"Güçlü bir hafıza, ağır bir cezadır ve işin kötüsü; iyi anları nadiren, kötü anları sıklıkla hatırlatır."
Orhan Kemal
Sürekli dalıp geri uyandığım uykumdan telefonumun arama sesi ile tekrardan uyandım. Kimin aradığına bakmadan telefonu açtım. Kulağıma Ada'nın sesi dolarken 'Neredesin? Gelmiyor musun? Söz vermiştin.' dedi. Sıkıntılı bir nefes verip soğuk bir ses ile 'Uyuyakalmışım yarım saate gelirim.' dedim. Cevap vermesini beklemeden yüzüne kapattım.
Ne olursa olsun dün beni üzmüştü. Rüzgara hazırlanmasını içeren bir mesaj yollayıp hızlıca hazırlandım. Evden çıkıp Rüzgargilin evine doğru yürümeye başladım. Dairelerinin önüne vardığımda kapıyı çaldım. Bir iki dakika sonra kapıyı Rüzgar açtı. Daha hazır değildi. Allah'ım bu çocuk beni delirtecek yemin ederim delirtecek!
"Niye hala hazır değilsin?" dedim sorgular şekilde. "Gelmiyorum da ondan." dedi net bir şekilde. Bende Derinsem oraya seni de götüreceğim Rüzgar! "Öyle bir seçim hakkın olmadığını biliyorsundur umarım canımın içi." dedim hafif tehtitkar bir ses ile. Beni oraya tek göndermemeliydi. Hiçbir zaman beni bir yere tek göndermek istemeyen çocuk konu Ada olunca hep aynı şeyi yapıyordu. Çoğu zaman kendi halinde bırakıyordum fakat bugün mesele farklıydı.
Yüzleşmemiz, konuyu konuşup çözmemiz gerekiyordu. Aramızda, aralarında bir problem olsun istemiyordum. Bu beni çok üzüyordu zaten. Onu bırakıp gitmeyeceğimi anladığında oflayarak hızla üzerine bir şeyler giyip yanıma geldi. Kafe çok uzak olmadığı için hızlıca oraya varmıştık.
İçeri girdiğinizde görüş alanımıza Ada ve Ayaz girdi. Ayaz'ı görmemle olduğum yerde kalakaldım. Yine bana yalan söylemişti. Yine! Ben ona bu kadar güvenirken o bana yine yalan söylemişti. Yavaş yavaş güvenimi kırdığının farkında değil miydi bu kız? "Ben o masaya oturmam." Rüzgarın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
Gözlerimi gözlerine dikip ters ters baktım. Hadi sıkıyorsa oturma der gibi bakmıştım. Bakışımdan anlamış olacak gibi sessizce gidip Ayaz'ın karşısına oturdu. Yavaş adımlarla ilerleyip Ada'nın karşısındaki boş sandalyeye oturdum.
Ada tam ağzını açmış "Hoşgel-..." derken sözünü kesip "Bunun burada ne işi var? Bana yine yalan mı söyledin?" dedim sert bir tonla. Hafif tebessüm edip " Bir şey içer misiniz?" diye sordu. Bu kız beni duymuyor muydu? Şimdi de sağır mı olmuştu?
"Biz buraya bir şeyler içmeye gelmedik. Soruma cevap ver." dedim net bir dille. Yavaş yavaş çevremdeki herkes Ada hakkındaki tutumunun doğru olup olmadığını sorgulamaya başlamıştım. Acaba ben mi yanılıyordum? Yoksa onlar mı yanılıyordu? Kafam iyice allak bullak olmaya başlamıştı.
Ada Ayaza aşkla bakarak "Çok gelmek istedi kıramadım sevgilimi." dedi. Ayaz da Adaya gülümseyip tuttuğu eline ufak bir öpücük kondurdu. Neden şuan bana çok sahte ve yapmacık geliyorlardı? Göz devirip hafifçe alaylı bir şekilde kıkırdadım. Ada bu hareketine bozulsa da belli etmemeye çalışarak "Dün Berkin varken pek rahat konuşamadık. Bu yüzden bugün sizi buraya çağırdım." dedi.
Sinir kat sayım daha da yükselirken tek kaşımı kaldırıp yüksek ve tehtitkar bir ton ile "Tek sorun Berkin mi Ada!?" dedim. Ne saçmalıyordu bu kız? Yoksa Berkin gerçekleri ortaya çıkardığı için mi bu kadar rahatsızdı? Ne olursa olsun Berkin'e bu konuda laf etmesine izin vermezdim. Nasıl dün Berkin'in ona laf etmesi hoşuma gitmediyse şu an da Ada'nın Berkin'e laf etmesi hoşuma gitmiyordu.
" Bu konuların onu ilgilendirdiğini düşünmüyorum." dedi net bir tonla Ada. Ya sabır ya sabır! Rabbim sana geliyorum!
"Benim hayatımda olan her şey onu ilgilendiriyor Ada." dedim onun gibi net bir ton ile. Ada tam bir cevap verecekken Ayaz ondan önce davranıp lafa atladı ve "Senin hayatındaki konumu ne ki böyle diyebiliyorsun?" diye sordu.
Allah'ım affına sığınarak söylüyorum yaratıyorsun bari takip et! Oksijen ısrafı yemin ederim! Boşuna oksijenimiz azalıyor bu gerizekalı yüzünden! Ben cevap vermeden Rüzgar "Peki ya sen bu soruyu hangi sıfatla soruyorsun?" diye sordu. Oy canını yediğim ne de güzel cevap verdi. Umarım dün bana kırılmamış sındır canımın için umarım. Böyle gereksiz şeyler için aramıza sorun, kırgınlık girmesini asla istemiyordum.
Bende Derinsem altta kalmam! İmalı bir bakışla "Ne o kıskandın mı? Berkin'in yerinde hiçbir zaman olamayacağın için üzgün müsün yoksa?" diye sordum. Derin vurdu ve gol oldu!!!! Ada sorduğum soruyla o kadar bozulmuştu ki. En yakın arkadaşım olmada sevinçten göbek atacaktım şimdi. Ne olursa olsun onu seviyordum o benim çocukluğumdu ne de olsa.
Bir kaç saniyelik sessizliğin ardından altta kalmak istemez bir şekilde " Derin ben Ayaz ile sevgiliyim ayırılmayı da düşünmüyoruz. Bu yüzden buna alışmak zorundasınız." dedi Ada. Bu kızın gözlerini kör etmişti bu çocuk. Nasıl beni sürekli gözleriyle taciz eden birine bu kadar bağlanıyordu, güveniyordu hatta sevgilim diyebiliyordu anlamıyorum. Cidden anlam veremiyorum.
"Kusura bakma Adacığım ama oksijen ısrafı yandakçın ile aynı ortamda bulunmak istemiyorum. Size iyi eğlenceler." diyerek ayağa kalktım. Sert ve yüksek bir ton ile "RÜZGAR KALK!" dedim fakat oturduğumuzdan beri gözleriyle Ayaz'ı dövmekle meşgul olduğu için beni duymadı. Bağırmıştım resmen ve nasıl kaldıysa bunu bile duymamıştı.
Omzuna dokunup sıktığım dişlerimin arasından "Rüzgar hadi kalk diyorum!" dedim. Nihayet beni duyduğunda hızla kalkıp kafeden çıktık. Eve doğru yürürken hiç konuşmuyorduk. Sessizliği ilk bozan taraf Rüzgar oldu. "Buraya gelmenin iyi bir fikir olmadığını söylemiştim." dedi. Cidden mi Rüzgar der gibi yüzüne baktım.
Konuyu değiştirip "Dün için özür dilerim. Yani eğer bana kırıldıysan özür dilerim Rüzgar." dedim. Beni kolunun altına alarak kendine çekti ve sarıldı. Hiç düşünmeden sarılmasına karşılık verdim. " Ben sana nasıl kırılabilirim canımın içi. Sadece üzüldüm birazcık o kadar. He bir de alıştım artık Ada konusunda atışmalarımıza." dedi ve kafamın üstüne hafif bir öpücük kondurdu.
Derin bir nefes verip sessiz kalmayı tercih ettim. Binamızın önüne geldiğimizde vedalaşıp eve doğru çıktım. Umarım şu an Berkin ile karşılaşmam çünkü dün resmen çocuğun yüzüne kapıyı kapattım. Of Derin of! Niye bu kadar fevrisin ki. Hayır anlamıyorum sanki çocuk ne dedi! Alt tarafı seni uyardı. Belki korumak istedi.
Ya arkadaşımın neyinden koruyacak beni? Tamam şu an yanlış tercihler yapıyor olsa da o benim en yakınım! Ne kadar kızsam da, kırılsam, küssem de, ne kadar güvenimi sarsmış olsa da o benim en yakınımdı. Ben onun hakkında bir şey denilmesine tahammül edemiyordum.
Evin kapısını açıp içeri girdiğimde mutfaktan sesler geliyordu. Annem ya da abim evde olmalıydı. Hızlıca ayakkabılarımı çıkartıp montumu astım. İlk önce lavaboya gidip işlerimi hallettim sonrasında da mutfağa doğru yürümeye başladım.
Mutfağa girmemle üstünde mutfak önlüğüyle Berkini görmem bir oldu. OHA! NEE? BERKİN? BİZİM EVDE? HATTA MUTFAKTA? ÜSTÜNE BİR DE MUTFAK ÖNLÜĞÜYLE?
BÖLÜM DÜZENLENMİŞTİR!
Bölüm sonu...
Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.
Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰
Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım.
Bu bölüme kadar yayımladığım için tüm bölümleri düzenlemeyi yeni bitirdim. Bu bölümden sonra diğer bölümleri düzenli olarak atmaya çalışacağım. Umarım yeni halini beğenirsiniz. Şahsen benim içime daha çok sindi. Bu hikayenin ilk hikayem olması dışında benim için çok özel bir yeri var.
Bunun sebebi aslında biraz da kendi hikayemden bahsediyor olmam. Tabiki hepsi kendi yaşadıklarım değil ve kurgu kısımları da var. Neyse ben yine çok konuştum iyi okumalar canlarım beklemede kalın.
Sizce bundan sonra neler olacak?
Ne tür sahneler görmek istersiniz canlarım?
Görmek istediklerinizi, böyle olsa ne güzel olur dediklerinizi bana söylerseniz çok sevinirim.
Satır arası yorumlar bırakmayı ve volte vermeyi unutmayın!