İçeriğe geç

Mahperi

Bölüm 12 · 8 dk okuma

Mahperi

Bölüm 12

11. Bölüm

"Tek seçeneğiniz güçlü olmak olduğunu anlayana kadar, ne kadar güçlü olduğunuzu asla bilemezsiniz."

Bob Marley

Duyduğum şeyi idrak edemiyordum. Nasıl yani biz bunca zamandır aynı binada mı oturuyorduk? Peki nasıl hiç karşılaşmamıştık? Bugün daha ne kadar şok yaşayacaktım bilmiyordum. Şaşkın bir şekilde öylece birbirimize bakıyorduk.

Derin bir nefes alıp "Nasıl yani sen ciddi misin?" dedim. Kafasını sallayıp "Evet evet de biz nasıl hiç karşılaşmadık?" diye sordu. "Ya da karşılaştık fark etmedik." dedim. Böyle bir tatlılığı nasıl fark etmemiştim ben?

Meraklı bir şekilde "Kaçıncı katta oturuyorsun?" dedim. "Dördüncü katta oturuyorum. Sanırım beşinci dairenin üstü oluyor." dedi.

Aha bir tane daha şok!

"E ben beşinci dairede oturuyorum. Bir de üst komşum musun benim!?" dedim hayretle. Elini ensesine atıp "Sanırım." diyerek gülümsedi ama o nasıl gülümsemek... Solan bir gülü bile canlandırırdı o gülümseyiş.

Bende onun gibi gülümseyip "Çıkalım o halde." dedim. Kapıyı açıp bana müsade etti. Benim arkamdan beni takip ediyordu. Binamızda asansör olmasına rağmen kullanmayı pek tercih etmezdim. Sanırım Berkin de benim gibi çok fazla tercih etmiyordu. Kapımın önüne gelince durduk. Ona doğru dönüp "Bugün hastahaneye geldiğin için ve bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim." dedim.

"Teşekkür etmene gerek yok." diyip gülümsedi. Tam kapıyı açacağım sırada tekrar dönüp " Bu arada abin kim?" diyiverdim. "Mert." dedi. Tabi ya abimin en yakın arkadaşı Mert abiydi. Birkaç kere karşılaşsakta hiç muhabbetimiz olmamıştı. Bir kaç kez abim ile konuşurken okulda çok popüler olduğunu duymuştum. Ha bir de oldukça çapkın olduğunu!

Ne kadar çapkın olursa olsun abimin en yakın arkadaşıydı. Birbirlerine gerçekten düşkünlerdü. En ufak başları sıkışsa düşünmeden yardıma birbirlerine yardıma koşarlardı. Zaten arkadaşlık, dostluk tam olarak böyle bir şey değil miydi? Her ne olursa olsun koşulsuz şartsız yanında olmak değil miydi? Her zaman destek olmak değil miydi?

Yeri geldiği zaman yanlışlarını uyarmak değil miydi? Evet abim her zaman Mert abiyi çapkınlığı konusunda uyarıyordu fakat pek bir değişim olmuyordu. Ben Mert abinin bir gün gerçekten aşık olduğunda tüm bu çapkınlıklarının biteceğine inanıyordum.

Kendi kendime konuşmayı bırakıp "Anladım görüşürüz o zaman tutmayayım seni." dedim. Başıyla selam verip "Görüşürüz." dedi ve yukarı çıkmaya başladı. Kapıyı bir türlü açamamıştım. Elim ayağım birbirine dolaşmıştı. Birkaç başarısız denemenin sonunda kapıyı açıp içeri girdim. Kapıyı kapatıp sırtımı kapıya dayadığımda nihayet derin bir nefes alabildim.

Ben bugün ne yaşamıştım böyle? Daha ne kadar şaşıracaktım? Kendimi silkinip düşüncelerimden sıyrıldım. Odama gidip güzel bir duş alıp kendimi yatağa attım. Bir süre öyle kaldıktan sonra saçımı iyice kurutup üzerime rahat bir şeyler giydim. Ardından tekrar yatağıma ilerledim. Biraz uyuyup dinlenmenin iyi geleceğini düşünmüştüm ama bir türlü uyuyamıyordum.

Gözümü her kapattığımda Berkini görüyordum. O güzel gülüşünü, aynı binada oturduğumuzu öğrendiğinde ki şaşkınlığını... Gözümün önünden hiç gitmiyordu. Kapatsam da oradaydı, açsam da... Bu sefer gözlerimi tavana diktim. İlk defa tavana bakmak bu kadar tuhaf hissettirmişti. O benim üst katımda oturuyordu. Bu hayal gibi bir şeydi. Sahi bu kadar güzel hayal var mıydı? 1 saatin ardından kendimi zorlayarak uykunun kollarına bıraktım.

Maalesef ki güzelim uykum çokta uzun sürmedi. Uzun uğraşlar sonucu uyuduğum uykumdan korkuyla uyandım. Biri kapıyı alacaklı gibi çalıyordu. Ne oluyordu böyle? Bu da kimdi? Afallamış bir şekilde hızla kapıya adımladım. Derin bir nefes alıp yavaşça kapıyı açtım. Karşımda sinirden köpürmüş bir adet Rüzgar duruyordu. Ne olmuştu da bu kadar sinirlenmişti bu çocuk?

Rüzgar oldukça komik ve eğlenceli bir çocuktu. Onu sinirlendirmek oldukça zor bir şeydi. Evet her insan gibi sinirlendiği zamanlar oluyordu fakat ayda yılda bir oluyordu. Hiçbir şeyi takmayan umursamayan biriydi. Yine Ayaz ile ilgili bir durum mu olmuştu yoksa? Hayatımıza girdiğinden beri Rüzgar biraz sinirli birine dönüşmeye başlamıştı.

Ben ne olduğunu anlamaya çalışır şekilde yüzüne bakıyordum. Tam o sırada saçı dağılmış, üzerine giydiği hırkasının tek omuzu düşmüş bir şekilde Ada Rüzgar'ın arkasından çıkıverdi. Anında telaşlı bir şekilde omuzundan düşen hırkayı düzelti. Ardından da hızlı bir şekilde saçını düzeltmeye çalıştı. Ada nereden çıkmıştı böyle? Ayrıca neydi bu hali böyle? Beni görünce neden telaş ile saçını, başını, üzerini düzeltmişti ki?

Rüzgar oldukça sinirli bir ses ile " İçeri almayı düşünüyor musun? Yoksa böyle dikilmeye devam mı edeceksin?" dedi. Rüzgar benim ile asla bu tavırda konuşmazdı. Neden bu kadar sinirli olduğunu deli gibi merak etsemde daha sonra sormak daha mantıklıydı. Merakımı bastırıp kenara çekildim. Sırayla içeri girip salona geçtiler.

Peşlerinden ilerleyip karşılarına oturdum. "Neyiniz var sizin?" dedim sakin bir ses ile. Ada tam bir şey söyleyeceği sırada kapı tekrar çaldı. Peşimden gelen Ada ile birlikte sakince kalkıp kapıya adımladım ve kapıyı açtım. Gördüğüm kişi ile gözlerimi kocaman açtım. Karşımda kanlı canlı Ayaz duruyordu. Evimin adresini nereden öğrenmişti? Peki ya daire numaramı? En önemlisi onun burada ne işi vardı?

Sinirli bir şekilde "Senin burada ne işin var!?" dedim. Ada Ayaz'ın konuşmasına fırsat vermeden "Ben çağırdım." dedi sakin bir ses ile. NE!? Ne demek ben çağırdım?

Bazı anlar olur ya hani kalbinin kırıldığını hissedersin. O kadar tuhaf bir histir ki karşındaki kişinin seni gram düşünmediğini, önemsemediğini hissedersin. Sonra sinir nükseder gönlüne. 'Nasıl bu kadar düşüncesiz olabilir?' diye düşünürsün.

Ne kadar düşünürsen düşün cevabını bulamazsın. Evet ortada çok büyük bir olay yok, bu kadar kırılacak bir şey yok ortada fakat ben onu en yakınım görürken beni düşünmeden nasıl bu kadar düşüncesiz hareket edebilir anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu çocuktan ne kadar rahatsız olduğumu bile bile nasıl benim haberim olmadan belki de zor duruma sokabilecek bir şeyi yapabilir? Beni sürekli gözleriyle taciz eden birine evimin adresini nasıl verebilir? Bana fikrimi bile sormadan nasıl kendi başına karar verebilir?

Belki abartıyorum, belki büyük tepki veriyorum bilmiyorum. Tek bildiğim bu zamana kadar bana en ufak zararı dokunacak bir şeyi asla yapmayan -ya da bana öyle hissettiren- Ada, şimdi karşımda nefret ettiğim adamı ben çağırdım diyordu. Sanki şu an başımdan aşağı kaynar sular dökülüyordu. Sinirlerim tepeme çıkmıştı.

Abim evde olsaydı beni ne durama sokacağının farkında değil miydi? Evet abim beni bir şeylerden kısıtlayan biri hiçbir zaman olmadı ama bu kadar geniş bir insan da değildi çünkü kendimi bildim bileli beni ne pahasına olursa olsun beni koruyordu. Saçımın kılına zarar gelse dünyaları yakabilecek potansiyeldeydi. Tanımadığı birini evinde görmek onu elbette ki rahatsız edecekti.

Eve benim bile çağırmadığım birini görmesi onu bir hayli sinirlendirecekti. Ada'dan zaten hoşnut değildi. Şimdi birde beni sürekli rahatsız eden birini evimize çağırdığını duysa daha çok nefret eder, onunla muhattap olmamam için elinden geleni yapardı. Zaten bu yaptığı hareketle benim de güvenimi sarsmıştı. Bana fikrimi bile sormadan Ayaz içeri girdi. Ada ile birlikte salona doğru yürüdüler.

Ya sabır ya sabır!

Bu gün benim için gerçekten oldukça tuhaf ve şoklu ilerliyordu. Peşlerinden ilerlediğim sırada kapı tekrar çaldı. Hayır yani bugün bu kapıya noldu cidden? Niye sürekli çalıp duruyordu böyle? Söylene söylene tekrar dönüp hızla kapıyı açtım. Kapıyı açmam ile birlikte acı kahve hareler beni karşıladı. Berkini karşımda görmem ile her şeyi unutmuştum sanki.

Afallamış bir şekilde yüzüne bakarken elini ensesine atıp " Davetsiz misafir kabul ediyor musun?" diye sordu. Ben şaşkınlığımı üzerimden atazken Rüzgar hızla yanıma gelip " Bu herifin burda ne işi v-?" dedi fakat Berkini karşısında görmesiyle lafını tamamlayamadı. Benim gibi şaşkın gözler ile Berkine bakmaya başladı.

Rüzgar "Derin çekilsene içeri girsin çocuk dışarıda kaldı." dedi beni kenara çekerek. Şoku üstümden ayıp "Ha evet şey pardon ya... Ben birden görünce şaşırdım." dedim çekingen bir şekilde. "Önemli değil olur öyle şeyler." diyip gülümsedi. Ardından içeri girdi.

Birlikte salona yürüdük Berkin içeriye kısa bir göz gezdirip"Ooo herkeste burdaymış. Yanlış bir zamanda mı geldim?" dedi. Rüzgar benden önce davranıp "Hayır kardeşim geç otur ayakta kalma." dedi. Rüzgarın Berkin ile birbirlerini sevmeleri beni o kadar mutlu ediyordu ki... Herkes oturduğunda Ayaz'ın ters ters sinirli bir şekilde Berkine baktığını gördüm.

Hayır yani anlamıyorum neden bu kadar saçma sapan davranıyordu? Berkini görmem ile anlığına her şeyi unutmuştum fakat şimdi tekrar hatırlıyordum. Sinir yavaş yavaş vücuduma tekrar nüksediyordu. Sakinleşmek adına derin bir nefes alıp "Bir şey içer misiniz?" diye sordum.

" Zahmet etme." dedi nahif sesiyle Berkin. Ardından Rüzgar da bir şey istemediğini söyledi. Adaya baktığımda "Otur boşver içeceği şimdi bizde istemiyoruz bir şey. Size söylememiz gereken bir şey var." dedi. Biz kelimesi nedense beni rahatsız etmişti. Duyacağım şeyden hiç hoşlanacağımı sanmıyordum. İçime öyle bir his doğmuştu.

Oturduğum yere iyice yerleşip "Neymiş?" dedim tek kaşımı kaldırarak. Ada birden Ayaz'ın elini tutup " Biz sevgiliyiz."dedi neşeli bir ses ile. Tahmin ettiğim gibi duyduğum şeyden hiç hoşlanmamıştım.

Şaka... Kocaman bir şaka... Eşek şakası!

"Kamera nerede?" dedim etrafa bakınarak. Rüzgar şoka girmişti, asla konuşmuyordu. Gözlerini Ayaz ve Ada'nın ellerindeydi. Berkin ise ifadesiz bir şekilde Ayaz ve adaya bakıyordu. Ada yalandan gülüp "Ne kamerası?" diye sordu.

Berkin sakince ve imalı bir şekilde "Gerçekten sevgili olduğunuza emin misiniz?" diye sordu. Bu soru karşısında Rüzgar ve ben daha çok şaşırırken Ada'nın gülen yüzü yavaşça solmuştu.

BÖLÜM DÜZENLENMİŞTİR!

Bölüm sonu...

Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.

Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰

Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım.

Sizce Berkin neden böyle bir şey sordu?

Ada ve Ayaz'ın sevgili olması sizi de çok şaşırttı mı?

Derin Ada'nın bu davranışlarından sonra arkadaşlığına nasıl bir tepki verecek?

Peki ya sizce Rüzgar neye bu kadar sinirlenmiş olabilir?

Sorulara olan tahminlerinizi bekliyorum canlarım 💜

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.