"Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki, rengarenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar."
Mevlana
Başımda ki sızıyla yavaşça gözlerimi araladım. Bana ne olmuştu? Neden yerdeydim, neden bana meraklı gözlerle bakıyorlardı? " Prensesim iyi misin? Bir yerine bir şey olmadı değil mi? Canın yanmıyor değil mi?" Rüzgar neredeyse hiç nefes almadan bunları sormuştu.
"İ-iyiyim... Ne oldu bana?" sesim varla yok arası çıkmıştı. Kafamda hissettiğim acıyla başımı tuttum. Ne olduğunu yavaş yavaş hatırlıyordum. Rüzgarla Ayaz yumruk yumruğa kavga ediyorlardı. Sonra... Sonra korkulu rüyam olan atak yine gün yüzüne çıktı.
Hafifçe doğruldum bana korku dolu gözlerle bakan ela gözlerle karşılaştım. İlk defa bana bu kadar duygu dolu bakıyordu. Bu bakış oldukça tuhaf hissettirmişti. Tam olarak içimde bu duyguyu tarif edemiyordum. Sinir miydi yoksa nefret miydi hissettiklerim?
Yerde oturmuş ellerini dizlerinin üstüne koymuş bir şekilde gözünü ayırmadan bana bakıyordu. Rüzgar nereye baktığıma bakmak için arkasına dönmüştü. " SEN HALÂ BURADA MISIN LAN!?" gözleri ateş püskürüyordu.
Kafamı diğer yöne çevirdiğim de Berkin ile göz göze geldim. Beni öylece yerde görünce koşarak yanıma geldi. "İyi misin?" diye sordu endişeli bir ses ile. Ağrıyan başımı yavaşça salladım. Gözlerimi ondan ayırmak istemiyordum. Eğer gözlerimi ayırırsam gözleri bana küsecekmiş ve bir daha gözlerime ilişmeyecekmiş gibi hissediyordum.
Ayaz benden gözlerini çekmeden sinirli bir şekilde ayağa kalktı. Berkine sinirli bir şekilde göz gezdirdi. Ardından hiçbir şey demeden arka bahçeden hızla çıktı. "Rüzgar neler oluyor?" kafamın içinde tonlarca soru dönüyordu.
"Bir şey olmuyor güzelim sen iyi olduğuna emin misin?" ısrarla sorsam da söylemeyeceğini biliyordum. Bu yüzden fazla uzatmak istemedim. Daha sonrasında Bade'ye sorabilirdim. Berkin hala bana endişe ile bakıyordu. Rüzgar önce Berkini süzdü ardından bana baktı. Kim olduğunu çözmeye çalışıyordu.
Benim aklım hala olan kavgadaydı. Rüzgar Bade ile konuşmak için buraya gelmiş olmaydı. Peki Ayaz nereden çıkmıştı? Rüzgar ve Bade'nin desteğiyle yavaşça ayağa kalktım. Berkin sadece bana bakıyordu. Sakin ve ılımlı bir ses ile "İyi olduğuna emin misin?" diye sordu. " Evet gerçekten iyiyim sadece biraz başım ağrıyor." dedim. Bir şey demesine fırsat vermeden Rüzgar aramıza girdi ve elini Berkine doğru uzattı. "Rüzgar ben Derin'in en yakın çocukluk arkadaşıyım." dedi.
Ses tonu yanlış bir hareketini görürsem bittin der gibi bi hali vardı. Alttan alttan uyarıyordu. Etrafımda ne zaman birini görse zaten aynısını yapıyordu. Berkin'e özel bir durum yoktu. Berkin önce Rüzgara sonra uzattığı ele bakıp elini sıktı. "Berkin bende memnun oldum." dedi sakin bir ses ile. Rüzgar bana çaktırmadan bakış atıyordu. 'Eve gidince ifadeni alacağım senin!' bakışıydı. Nerede görsem tanırdım bu bakışı.
Berkin üşüdüğümü fark etmiş ki montunu çıkarıp bana yavaşça giydirdi. Bu beklediğim bir şey değildi. Şaşkın şaşkın yüzüne bakıyordum. Montunu bana giydirirken o kadar yakınımdaydı ki yutkunmayı bırak nefes bile alamamıştım. Rüzgar hala sorgular bir şekilde bana bakıyordu. Berkin geri çekildiğinde "Hava soğuk sende kalsın üşüme." dedi. Yavaşça kafamı salladım. Hava o kadar soğuktu ki şuan donuyorum.
"Hadi eve gidelim prenses." Rüzgar'ın gözlerinden ne kadar korktuğu belli oluyordu. Yüzüne dikkatli bir şekilde baktığımda kaşı ve dudağı patlamış, burnu kanıyordu. "Ben değil sen kötüsün şapşal!" acı acı gülümsemişti. Bade
" Derin canım hadi git eve hem Rüzgar'ın da yüzüne pansuman yap kötü olmasın. Ben sınıfa gidiyorum bir istediğin olursa bir telefon uzağındayım." diye söze girdi."Tamam canım gideceğim sende dikkat et kendine görüşürüz sonra." Bade Rüzgara bakıp hiçbir şey demeden yanımızdan ayrıldı.
Berkin "Bir şeye ihtiyacın olursa beni de her zaman arayabilirsin. Gerçi numaram yok sanırım ama bulurum sınıf grubundan seni." dedi. "Tamam haber ederim sanada." dedim
Rüzgar derin bir iç çekip " Ben eşyalarını alıp geleyim beni bekle ön tarafta." dedi. "Ben kendim gidebilirim gerçekten iyiyim dersinden kalma." dedim. "Olur mu öyle şey götürürüm ben." dedi itiraz eder bi ses ile.
Bir şey dememe fırsat vermeden Berkin araya girdi ve "Bende eşlik edebilirim problem olmaz zaten eve gitmeyi düşünüyordum." dedi. Rüzgar bir bana bir Berkine bakıp " O zaman olur ben dersimden kalmayayım. Tabi Berkin sana da zahmet olmayacaksa..." dedi. Gözlerimi kocaman açıp Rüzgara baktım. Normalde asla böyle bir teklifte bulunmazdı. "Ne zahmeti alt tarafı eşlik edeceğim." dedi Berkin.
Bana hiçbir şey sormadan aralarında konuşuyorlardı. Rüzgar yanımızdan ayrılmadan önce bana göz kırptı. Berkin bana dönüp " Sen ön tarafta beni bekle ben eşyalarımızı alıp geleyim olur mu?" dedi yumuşak bir ses ile. Eşyalarımızı kelimesini duyduğumda kalbimi tuhaf bir sızı kapladı. O kadar tuhaf hissetmiştim ki kendimi... Her zaman biz olmak istedim o an. Hep biz olmak istedim. İkimizi yan yana biz olarak düşünmek kalbimin hızlanmasına yol açmıştı.
Yanımdan ayrıldığında bende ön bahçeye geçtim. Eşyalarımız ile yanıma geldiğinde montunu yavaşça çıkarıp ona uzattım ve kendi montumu giydim. Tam ona dönüp gidebiliriz diyeceğim sırada atkısını boynuma doladı. O sırada tarifsiz bir koku burnuma nüksetti. Fark ettirmeden derin derin içime çektim eşsiz kokusunu. Kokusu beni sarhoş eder nitelikteydi. Hayatımda bu kadar güzel ve tarifsiz bir kokuyu hiç içime çekmemiştim. Konuşmadan birlikte durağa ilerledik. Kısa bir süre sonra gelen otobüse binip ikili boş koltuğa oturduk.
Daha öncesinde otobüste karşılaştığımız için birbirimize yakın oturduğumuzu düşünüyordum.Kafamı cama yaslayıp yolu izlemeye başlamıştım. Kısa uzun fark etmeksizin yaptığım yolculuklarda yolu izlemek bana nedense huzur veriyordu.
Sanki geçtiğim yollar acılarımı temsil ediyordu. Yolları hızlıca geçerken acılarımı da geride bırakıyor gibi hissediyordum. Yaşadıklarım tek tek gözümün önüne geliyordu. Sonra düşünüyordum neyin acısını çekiyordum ben? Bu neyin bedeliydi? Çok çaresiz hissettiğim zamanlarda gökyüzü beni bir nebze olsa her şeyden uzaklaştırıyordu.
Bazen sadece bir yıldız olmak istiyordum. Dünyadan, insanlardan milyarlarca uzakta küçük bir yıldız... Acılarım, yaşadıklarım başkalarına göre küçük olsa da bana göre yeterince büyüktü. Daha fazla yıpranmamak adına elimden geldiği kadar umursamamaya, kaçmaya çalışıyordum. Tabi ne kadar başarılı oluyorum orası meçhul. Çocukluktan kalan bir travma yüzünden ataklar geçiriyordum.
Lise üçüncü sınıftan beri çok sık olmuyordu. Kavga gördüğüm zaman nefesim kesiliyor, ne hareket edebiliyordum ne de sesimi çıkartabiliyordum. Şükürler olsun ki ilacım vardı daha kötü olmamı engelliyordu.
Bu durum beni çok yıpratıyordu hem ruhen hem de bedenen. Ne kadar kendi düşüncelerime daldıysam Berkin'in bana seslenişlerini duymamıştım. Berkin
" Gerçekten iyi olduğuna emin misin? Bir doktora gidelim mi?" diyerek yine narin elleriyle kolumu dokundu.
Kolumu dokunmasıyla ile birlikte gerçekliğe döndüm. "Gerçekten iyiyim arada oluyor böyle. Korkulacak bir durum değil alıştım çocukluğumdan beri. Sadece biraz başım acıyor o kadar. Galiba düşerken kafamı çarptım." yüzünde ne diyeceğini bilmez bir ifade vardı. "Sen öyle diyorsan." dedi fısıltı gibi çıkan bir ses ile.
Yarım saatlik geçen yolculuk sonrası otobüsten indik. "Bundan sonrasını hallederim. Eşlik ettiğin için teşekkür ederim. Bir kaç alacağım var seni de tutmayım boşuna. Her şey için çok teşekkür ederim." dedim. "Teşekkür edilecek bir şey yapmadım. Görüşürüz o halde dikkat et kendine." dedi. "Sende..." demek ile yetindim. Ondan ne kadar ayrılmak istemesem de gitmek zorundayım. Yanındayken neden böyle olduğumu anlamadan da bana tuhaf hissettiriyordu.
Kısa bir market alışverişinden sonra eve geldim. Aldıklarımı yiyecek depoma koyup odama girdim. Hızlıca sıcak bir duş alıp yatağıma uzandım. Bugün çok yorucu bir gündü. Telefonuma hiç bakmamıştım bir sürü mesaj vardı.
Ada ve Bade yazmıştı ilk önce Ada'nın mesajına tıkladım. ' Derin iyi misin?' 'Neden bir şey söylemeden gittin?' 'Şu Berkin diye bir çocuk var geldi eşyalarını aldı.' 'Ne olduğunu sorduğumda Derin anlatır dedi ve gitti.' 'Rüzgarı gördüm yüzü dağılmıştı resmen.' 'Ona sordum rahatsız dedi meraklandım.' 'Mesajlara da bakmıyor delirteceksin beni!' fazlasıyla telaşlandığı belliydi.
'İyiyim biraz kötü oldum Rüzgar telaşlandı eve git diye tutturdu o yüzden eve geldim.' 'Rüzgarla Ayaz kavga etti.' sanki mesajımı bekliyormuş gibi anında gördü. 'Ne neden kavga ettiler?' ah bir bilsem.
'Bende bilmiyorum.' ' Ayaz'ın dudağını patlatan Rüzgarmış desene.' ' Dudağı mı patlamıştı?' iyi geçirmiş demek ki Rüzgar.
'Aynen yüzü de baya asıktı.' Ada şu sıralar Ayazla çok ilgileniyordu. Nedenini daha çözememiştim ama düşününce içimde tuhaf bir his oluşuyordu.
'Ben dinleniyim canım sonra konuşalım öptüm iyi geceler.' 'İyi geceler balım.' Şimdi sıra olayları öğrenmekteydi. Hemen Bade'nin mesajına tıkladım.
' Nasıl oldun iyisin değil mi?' ne kadar düşünceli bir kızdı. ' İyiyim canım evdeyim.' dedim. 'İçim rahatladı aklım sende kalmıştı.' 'Bade orada ne oldu neden, kavga ettiler?' Bunu Badeden başka kimseden öğrenemezdim.
' Ya bugün Rüzgar yanıma geldi ve konuşmak istedi. Bende tabi heyecanlandım ve meraklandım da.' lafını kesmek istemedim.
'Sonrasında arka bahçeye çektik. Tam konuşmaya başlayacağız Ayaz mı ne adı işte o geldi. Birden Rüzgara Derinden uzak duracaksın felan dedi. Tabi bir afalladık, şaşırdık. Birbirlerine birkaç sözlü bir şeyler söylediler. Rüzgar tabi dayanamadı geçirdi bir tane.' inanamıyorum gerçekten Ayaz kim oluyor?
'Sonra ne oldu?' ' Sonra Ayaz vurdu Rüzgar neden karşılık vermedi bilmiyorum delirmiş gibiydi. Resmen bilerek kendini dövdürdü. Sonrasında senin sesini duydu bayıldın. Rüzgar Ayazı üstünden sert bir şekilde yere itip yanına koştu.'
' Ayazda geldi tabiki yanına Rüzgar hemen ilacını içirdi Ayaz 'neyi var?' diye sorunca daha da sinirlendi Rüzgar. Ayağa kalkıp çocuğa kafa attı. Ayaz yere düştü, Rüzgar sen uyanmaya başlayınca da yanına koştu.'
' Ya ben bu Ayaz'ın amacını çok merak ediyorum derdi ne?' şuan o kadar sinirlenmiştim ki kendini ne sanıyordu.
' Ay vallahi bende çözemedim alıp veremediği neyse senin ile.' ' Çok teşekkür ederim balım anlattığın için.' ' Ne demek balım dikkat et kendine git uyu dinlen yarın konuşuruz.' ' Tamam canım iyi geceler.' ' İyi geceler.'
Telefonumu şarja takıp kendimi yatağa attım. Kafamda tonlarca soru, düşünce vardı ve artık korkmaya başlamıştım. Takıntılı bir psikopat gibi davranıyordu. Kafamı kurcalayan tonlarca soruyla birlikte kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım.
İki gün boyunca günler çok sıradan geçti. Son dersler olduğu için dolu dolu geçmişti. Her zaman ki gibi sürekli not tutarak geçirmiştim. Bu süre zarfında Ayaz bana sürekli bakmaya devam etmişti. Son dersten sonra hızlıca eve geçtim. Rüzgargil ve annemleri beni beklerken buldum.
BÖLÜM DÜZENLENMİŞTİR!
Bölüm sonu...
Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.
Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰
Sizce yeni bölümde neler olacak?
Ayaz neden Derine bu kadar takıntılı?