"İçi ölmüş biriyim ben, dışarıda nasıl göründüğü hiç umurumda değil."
Irvin D. Yalom
İkisi de şaşkın yüz ifadesiyle bana bakıp kahkaha attılar. Evet evet ben az önce ortamdaki sessizlik dağılsın diye abimin arkasından komik bir şekilde sitem etmiştim. E ne yapayım canım abim de de bir afralar tafralar yalan mı yani? Acaba neden sinirlenmiş olabilir Derin!? Sizin saçma kavganız ve evde ne olup bittiğini çözemediği için sinirlenmiş olabilir mi?
Yani evet olabilirdi ama benim suçum değildi ki olanlar. Ben mi dedim bize gelin, kavga edin, ortalığı karıştırın diye!
Gülüşlerin ardından mutfağa doğru ilerledim. Rüzgar meraklı bir ses ile "Nereye!?" diye sordu. Allah aşkına bir insan mutfağa neden gider yahu? Ya bir şey içecektir, bir şey yiyecek ya da yemek hazırlayıp temizlik yapacaktır. Şuan yemek hazırlamak, yemek ya da temizlik yapmak gibi bir niyetim yoktu.
Onlara doğru bakıp "Su içeceğim ister misiniz?" dedim düz bir ses ile. Bugün yaşadığım şeylerin üstüne buz gibi bir su çok iyi giderdi. Yoksa başka türlü şoklarımı atlatabileceğimi sanmıyordum. İkisi de olumsuz anlamda kafalarını sakladıkları da mutfağa girdim.
Bardak almak amacıyla hızla dolap kapağını açmam ile birlikte ağzımdan acı dolu bir inilti firar etti. " Ahh kafam!" Evet evet süper! Sakarlığın tam zamanıydı demi Derin? Allah'ım lütfen bir an önce şu gün bitsin yalvarırım! Yoksa birazdan şuracığa bayılıp kalacağım!
Kafamdaki acıyla birlikte gözümden bir yaş aktı. Ardından dehşet şekilde başım dönmeye başladı. Ayakta zor duruyordum. Ay yok ben galiba cidden bayılacağım... Berkin ve Rüzgar korkuyla koşarak yanıma geldi.
İkisinden de çifter çifter görüyordum. İki tane Berkin ne de güzel olurdu öyle... La havle Derin la havle! Burada düşüp bayılacaksın hala Berkin diyorsun pes cidden!
Berkin Rüzgardan önce davranıp kolumdan tuttu ve " İyi misin ne oldu?" diye sordu telaşlı bir ses ile. Rüzgar da diğer kolumdan tuttuğunda beni yavaşça sandalyeye oturttular.Ne kadar mereklansalar da tek kelime edemiyordum.
Baş dönmemin azalmasıyla dakikalar sonra nihayet konuşabilmiştim "Kafam... Kafam gitti kafam..." dedim kısık çıkan sesimle. Kafam deli gibi zonkluyordu. İkiside aynı anda açık olan dolap kapağına kısa bir bakış atıp bana döndüler.
Berkin canımı acıtmaktan korkarcasına tereddütlü ve yavaş hareketlerle kafama dokundu. Elini kafamda hissetmemle gözlerimi gözlerine kenetledim. Çoktan kafamın ağrısını unutmuştum bile. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Berkin "Neresi?" diye sordu kısık ve endişeli bir ses ile.
Dokunsam mı dokunmasam mı diye tereddütte kalsam da elini hafifçe tutup çarptığım yere getirdim. "Burası.."dedim varla yok arası bir ses ile.Gözlerimiz birbirinden ayrılamıyor gibiydi. Sanki ikiside birbirine mahkum gibiydi. Ne kadar birbirlerilerine koşarak gitmek isteseler de kavuşamıyor gibiydiler.
Ellerim ellerinin üzerinde ne kadar kaldı ya da biz birbirimizle ne kadar bakıştık asla bilmiyordum. Rüzgarın sesi ile önce elim elinin üzerinden ayrıldı sonra gözlerim kenetli olan gözlerinden... Bizi gerçekliğe döndürdükten sonra Berkin canımı acıtmamaya çalışarak kafama bakmaya başladı. Rüzgar ise" Ben buz getireyim." dedi.
Ardından Rüzgar buzluktan buz çıkartıp yanımıza geri geldi. Berkin'in elleri hala kafamın üzerinde saçlarımın arasındaydı. Dokunduğu yer ile acı dolu bir ses daha firar etti dudaklarımdan "Ahh!". Berkin telaşla "Özür dilerim, özür dilerim bilerek olmadı." dedi.
Benim bir şey dememe fırsat vermeden Rüzgar'ın elindeki buzu alıp çarptığım yere koydu. Rüzgar artık dayanamamış olmalı ki sitemle "Allah aşkına Derin bir kere de dikkat et şu dolap kapaklarını açarken! Hayır yani sakarlığın yüzünden bir gün başına bir şey gelecek diye korkuyorum." dedi.
Berkin benim gibi sessizliğini koruyordu. Sabırlı ve narin bir şekilde kafamdaki buzu tutuyordu. Berkin "Bir doktora mı gitsek?" diye sordu dakikalar sonra. Ah be Berkinciğim ben her sakarlığımı konuşturduğumda doktora gitmiş olsaydım doktorlar benden bıkardı.
Rüzgar da onu destekleyince hızla reddettim ve tuttuğu buzu elinden alıp kendim tutmaya başladım. " Beni iyiyim ya gerek yok doktara zaten geçer birazdan." dedim çocuksu bir tonla. "Geçmezse kesin gideceğiz itiraz yok!" dedi bu sefer Rüzgar. Sadece kafamı sallamakla yetindim.
Bir süre sonra sıkılıp elimdeki buzu bıraktım. Başımda böyle dikilmeye devam ederlerse bu ağrı hiç geçmeyip artacaktı. Berkin hemen " Niye çektin buzu?" diye sordu. Gözlerimi kaçırarak "Geçti acısı." dedim. Pek inanmasalar da çok üstelemediler.
Berkin "Sen daha iyi olduğuna göre ben artık gideyim işlerim de var biraz hem." dedi. "Tamam o halde ben yolcu edeyim seni." dedim peşinden kapıya doğru ilerlerken. Rüzgarla da vedalaştıktan sonra evden çıktı. Şimdi öyle sessizce yine birbirimizi izlemeye başlamıştık.
Benden önce davranıp " İyi olduğuna, geçtiğine emin misin?" diye sordu tereddütle. Başımı sallamakla yetindim.
"Bir şey olursa hemen bana haber ver olur mu? Doktora gidelim." dedi endişeli bir ton ile. "Teşekkür ederim haber veririm." dedim. "Söz mü?" "Söz."
Aslında içimi kemiren başka bir şey daha vardı. Ona bugün için ne kadar minnettarsam da bir o kadar da mahçup hissediyordum kendimi. "Şey bir de ben bugün için özür dilerim yani saçma sapan şeylere şahit oldun benim yüzümden." dedim mahcubiyet dolu bir ses ile.
"Senin bir suçun yok sadece tanık oldum. Aslında sonrasında size girdiklerini görünce senin üzülebileceğin şeyler olacağını hissettim ve bu yüzden size geldim. Aklımda böyle bir şey yoktu. Sadece senin hiçbir şey için, hiç kimse için üzülmeni istemiyorum." dedi narin bir ses ile.
Allah'ım ne kadar da düşünceli bir insan böyle. Benim üzülmemi istemiyor... Bu aslında belli kişiler dışında yaşadığım bir duygu değildi. Belli kişiler dışında şu zamana kadar üzülmememi isteyen kimse olmamıştı. Bu bana oldukça tuhaf hissettirmişti.
Benim konuşmama fırsat vermeden devam etti. " Bak Derin biliyorum benim haddine değil ama Ada sana zarar veriyor veya verecek. O sana iyi gelmiyor. Belki bana kızıcaksın, bağıracaksın ama gözlemlediğim kadarıyla iyi biri değil." dedi bir solukta.
Niye herkes aynı şeyi söylüyor yahu! O benim çocukluk arkadaşım,neredeyse tüm çocukluğum. Niye tanıyan tanımayan herkes onun hakkında yorum yapıyor anlamıyorum.
Tamam evet bugün saçma davrandı fakat bu onu kötü biri yapmaz, bana zarar veriyor anlamına gelmez. Berkin beni ne kadar etkisi altına alıyor olursa olsun şurada tanışalı kaç gün olmuştu da bana akıl veriyordu anlamıyorum. Seni düşünüyor Derin! İç ses sen bir susar mısın lütfen? Cidden anlam veremiyorum insanların Ada ile alıp veremediği ne var?
Şuan içimdeki sinirimi yüzüme yansıtıyor muydum bilmiyorum ama "Tavsiyen için teşekkürler fakat o benim çocukluk arkadaşım sense daha onu tanımıyorsun bile. İstersen ön yargıyla yaklaşma." diyerek söze girdim. Ardından "İyi günler sana." diyerek zoraki yalandan gülümsedim.
Ayıp olmayacağını bilsem şu an yüzüne kapatırdım o kadar sinirlenmiştim. Hayır yani şurada tanışalı kaç gün olmuştu da bana arkadaşını kötülüyordu? Bana zarar verildiğini söylüyordu? Daha onu ne kadar tanımıştı da onun hakkında bu kadar keskin yorumlar yapabiliyordu?
Evet bugün yaptıklarına çok sinirlenmiştim, hatta kırılmıştım da fakat bu onunla benim aramda olan bir meselaydi. Bir başkasını ilgilendirmezdi. Biz bu zamana kadar yeri geldi ağladık, yeri geldi güldük, hatta yeri geldi büyük kavgalar ettik ama bir kere bile arkadaşlığımızı bitirmeyi düşünmedik. Ben ona çok bağlıydım oda bana.
Berkin varla yok arası "İyi günler." dediğinde gitmesini beklemeden kapıyı kapatıp salona Rüzgar'ın yanına yürüdüm ve tam karşısına oturdum. Muhtemelen bizi duymuş olmalıydı fakat ağzını açıp tek kelime etmiyordu. Sinirli olduğumun oda farkındaydı.
Sessiz geçen dakikalardan sonra Rüzgar birden ayaklandı. Tek kaşımı kaldırarak "Nereye?" diye sordum. Kaçamak bakışlar atıp " Bende gideyim artık. Yoruldun zaten bugün." dedi. Gözlerimi az önce kalktığı koltuğa kenetleyip "Otur konuşacağız." dedim net bir tavırla.
Lafımı ikiletmeden kalktığı yere tekrar oturdu. Tekrar sessizliğe büründüğümüzde "Anlatmayı düşünüyor musun Rüzgar?" dedim. Gözlerini gözlerime kenetleyip derin bir nefes aldı ardından "Seninle biraz vakit geçirmek için hastahaneden erken çıkıp yanına geldim çünkü zübeyde anneanne hastahaneye yattığından beri iyice içine kapandın." dedi.
Lafımı bölmek istemediğim için sadece dinlemekle yetindim. "Ben tekrar eskisi gibi her şeyden kopmandan çok korkuyorum Derin. Neyse geldim aşağıda bir baktım Ada yanına gittim. Beni görünce hiç olmadığı kadar sevindi felan anlamadım bende ilk başta. Sonra konu birden Bade'ye geldi. Bade'nin benden hoşlandığını duymuş bir yerden. Sende ona karşı bir şey hissediyor musun diye sordu ben de onayladım. Sonra birden dudağıma yapıştı. " diyerek devam etti.
Sakinleşmiş olan vücuduma sinir tekrar nüksediyordu. Ada ne yapmaya çalışıyordu ya da o anki düşünceleri neydi anlayamıyordum. Neden böyle aptalca davranıyordu? Benim dinlemeye devam ettiğimi görünce konuşmaya devam etti.
" Hızla ittim ve ne yaptığını sordum. Açıklaması neydi biliyor musun?" sinirden hafif bir kahkaha atıp devam etti. " Benim hislerimin çokluğunu, gerçekliğini kontrol etmek istemiş hanımefendi! Sanki onun üzerine vazifeymiş gibi birde!" benim gibi Rüzgar da sinir küpü olmuştu.
"Ya amacı neydi bilmiyorum, o an ne düşündü onu da bilmiyorum ve anlamıyorum da. Kapıyı açtığımda saçı başı dağınıktı biraz, omuzundan düşen hırkasını felan düzeltti. Niye saçı başı dağınıktı?" diye sorguladım. "Benim yaptığımı düşünmüyorsun değil mi Derin?" diye sordu.
Hızla kafamı hayır anlamında sallayıp "Saçmalama Rüzgar neden böyle bir şey düşüneyim? Sadece merak ettim." dedim. Derin bir nefes aldı ve "Bilmiyorum sinirle yukarı çıktım peşimden geldi. Kendi yapmıştır. Hayır en saçma şey Ayaz'ın sana karşı olan saçma tutumuna rağmen sevgili olduklarını söylemesi!" dedi sinirli bir tonla.
"Acaba ben mi yanlış anladım Ayaz'ı diyorum ama yok! Aklım almıyor Rüzgar cidden almıyor. Bence Ada'yı kandırdı. Bunun başka açıklaması yok. Ada bana bunu bilerek yapmaz!" dedim emin bir şekilde. O benim çocukluğumdu, tüm hayatımdı. Bana zararı dokunan ya da dokunabilecek birine bu kadar yakın olmazdı. Kimse inanmasa da buna ben inanıyordum. Ben Ada'ya güveniyordum.
Herkes boşuna ve gereksiz kueuntu yapıyordu. Evet karakteri biraz değişik bir kızdı fakat beni çok seviyordu. Hep iyiliğimi istiyordu bunu biliyorum. En kötü anlarımda hep o vardı yanımda. Evet ben aşk, hoşlantı vs. konularını emin olmadan ona anlatmıyordum fakat bunun bir sebebi vardı. Ben ne kadar çok kişi bilirse o şeyin büyüsünün bozulacağına inanıyordum. Olmadığında benimle birlikte üzüleceğini biliyordum ve onu üzmek istemiyordum.
"Cidden buna mı inanıyorsun Derin?" dedi bıkkınlıkla. Cevaplamama fırsat vermeden devam etti. "Gerçekten Ada'nın bu kadar aptal olduğunu mu düşünüyorsun? Ayaz'ın onu kandırabileceğine mi inanıyorsun? Ada senin gerçekten tanıdığın ve inandığın kişi değil anla artık bunu Derin! O kızın tek derdi sana zarar vermek bunu neden görmek, anlamak istemiyorsun sen?" hafif bağırarak konuşuyordu.
Konuşmama asla fırsat vermeden devam etti. "Ya Ada'yı iki gündür tanıyan Berkin bile bunu fark etti sen bunu senelerdir fark edemedin. Bu kadar mı kör etti gözlerini? Bu kadar mi etkisi altına aldı seni? Ya da bizi haklı çıkartmamak için aptal rolü mü yapıyorsun!? O kızın seni kıskandığını ve tek amacının sana zarar vermek olduğunu tanımayan birine sorsak o bile anlardı. Sen niye ısrarla inanmak anlamak istemiyorsun?" dedi sinirli ve sert bir tonla.
Niye beni kimse anlamıyordu? Niye saçma bir şeye inanıp sürekli Ada konusunda üzerime geliyorlardı? Kızın bana iyilikten başka bir şey yapmadığını niye kimse anlamak istemiyor ya da görmek istemiyorlardı? Niye ya niye? Neydi Ada ile olan dertleri?
Konuşup Rüzgarı kıracak bir şey söylemek istemiyordum. Zaten Ada yüzünden neredeyse sürekli herkes ile kavga ediyordum. Bir yenisini eklemeye niyetim yoktu. Sakince nefes alıp "Yorgunum Rüzgar uyumak istiyorum." dedim varla yok arası bir ses ile. "Git diyorsun yani?" dedi kırgın bir tonla.
Ben hiçbir şey söylemeyince ilk başta kırgın gözlerle bana baktı ardından yavaşça ayağa kalktı. "Peki öyle olsun..." dedi varla yok arası bir ses ile. Ardından bana bakmadan hızla evden çıkıp gitti. Sert örtülen kapının sesiyle uzun zamandır içimde tuttuğum gözyaşlarımı serbest bıraktım. Bugün yaşadığım şeyleri sindiremiyor, idrak edemiyordum.
Bugün o kadar çok şok etkisi yaratacak şey yaşamıştım ki bir an önce bugünün bitmesini istiyordum.
Duvarda asılı olan saate baktığımda saatin yedi buçuğa geldiğini gördüm. Annem bugün hastahanede kalacağını söylemişti. Eve abim gelecekti fakat ne zaman geleceğini bilmiyordum. Acaba bana kızgın mıydı? Bugün abimle de kavga etmeye niyetim yoktu. Hatta abimle konuşmak bile istemiyordum çünkü bir ton soru soracağını biliyordum.
Canım yemek yemek bile istemiyordu. Bu yüzden yavaş adımlarla odama girdim ve yatağımın içine girdim ve telefonumla ilgilenmeye başladım. Kafamın içinde bir ton düşünce vardı. 'Acaba Ada niye böyle yaptı? Rüzgar bana kırıldı mı? Ayaz'ın amacı ne? Neden Ada'ya yaklaşıyor? Onu nasıl kandırdı? Berkin'e ayıp mı ettim? Acaba onu da kırdım mı? Neden herkes Ada'ya bu kadar kin dolu? Niye kimse onu sevmiyor?'
Aklım o kadar karışıktı ki cidden ne yapacağımı bilmiyordum. Uyusam uyuyamıyordum, başka bir şey yapsam kafam almıyordu. Kitap okusam ya da ders çalışsam dahi odaklanamayacağımı biliyordum. Boş boş tavanı izleyerek sıkıntılı bir nefes vermem ile telefonuma bildirim düşmesi bir oldu.
Yavaş hareketlerle telefonuma gelen bildirime baktığımda Adadan olduğunu gördüm. Attığı mesajda 'Bugün için özür dilerim. Seni üzecek bir şey yapmak istemezdim. Rüzgarı anlık bir boşlukla öptüm. Kendime bile şaştım Derin. Sinirle saçımı başımı bile yoldum ne yaptım ben diye. Çok pişman oldum. Berkin o şekilde anlatmasaydı zaten sana bu durumdan bahsedecektim. Biliyorsun ben senden hiçbir şey saklamam, saklayamam.
Sen benim herşeyimsin 18 yılımsın. Ben seni üzecek bir şeyi yapar mıyım hiç? Ayaz konusuna gelince de çok hoşlanıyorum ondan Derin. Lütfen yarın öğlen iki de Rüzgar ile birlikte her zaman buluştuğumuz kafeye gel her şeyi konuşalım merak etme Ayaz olmayacak sadece biz bize olacağız. Lütfen beni kırma ve gel.' yazıyordu. Sakin sakin yazdığı mesajı okumuştum.
Ne cevap vereceğimi ya da gitmek istediğimi bilmiyordum. Açıkçası Rüzgar gelmek ister miydi onu da bilmiyordum. Ada'ya geleceğimizi içeren bir mesaj gönderip Rüzgara da durumla ilgili bir mesaj attım. Saat ona geliyordu abim hala gelmemiş olmalıydı bu yüzden uyumaya karar verdim. Telefonumu şarja takıp uzun uğraşlar sonucu uykuya daldım.
BÖLÜM DÜZENLENMİŞTİR!
Bölüm sonu...
Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.
Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰
Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım.
Sizce Derin Berkin'e kızmakta hata mı etti?
Ada hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Ada acaba diğerlerini haklı mı çıkartacak yoksa yanıltıp Derini mi haklı çıkartacak?
Derin'in kafasını çarptığında Berkin'in endişesi peki... 🤭🤗