Adam, şirketine geldiğinde odasına doğru yönelmişti. Çalışanları etrafında dört dönüyordu. Odasına girdiğinde mutlaka her sabah içtiği o sert, filtre kahvesini getirmişti asistanı. Eliyle çıkmasını işaret etmişti. Kadın çıktığında kahvesinden bir yudum alarak masasına oturdu. Sekreteri arayıp
‘’ Eylül ayının gelir – gider dosyasını getir ‘’ daha fazla bir şey söylemeden telefonu kapattı. Beş dakika sonra başka bir çalışanı getirmişti dosyayı.
‘’ Ben sana getir dememiştim, ayrıca neden bu kadar geç getirdin hızlı çalışın biraz ‘’ dedi. Sert çıkan sesiyle
Çalışanı kafasını eğdiğinde
‘’ Tamam, efendim bir dahakine daha dikkat ederim ‘’
‘’ İyi, git şimdi ‘’ çalışanı odasından çıktığında çalışmalara başladı.
🦂
Çalışmaya başlayalı on saat oluyordu. Bugünlük bu kadar yeter diye düşündü adam. Son kontrollerini yaptıktan sonra çıktı şirketinden. Eve geldiğin de duşa girdi, bir şeyler atıştırdıktan sonra yatmak için yatağına gitti.
Adam sabah kalktığında spor salonuna gitmiş, orada duş almıştı. Dışarıda güzel bir kahvaltı yapmaya karar verdi. Sevdiği bir restoran vardı. Oraya geldiğin de güzel bir karşılama yapılmıştı adama. Her zamanki kahvaltısı menüsünden istediğin de hemen hazırlıklara başlanmıştı. Kahvaltısını yaptıktan sonra ödemeyi yapmak için kasaya gitmişti. Menü fiyatını – indirimli – şekilde ödüyordu.
‘’ Menü dışında da yiyecekler verilmişti benim için ‘’
‘’ Estağfurullah efendim, onlar size özel ‘’ dedi kasada ki çalışan
Adam ise iyi günler dileyip çıkmıştı. Şirketine geldiğin de toplantı olacak yarım saate toplanın dedi sekreterine, odasına gidip toplantı için hazırlıklarına başladı.
🦂
‘’ Ben size güvenip, işe arıyorum ama siz güvenimi boşa çıkarmak için elinizden geleni yapıyorsunuz ‘’ dedi. Adam. Herkes suspus onu dinliyordu.
‘’ İşi yavaş yapmanızı geçtim, eylül ayının gelir, giderlerini hesapladım. ‘’ adam sustu. Çalışanlarına baktı.
‘’ Bizim hesabımıza para gelmesi gerekiyor ve bunun için çalışmanız gerekiyor. Para gitmesi için değil ‘’ adam bağırdığında. Çalışanlar yerine sinmişti.
‘’ Kendinize çeki düzen verin, yoksa sizi işlerinizden men ederim ‘’ adam son sözlerini söyleyip odasına gitti.
Adam çıktığında herkes derin bir oh çekmişti. Adamın karşısında tek kelime bile edemiyorlardı. Korkuyorlardı ondan.
Dosyaların arasına adeta gömülmüşken, dışarıdan gelen bağrışlarla dikkati dağılmıştı adamın. Kaşlarını çatıp ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Çalışırken yüksek sesli gürültüden nefret ederdi. Sinirle odasından çıktığında
‘’ Ne oluyor burada ‘’ adam bağırdığında şirkette adeta soğuk rüzgârlar esiyordu. Sesler kesilmiş. Adama bakıyorlardı. Kimseden ses gelmediğinde daha da sinirlendi. Sorduğu soruya cevap verilmemesinden de nefret ederdi.
‘’ Size neler olduğunu sordum ‘’ dedi. Adam ciddiyetle. Kalabalık içinden bir çalışanı öne birkaç adım atıp.
Ortalarında ki adamı gösterdi.
‘’ Efendim, ortadaki beyefendi sizinle konuşmak istediğini, biz ise müsait olup olmadığınızı sorduktan sonra alabiliriz deyince sinirlendi. Bizlere hakaret etti. ‘’
Adam başını salladığında çalışanı geri adım attı.
‘’ Ne konuşmak istiyordunuz benimle ‘’
‘’ Şirketinizi satın almak ya da sizinle ortaklık yapmak ‘’ beyefendinin cümleleriyle herkes kaskatı kesilmişti. O esen soğuk rüzgâr birazdan kopacak olan fırtınanın habercisiydi.
Ne bir şirketi yönetirken bir ortağa ihtiyaç duyardı.
Ne de şirketini satmak gibi bir düşüncesi.
Bu zamana kadar bu teklifle gelen çok olmuştu. Ama gelen herkes eli boş, itiraz eder ise de yüzü başı yaralar içinde dönmüştü. Öyle ki çalışanlarına o düşünceyle gelenleri şirketine almamalarını emretmişti. Boşuna zamanı harcamak istemezdi.
‘’ Boşuna gelmişsin, geldiğin yolu biliyorsundur diye düşünüyorum. Görüşmek üzere beyefendi. ‘’
Beyefendi, karşısındaki adamın onu net bir şekilde reddettiğini anlamıştı. Fakat oda istediğini almak için diretirdi.
‘’ Ben istediklerimi alırım ‘’ dedi. Beyefendi meydan okurcasına.
‘’ Ama ben ne istersem o olur beyefendi, şimdi gitseniz iyi olur zaten yeterince zamanımı çaldınız. Yoksa iyi şeyler olmayacak ‘’.
‘’ Peki, ben o iyi olmayacak şeyleri görmek istiyorsam ‘’
Adam, karşısında ki beyefendiye baktı. Bu teklifinden kolayca vazgeçmeyeceği belliydi. Adamlarına baktı.
‘’ Götürün bunu dedi. ‘’ adamları beyefendiyi kollarından tuttuğu gibi otoparka doğru götürdüler. Sessizlik hüküm sürerken adamda onların arkasından otoparka gitti.
Otoparka gittiğin de iki kapı geçtikten sonra istediği yere geldi.
Mafyalığını yaptığı ikinci yer.
İşkence aletlerinin yedeklerinin durduğu o yer.
🦂
Beyefendiyi oturduğu sandalyeden çözdüklerinde ilk başta yürüyememiş yere düşmüştü. Adam karnına tekme attığında
‘’Tamam, tamam dur artık. İstemiyorum şirketini ‘’
Beyefendinin yüzü, vücudu kanlar içinde kalmıştı.
‘’ Ama ben sana demiştim, ben ne istersem o olur diye, beni öldürecektin birde, sen kaşındın ‘’
Adamlarına işareti verdiğinde şırıngayı almıştı. Adamın yanına eğildiğin de şırıngayı omzuna sapladı ve içindeki bütün zehri adamın vücuduna yaydı. Kalktığında beyefendinin yaralarla dolu o karnına bir tekme daha attı. O yerden çıktığında arkasında her yeri kan içinde, birazdan verdiği zehrin etkilerini görecek olan bir enkaz bırakmıştı.
Böyleydi o haddini bilmeyenlere haddini bildirir.
Onu tanımayanları az önce yaptığı gibi tanıtırdı kendini.
Çünkü;
O Deha Acar ‘ dı.
Namı değer Akrep…


