İçeriğe geç

Mahperi

Bölüm 11 · 6 dk okuma

Mahperi

Bölüm 11

10. Bölüm

"İnsanlar kırıldıkça içine kapanır, dışarıdan bakanlar ukala zanneder."

Pablo Neruda

Hayatımda sanki hiç atraksiyon yokmuş gibi bir de şok üstüne şok yaşıyordum. Rüzgar ile Berkin ne ara bu kadar yakın olmuşlardı? Her şeyi geçtim abim ile nereden tanışıyorlardı? Kafam da binbir çeşit soru vardı. Abim ve Berkine sorgulayıcı şekilde bakıp "Siz nereden tanışıyorsunuz?" dedim.

İkisi de birbirine baktı ardından abim "Arkadaşımın kardeşi oradan da asıl siz nereden tanışıyorsunuz?"dedi. Berkin benden önce davranıp "Sınıf arkadaşıyız abi." dedi sakince. Abimin arkadaşının böyle bir kardeşi olduğunu bilseydim keşke! Böyle güzel gülen, acı kahve gözlerinde bile okyanus güzelliğini sunan gözleri olan, bir o kadar kibar, bir o kadar da nahif bir kardeşi olacağını bilseydim keşke!

Gözlerimi Rüzgara dikip "Siz ne ara bu kadar yakın oldunuz ya?" dedim. Rüzgar tam bir şey diyecek iken anneannem "Güzel kızım çocukları sorularına daraltma! Hadi sen eve git hem diğer torunlarım da burada. Sende biraz dinlenmiş olursun. Belki arkadaşında sana eşlik eder." dedi bana kaş göz yaparak. Ah bu kadın yok mu bu kadın? Nasıl da sezmişti iki dakikada her şeyi. Zümrüt yeşili gözleri ile gidin diye işaret yapıyordu. Hasta hali ile bile asla enerjisini kaybetmiyordu. Güzel meleğim benim.

Berkin benden önce davranıp "Tabi ki eşlik ederim teyzeciğim. Hem bende gideyim artık. Hasta ziyaretinin kısası makbuldür. Tekrar çok geçmiş olsun." diyip anneannemin elini öptü. Ah ne kadar da düşünceliydi öyle. Resmen yaptığı ufak bir hareket bile kalbimde kıpırdanmaya yol açmıştı. Anneannem "Sağolasın yavrum. İnşallah tekrar görüşürüz çok sevdim ben seni." dedi kocaman gülümseyerek. "İnşallah teyzeciğim hoşçakalın." deyip abimgille vedalaştı.

Anneanneme itiraz etme gibi bir lüksüm hiçbir zaman olmamıştı bu yüzden ayaklanıp toparlandım. Ardından yanağına minik bir öpücük kondurdum.

Abimgille vedalaşıp birlikte hastahanede çıktık. Yine aramızda sessizlik hakimdi. Aklımda tonlarca soru vardı. Sormak istiyor fakat bunalır, sıkılır diye soramıyordum. Birlikte durağa yürümeye başladık.

Ben bir şey sormadan "Bugün Rüzgar ile karşılaştık anneannenin rahatsızlandığını o söyledi. Bende merak edip ziyaret etmek istedim." dedi. İçeride sorduğum fakat yanıt alamadığım soruyu unutmamış ben tekrar sormadan cevaplamıştı. Bu kadar düşünceli olmak zorunda mıydı? O böyle olmaya devam ettikçe beni kendine daha çok bağlıyordu ve bunun farkında değildi. "Ben teşekkür ederim." dedim. "Neden teşekkür edersin?" diye sordu. Teşekkürlerin nedeni mi olurdu hiç canım!? Tabiki olur Derin, saçmalama istersen!

"Geldiğin ve bu kadar düşünceli olduğun için." deyip içten bir şekilde gülümsedim. Onun yanında sürekli gülümsediğimi fark etmiştim o an. Onun yanındayken gülümsemek ayrı bir iyi geliyordu ruhuma. Benim gibi gülümseyip "Öyle olsun bakalım." dedi. Ne güzel gülümsemeydi o öyle.

Ah o gülümserken kısılan gözleri... Bu kadar güzel göründüklerini bilseler ne derlerdi acaba? Gözleri sanki nadir bir parçaymış gibiydi. Paha biçilemez nadir bir parça... Onun yanındayken bile onu düşünüyordum. Bu çok garipti değil mi?

Ben yere bakarak yürürken düşüncelerinden sıyrılmama neden olan korna sesi beni kendime getirdi fakat sanki yere ayaklarım yapışmıştı. Olduğum yerden hareket edemiyor gibiydim. Arabanın çarpmasına ramak kala bir çift el beni hızlıca kendine çekip sıkıca sarıldı.

Sanki kendimde değildim her şey film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu. Kafamı kaldırdığımda gözlerime endişe ve korku ile bakan acı kahve gözler ile karşılaştım. Sanki zaman durmuş akmıyor gibiydi. Arabalar, insanlar hızla geçip gidiyordu ve biz öylece duruyorduk. Kalp atışlarını hissedebiliyordum. Sanki yerinden çıkacak gibiydi. Nefes almayı bile unutmuştum. Korku, endişe, heyecan... Hepsini bir arada hissediyordum. Elim ayağım tutmuyor gibiydi.

Gözlerine ilk defa bu kadar yakından bakıyordum. Güzel gözleri geçen her bir saniye de beni daha da hapsediyordu. Çekmek istesem de bir şeyler buna engel oluyordu. Ankara ayazı bile sıcacık gelmeye başlamıştı o an. Sanki zaman akmıyor gibiydi. Güzel kahvelerine ne kadar uzun uzun bakmak istesem de daha fazla yolun ortasında böyle duramazdık. Yavaşça ayrılıp " B-ben teşekkür ederim." dedim kekeleyerek.

Ne? Kekeledim mi ben az önce? Yok artık aferin bana! Karşısında doğru dürüst konuşamıyordum bile. Endişeli sesi ile "Lütfen bir daha daha dikkatli ol." dedi. "Olurum." dedim fısıltı gibi çıkan sesim ile.

Daha fazla konuşmadan durağa gelip oturduk. Yine aramızda sesizlik hakimdi. Yavaşça kulaklığımı çıkarıp telefonuma taktım. Tereddüt ederek kulaklığın tekini ona uzattım. Önce bana ardından uzattığım kulaklığa bakıp düşünmeden aldı. Kulaklığı taktıktan sonra ratgele bir şarkıyı açtım. Yavaş yavaş kulaklarıma ilişen melodiyle içim huzur doldu.

Yorgunluktan değil halsizliğim

Sürmesin artık sensizliğim

Kokuna hasret günlerdeyim

Durum çok acil, gel

Berkin tüm şarkı boyunca gözlerini gözlerimden ayırmamıştı. Şarkı bittiğinde gelen otobüse bindik. Şükürler olsun ki fazla kalabalık değildi. Boş ikili bir koltuğa oturup tekrar kulaklığı taktık. İkimizde sessizce çalan şarkıyı dinleyip dışarıyı izliyorduk. Daha doğrusu ben onun camdan yansıyan görüntüsünü seyrediyordum.

Anneannem Berkine bakışlarımı hissedip bizi birlikte yollamıştı. Meleğim ne kadar da düşünceliydi. Onun sayesinde şu an onu izleyebiliyordum. Aslında Berkin gelemeseydi de beni kesin eve yollardı. Onun yüzünden çok fazla yorulduğumu, uykusuz kaldığımı söyleyip duruyordu.

Zümrüt gözlü meleğim iyi olsun bana yeterdi. Zaten o iyi olduğunda ne yorgunluğum ne de uykusuzluğum kalmazdı. Dedem bizim zorlamalarımız ile anneannemin yanından ayrılıp eve geçmişti. Başından bir saniye bile ayrılmak istemiyordu.

Çocukluğumdan beri birbirlerine olan aşkları, sevgileri, saygıları beni büyülemişti. Hayatım boyunca onların ki gibi bir aşk, evlilik yaşamak istedim. Çünkü birbirlerini en saf hisleriyle seviyorlardı. Umarım bir gün bende onlar gibi bir aşk, evlilik yaşarım.

Tabi bazen evlilik düşüncesi beni çok fazla korkutuyor. Ara sıra ' Acaba benim evliliğim de annemle babamın evliliği gibi mi olur? ' diye düşünüyorum. Bu soru çok fazla kafamı kurcalıyor. Sonra içimi derin bir korku ve hüzün kaplıyor. Kendi kendime 'Acaba benim çocuklarım da benim gibi acı çekmek zorunda mı kalacak?' diyorum.

Beynimi bir ton soru boğuyor. Sonra düşünüyorum bir nebze de olsa ' herkes aynı olmaz' kelimesi içimi rahatlatıyor. İleri de ne yaşayacağımızı, hayatımızın bize neler getireceğini, ne tür şeyler ile imtihan edileceğimizi bilemeyiz. Belki gerçekten anneannem ve dedem gibi güzel bir yaşamım olacak belki de tam tersi annemin yaşadıklarını hatta belki de daha kötülerini yaşayacağım.

Hayatımın bana neler getireceğini bilemem fakat tek bildiğim bir şey var ne olursa olsun çocuklarımın benim ve abim gibi zor zamanlar yaşamaması için elimden ne geliyorsa fazlasını yapmaya çalışacağım konusunda kendimden emin hissetmem...

Yarım saat geçen yolculuğun ardından kulaklığımı bana teslim edip otobüsten indik. Hala konuşmuyorduk. Bu durum beni rahatsız ediyordu. O güzel sesini sürekli duymak istiyordum. Hiç susmasın bende hep onu dinleyeyim istiyordum ama biz sessizlikle konuşuyorduk sanki.

" Evin önüne kadar zahmet etme gerisini hallederim." dedim kısık bir ses ile. Gitmesin istiyordum ben! Hep yanımda kalsın istiyordum. Ne olurdu sanki onu sürekli görseydim! "Zaten aynı tarafa gidiyoruz sorun değil." dedi sakin bir ses ile. "Peki." demek ile yetinmiştim. Hah al işte yine bir sessizlik. Neyse ki onun ile sessizlik bile güzeldi. Hatta onun ile ilgili olan her şey çok güzeldi.

Sessizce evime doğru yürümeye devam ettik. Binamızın önüne geldiğimde yavaşça durdum. Bana bakıp "Neden durdun?" diye sordu şaşkın bir şekilde. "Bu binada oturuyorum." dedim sakin bir ses tonu ile. Şaşkınlığını üzerinden atamamış bir şekilde "Anlamadım?" dedi. Dediğim neresini anlamadığını çözememiştim. Niye bu kadar şaşırmıştı ki?

"Neyi anlamadın? Bu binada oturuyorum. Niye bu kadar şaşırdın ki?" diye sordum meraklı bir ses ile. Derin bir nefes alıp "Şaşırdım çünkü bende bu binada oturuyorum." dedi. Şaşkın bir şekilde "Ne!?" diye sordum.

Ne!? Gerçekten ne!?

BÖLÜM DÜZENLENMİŞTİR!

Bölüm sonu...

Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız sevinirim canlarım.

Her bir etkileşiminiz, yorumlarınız benim için o kadar önemli ki... Satır arası yorum bırakırsanız hepsini tek tek okuyacağım. Yeni bölümü heyecan ile bekleyin derim. Tüm yazdıklarımı tamamen değiştirmek istemedim fakat değiştirdiğim eklediğim yerler olacak. Umarım düzenlenmiş halini beğenirsiniz. 🥰

Komşu olduklarına Derin kadar sizde çok şaşırdınız değil mi?

Bakalım Berkin ve Derin ikilimizi bu komşu durumu nasıl etkileyecek?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.