İçeriğe geç

Mahperi

Bölüm 5 · 11 dk okuma

Mahperi

Bölüm 5

4. Bölüm

"Descartes düşündükçe var olduğunu söylüyordu. Oysa ki ben düşündükçe yok oluyorum."

Oğuz Atay

Rüzgar'ın sesiyle arkama geri döndüm. "Efendim balım bir şey mi oldu?" geri yanına döndüm."Ben bir şey söylemeyi unuttum." ne diyeceğini çok merak ediyordum.

" Ne söyleyeceksin?" merakla yanına adımladım. "Ama bu ayak üstü konuşulacak bir konu değil." dedi. "Şimdi daha da meraklandım." dedim.

" Ya ayak üstü konuşmayalım bunları yarın dersin kaçta bitiyor?" diye sordu.

"Yarın sadece bir dersim var oda öğlen başlıyor. En geç iki de biter. Senin n-..." tam bir şey söyleyecektim ki bomboş olan sokaktan bir gürültü koptu. Etrafa baktığımızda görünürde hiçbir şey yoktu.

Doğrusu şaşırmıştım beklemiyordum böyle bir şeyi. Bir an içime sanki biri izliyormuş hissi düştü. Tuhaf hissetmiştim etrafa bakındığımda görünürde kimse yoktu. Galiba boşuna kuruntu yapıyordum.

"Ne diyecektin?" " Bir şey diyordum değil mi aklımdan çıktı." bu şaşkın halim onu güldürmüştü. "Senin ne zaman bitiyor?"diye sordum.

"Yarın boş günüm. Ders bitmeden yarım saat önce bana mesaj at ben gelirim yanına sonra biraz vakit geçiririz olur mu?" dedi tüm ciddiyetiyle.

"Tamam haber veririm. Hadi soğuk oldu git artık sen balım geç kalma teyzoşuma da selam söyle." deyip yanağına küçük bir buse kondurdum sonrasında vedalaştık bende eve çıktım.

***

Tıklanan kapımın sesiyle sayesinde saatlerdir kafamı kaldırmadığım notlarımdan kafamı kaldırdım. "Gel!" içeri elinde yemek dolu tepsiyle annem girdi.

"Ne yapıyormuş bakalım benim miniğim?" tepsiyi masanın üstüne bırakıp başıma buse kondurdu. " Dersler bu hafta bitiyor. Finaller iki hafta sonra başlıyor anneciğim bende biraz göz gezdireyim dedim."

"Allah zihin açıklığı versin benim güzel kızıma. Hadi biraz bir şeyler ye yemeğe de gelmedin aç kalma." düşünceli meleğim benim.

" Yoruldun buraya kadar deseydin ben gelip alırdım teşekkür ederim anneciğim. Yiyeceğim hepsini merak etme." kocaman gülümseyip kollarımı biline doladım o da aynı şekilde bana sarıldı ve başıma buse kondurdu.

"Olsun bölmeyeyim dedim dersini. Hadi ben çıkayım yemeğini bitir sonra devam edersin." " İyi geceler anneciğim." "İyi geceler miniğim." iyi geceler öpücüğümü verip odadan çıktı, ben ise yemek yemeğe koyuldum.

Yemeğimi bitirmiş tam derse geri dönecektim ki telefonumun bildirim sesi buna engel oldu. Başlamadan baksam iyi olacaktı sonra unutuyordum. Hızlıca telefonumu elime aldım ve tuş kilidini açtım.

' Naber güzelim?' bu çocuk harbi şapşaldı. ' İyidir senden naber güzelim?' bunu kıkırdayarak yazmıştım. Elimde olmadan bir mesajına bile çok gülüyordum Rüzgarın.

'Güzelin miyim gerçekten?' diye yanıt verdi. Kıkırdayarak 'Evet.' dedim. 'İyidir benden de. Müsaitsin değil mi bölmüyorum?' ah ne kadar düşüncelisin sen. ' Yok balım daha başlamadım derse. Bir şey mi oldu?'

' Ne yani ben hep bir şey olduğunda mı yazıyorum aşk olsun kırıldım. Hıh!..' bu mesajı beni çok güldürmüştü. Tüm ciddiyetiyle yazdığına o kadar eminim ki bu mesajı.

' Aslaaa.' ' Sana bir teklifim var.' ne teklifiydi acaba. 'Ne teklifi?' 'Yarın aşkam Mine teyze de müsaitse hep birlikte yemeğe çıkalım mı? Uzun zamandır toplu bir şeyler yapmıyoruz.' Dedi.

' Olur gidelim güzel olur hatta. Ben anneme de bir sorayım haber veririm.' bu fikir benimde hoşuma gitmişti. Hep birlikte bir şeyler yapmak bana çok iyi geliyordu.

' Tamam balım. Haber bekliyorum senden.' dedi. Oturduğum yerden kalkıp tepsiyle birlikte odadan çıktım. Önce tepsiyi mutfağa bıraktım ardından da annemin yanına salona gittim. Hemen gözleri beni buldu. "Bir şey mi oldu annecim?" dedi.

Gidip yanına oturdum ve "Rüzgar mesaj attı anne. Yarın akşam Mine teyzemde müsaitse hep beraber dışarda yemek yiyelim mi diyor. Uzun zamandır birlikte bir şey yapmadık. Bende sana sormak istedim." dedim.

"Olur anneciğim bende birlikte bir şeyler yapmayı özledim zaten. Akşam 7 gibi gideriz her zamanki gittiğimiz yere o zaman. Ağabeyin ve Gökçe ablana da haber verin bari." dedi. "Tamam anneciğim söylerim ben." diyip yanaklarına birer buse kondurdum.

"Ben gidip dersime döneyim anneciğim İyi geceler seni çok seviyorum."dedim. Aynı şekilde beni öptü ve sarıldı. Ardından odama geçip masanın üzerinde bıraktığım telefonumu elime aldım.

'Annem akşam 7 gibi her zamanki yere gidelim dedi.' yazıp Rüzgara gönderdim.

Ardından devam ettim 'Beni bekletirsen seni döverim.' dedim.' Tamam tamam balım hadi dersine dön bende biraz daha bakayım yarın haberleşiriz.' ' Tamam balım iyi geceler öptümm!' ' İyi geceler prenses bende seni öptümm!'

Bir süre daha ders çalıştıktan sonra uykunun huzurlu kollarına kendimi bıraktım.

***

Bugün biraz daha güzel gözükmek istiyordum bu yüzden saçlarımı dalgalı bırakmayı tercih ettim. Hafif bir şekilde makyajımı yapıp olmazsa olmazı olan parfümümü her sabah olduğu gibi üzerime bocaladım. Saate baktığımda 11.10du. Hızlıca kahvaltı yapmak adına mutfağa girdim.

Her sabah olduğu gibi ilk önce ağabeyim ve annemi öptüm ve yerime oturdum. "Bu ne güzellik böyle niye süslendin sabah sabah?" tabiki de bunu abim söylemişti.

O kadar kıskanç ve korumacıydı ki bana karşı elinden gelse ya yanımdan ayrılmayacaktı ya da kafama kese kağıdı geçirecekti.

Abartısız çok kıskançtı. " Ne süslenmesi ağabeyciğim o ne yeniyor mu?" bu dediğim annemi güldürmüştü. " Benim kızım hep güzel bir kere oğlum. Didişmeyin de kahvaltınızı yapın."

Ben hızlı hızlı yemeğe başladım yoksa geç kalacaktım. " Yavaş yavaş peşinden atlı mı kovalıyor ağabeyciğim?" gülerek söylediği şeye göz devirdim, annem ise bize gülerek bakıyordu.

" Bugün önemli bir dersim var geç kalmak istemiyorum. Ders sonrası da Rüzgar ile buluşacağız. Yemek yiyeceğimiz yere birlikte geliriz." dedim.

"Dikkat edin güzelce vakit geçirin." dedi annem. Hızlıca yemeğimi bitirdim hızlıca annemle ağabeyimi öpüp kapıya yöneldim. Tam kapıdan çıkarken annem 'Allah zihin açıklığı versin meleğim!' diye seslendi.

Bir süre bekleyişin ardından gelen otobüse bindiğimde yine Ayaz ile karşılaştım. Artık alışmaya başlamıştım her gün onunla otobüste karşılaşmaktan. Sanki uzun zamandır beni izliyormuşda ben fark etmemişim gibi bir his vardı içimde.

Ondan bakışlarından etkilenmek yerine bir o kadar da sinir oluyordum. Resmen beni gözleriyle taciz ediyordu ve bu durum benim hiç hoşuma gitmiyordu. Otobüsün ortalarına ilerleyip kapının önünde durmaya başladım. Arkamı da Ayaz'a dönmüştüm. Yüzünü bir saniye dahi görmek istemiyordum.

Yanımdan gelen yumuşak ve kısık ses ile düşüncelerinden sıyrıldım. "Günaydın." sesin sahibine baktığımda Berkin olduğunu fark ettim. Onu görmeyi asla beklemiyordum. Cevap vermeden boş boş yüzüne baktığımı fark ettiğimde hızlıca kendimi toparlayıp "Günaydın." dedim.

Konuşmak istiyor fakat konuşamıyordum. Öylece birbirimize bakıyorduk. Bir gün birinin gözlerinin kahvesinde kaybolacağımı söyleseler çok gülerdim fakat şimdi gözlerimi bir milim bile kımıldatamıyordum. Sanki ona baktıkça beni kahve harelerine hapsediyordu. Gözlerinde yansımamı görmek daha bir ayrı hissettiriyordu.

Aramızda ki sessiz geçen bakışma fakülteye gelmemiz ile son buldu. Bana sanki saniyeler gibi gelen zaman ne kadar da hızlı geçmişti. Sakince inip fakülteye doğru yürümeye başladık. Asla konuşmuyorduk ama yan yana yürüyorduk. Otobüste gelene kadar birbirimizle bakışmamızın aksine şimdi asla birbirimize bakmıyorduk.

Amfiye girdiğimizde birbirimize "İyi dersler." diyerek yerlerimize geçtik. Bana merak ile bakan Adaya gülümsedim ve yanına oturdum. Soluklanmama bile fırsat vermeden "Ne oluyor?" diye sordu.

"Bir şey olmadı otobüste karşılaştık birlikte geldik. Ne olabilir?"dedim düz sesimle. Ne kadar yakın arkadaşım dahi olsa hayatımda olan bu tarz şeyleri hemen herkese söyleme taraftarı olmadım hiçbir zaman. Ortada kesin ve net bir şey olmadan söylersem büyüsü bozulacakmış gibi hissediyordum. Bu tarz konularda biraz hassas hissediyordum kendimi. Bu konularda bir tek Rüzgar ile dertleşiyordum. Uzun ve yorucu bir dersin ardından toparlanıp dışarı çıktım.

Dışarı çıkmamla Rüzgarı karşımda görmem bir oldu. Bir dakika ne? Ben az önce Rüzgarı mı gördüm? İlk defa geç kalmamıştı. Resmen hayatımın şokunu yaşıyordum şuan. "Rüzgar iyi misin?" elimle ateşi var mı diye kontrol ettim hızlıca. Sadece gülüyordu " Ne oldu prenses dövemeyeceğin için mi üzüldün yoksa?"

" Dövmem için illa bir sebep mi olması lazım balım?" bir anda ciddileşti " Sen bana kıyamazsıııın!" o kadar sevimli söylemişti ki yumuş yumuş olmuştum.

"Sende sana kıyamamamı kullanıyorsun?" sitem ederek koluna girdim hızlıca ve durağa yürümeye başladık." Allah kuru iftiradan korusun." eline kalbine koyarak söylemişti bunu. Cidden şebekti bu çocuk gel de kız şimdi şuna.

"Ee nereye gidiyoruz?"diye sordum meraklı sesimle. Hafif bana dönerek "Bir yere oturup bir şeyler içelim." dedi. Birlikte güzel bir kafeye gidip iki tane sıcak çikolata sipariş verdik. Kışın birlikte ne zaman bir şeyler içsek ya salep ya da sıcak çikolata içerdik. Siparişlerimiz gelene kadar aramızda sinir bozucu bir sessizlik oluşmuştu.

Siparişleriniz geldiğinde "Ne anlatacaktın?" diye yerimden kıpırdandım. Dünden beri ne anlatacağını çok fazla merak ediyordum. "Beni biri seviyormuş." dedi birden pat diye. "Ne? Kim?" anlık böyle bir şey söylediği için şoka uğramıştım. Yakışıklı, kimseye zararı olmayan kendi kendine bir çocuktu. Birinin onu fark edip sevmesi çok güzel bir şeydi elbette.

Tam sıcak çikolatamdan bir yudum almıştım ki "Bade." diyerek sorumu yanıtladı. Bir dakika ne? Bade mi demişti o? İçtiğim sıcak çikolata boğazıma durmasıyla öksürmeye başladım. "Helal helal." dedi telaşlı sesiyle. Bade lisenin ilk günlerinden itibaren Rüzgarı seviyordu fakat Rüzgar bir kere bile onu fark etmemişti.

Sırf Rüzgara yakın olabilmek için tercihlerini bile onunkiyle aynı yapmıştı. Yakın puanlar aldıkları için oda bu üniversiteyi hatta Rüzgarın bölümünü kazanmıştı. İkiside psikoloji bölümündeydiler. Peki ama bunca zamana kadar fark etmeyip şimdi nasıl öğrenmişti?

Öksürüğümü durdurup "Sen nerden öğrendin?" dedim. Gözlerini kısıp "Bir dakika bir dakika sen biliyor muydun?" dedi. Gözlerimi kaçırıp "B-ben nerden bileyim ya?" dedim. Çenemden tutup gözlerine bakmamı sağladı ve "Senin nefes alışından anlarım ben. Biliyordun değil mi?" dedi.

"Evet biliyordum Bade benim arkadaşım nasıl bilmem?" dedim. " Bana niye hiçbir şey söylemedin peki?" dedi. " Kendisi söylemek istedi ama cesaret edemedi. 9. sınıfın başlarından beri seviyor o kız seni. Tabiki sen kör olduğun için fark etmedin." dedim. Şaşkınlıkla " Ne? 9.sınıfın başlarından beri mi?" dedi.

Sertçe yutkunup " Sen nerden öğrendin söyler misin bir bana?" dedim. Derin bir nefes alıp " Ben bir yere gidiyordum Bade de bir arkadaşıyla konuşuyordu. Benden bahsediyordu işte. Merak ettim dinledim. Biliyorsun asla böyle bir şey yapmam ama işte çok merak ettim. Sonuçta ismim geçiyordu ve " diyip gözlerini kaçırarak sustu.

Tek kaşımı kaldırarak "Ve?" diye sordum. "Bade ağlıyordu." diyip yutkundu. Gözlerinden üzüldüğü belliydi ve bunu hissettiriyordu da. Rüzgar Badeye değer veriyordu bunu en yakından ben biliyordum. Şimdi içinde fırtınalar koptuğunu da biliyordum. Kendini suçladığını da biliyordum ama burada kimsenin suçu yoktu ki. Zaten ne sevenin suçu olurdu ne de sevilenin.

"Ben çok kötü hissediyorum Derin. Gerçekten çok kötü hissediyorum. Onu üzdüğüm için, fark etmediğim için, çabasını görmediğim için, ağlattığım için... Ve elimden hiçbir şey gelmiyor." dedi ve konuşmama fırsat vermeden devam etti. " Ben neden bu kadar kötü hissediyorum kendimi? Niye bu kadar acıyor canım? Niye nefesim kesilecekmiş gibi oluyor? Niye onu gördüğümde kalbim deli gibi atıyor? Ben anlam veremiyorum." dedi.

Aslında neden böyle hissettiğini tahmin edebiliyordum. Bir süredir Badeden çok bahseder olmuştu. Badeden sonunda hoşlandığını fark etmiştim fakat bunu kendisinin fark edip bana anlatmasını istemiştim. Eğer bir şeyleri kendi fark ederse daha iyi olacaktı. Bade Rüzgarı koşulsuz şartsız seviyordu bir kere bile beni sevmiyor zaten bırakayım diye konuşmamıştı. Hep olsun o sevmese de olur ben onun yerine de severim derdi.

Bade Rüzgarı gerçekten çok güzel seviyordu. Buna en yakından ben şahit oluyordum. Bu güne kadar sırf Rüzgarı kaybetmeyeyim diye tek kelime etmemişti. Onun için ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezdim. Derin bir nefes alıp "Rüzgar bir süredir kendindeki değişikliğin farkında mısın?" dedim.

Ne dediğimi anlamamış bir şekilde "Ne değişikliği?" dedi. "Sürekli Badeden bahsediyorsun ve bunun farkında bile değilsin. Az önce onu gördüğünde kalbim deli gibi atıyor dedin. Onun üzüldüğünü görünce canın yanıyor. Sen Badeden hoşlanıyorsun ve farkında değilsin. Lütfen artık fark et bir şeyleri ikimizde mutlu olun." dedim. Yeni yeni her şeyi idrak ediyormuş şekilde şaşkın şaşkın bana bakıyordu.

" Ben nasıl fark etmedim? Aptal mıyım ben?" dedi birden. Ciddi bir şekilde " Evet aptalsın." dedim. Tek gözünü kısıp bana baktı ardından gülmeye başladı. Gülerek "İyice kafayı yedin sen." dedim.

Bir süre daha vakit geçirip yemek yiyeceğimiz kafeye gittik. Herkes burada bizi bekliyordu. Hepsini teker teker öpüp yerimize yerleştik. Hızlı geçen bir akşamın ardından uykunun huzurlu kollarına bıraktım.

Bugün dersim yoktu fakat final öncesi olduğu için hocalar boşluklara da ders koymuşlardı. Şimdi ise bir saatlik ders arasındaydık. Rüzgarın da şuan ders arasıydı. Nerede olduğunu sorduğumda arka bahçede olduğunu söylemişti, ben de yanına gidiyordum. Arka bahçeye girdiğimde Ayaz, Rüzgar ve Bade vardı.

Ne oluyordu burada şimdi? Özellikle Ayaz ne alakaydı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan Rüzgar Ayaza yumruk attı. Hafif sendelese de yere düşmedi. Beni fark etmemişlerdi.

Neden böyle bir şey yaptı Rüzgar? Ayaz ne dedi de bu kadar sinirlendi? Ayaz da Rüzgara karşılık olarak sert bir yumruk attı. Rüzgar sendeyip yere düştü.

Rüzgar deli gibi kahkaha atmaya başladı. Rüzgar'ın aksine Ayaz sinirden köpürüyor gibiydi. " Yapacakların bu kadar mı sert adam?" dedi alaycı şekilde Rüzgar.

Tam yerden kalkacaken Ayaz üstüne çıkıp deli gibi yumruklamaya başlamıştı Rüzgarı. Rüzgarda Ayaz'ın inadına yapar gibi gülüp kışkırtıyordu. Bade ne kadar ayırmaya çalışsa da başarılı olamıyordu.

Hıçkıra hıçkıra ağlayarak 'DURUN LÜTFEN DURUN!' diyordu.

Ne kadar kendimi tutmaya çalışsam da nefesim kesilmeye başlıyordu. Ayaz Rüzgar'ın üstünde onu yumruklamaya devam ediyordu fakat ben ne bir şey diyebiliyor ne de onları ayırabiliyordum.

Nefes alış verişlerim git gide hızlanmaya başlamıştı. Boğuluyor gibi hissediyordum ve yavaş yavaş bilincim kapanıyor gibiydi.Ne kadar nefesimi düzenlemeye bilincimin bedenimi ele geçirmesini engellemeye çalışsam da başarılı olamadım. Tek hatırladığım Rüzgar'ın adımı haykırışıydı.

Bölüm sonu...

Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.

Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰

Sizce Derin'e ne oldu?

Ayaz'ın orada ne işi vardı?

Rüzgar neye bu kadar sinirlenmiş olabilir?

Kavgalarının sebebi sizce Derin mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.