıkarıldılar.
Koridor artık tamamen kontrol altındaydı.
Diğer dolapların kapakları da açılmaya başladı. Aynı anda farklı yerlerde saklanan öğrenciler ortaya çıkarıldı. Herkes birbirine karışmıştı.
Chloe etrafına baktı.
Noah ve Ethan da çıkarılmıştı. Maya, Valeria, Oliver ve Olivia da.
Herkes aynı yöne doğru zorla yönlendiriliyordu.
Kimse nerede olduğunu tam anlamıyordu ama aşağıya indiklerini hissedebiliyorlardı.
Merdivenlerden aşağı inerken ortam daha da soğudu.
Ayak sesleri yankılanıyordu.
Birbirine karışmış nefesler, bastırılmış korkular…
Ve aşağı indiklerinde manzara değişti.
Büyük bir alan.
Zaten toplanmış olan diğer öğrenciler…
Herkes oradaydı.
Chloe’nin kalbi bir an duracak gibi oldu.
Çünkü artık kaçacak yer yoktu.
Sadece kalabalık vardı.
Aynı ses yine yükseldi. "Oturun." Karşı koymadan oturdular.
Emma, Ava ve Sophia'yı kalabalığın arasında görünce rahatlamıştı. Yanlarına oturup fısıldaşmaya başladılar.
Bu fısıldaşma pek uzun sürmedi çünkü sahibini bilmedikleri ses yeniden konuşmaya başladı. "Şu andan itibaren istenilmeyen bir şey yapan ölür."dedi. Kendini gayet net anlatmıştı.
Şimdi yapılacak tek şey sessiz durup konuşmamaktı.