İçeriğe geç

MAHKUM

Bölüm 18 · 3 dk okuma

MAHKUM

Bölüm 18

Bölüm On Yedi

Adam Alazlar ‘ ın üzerine ses dinleme cihazı koyduğunda sadece ne düşündüklerini ve neler konuşacaklarını merak ettiği için koydurmuştu. Alaz ‘ın rüyasında akrepler gördüğünü öğrenmişti ama origamiyi koyduğu akşamında yine görmesini beklemiyordu. Ama işine gelmişti. Eğlenmek istiyordu onlarla o yüzden not göndermişti. Tekrardan gönderecekti. Onlarla eğlenmek çok hoşuna gidiyordu.

Ve onlarla daha çok eğlenecekti.

🦂

İki çete ve kızlar kahvaltıdan sonra Ayaz ‘ ın isteğiyle toplanmışlardı. Ne kadar çok yüzlerini görmek istemeseler de başlarında not gönderen birileri varken önemli olacağını düşündükleri için kabul etmişlerdi.

‘’ Hatırlıyorsunuzdur ki bize gelen ilk notta ‘ R ‘ harfi vardı bu sefer gelen kâğıtta not yoktu ama ‘ P ‘ harfi yazıyordu. Bilmeniz gerektiğini düşündüm. ‘’ Ayaz. Açıklama yaptığında hepimize tek tek bakmıştı.

Aslında haklıydı, onlarla birlikte tehdit alıyorduk.

‘’ Haklısın, bu tehditleri, notları beraber alıyoruz sonuçta. Bize de geçen gün bir not geldi onda da ‘ E ‘ harfi vardı. ‘’ dedim.

‘’ Ayaz, senin hatırladığın veya düşündüğün biri var mı geçmişten ya da bugünden? ‘’

‘’ Yok ‘’ dedi. Ayaz.

‘’ Bu zamana kadar hangi harfler yazılmış onları yazalım belki bir şeyler bulabiliriz ‘’ bu fikir Ayaz ‘ ın çetesinden Behir ‘ den çıkmıştı. Onu onaylayarak masanın karşısında bulunan tahtaya tebeşirle yazmaya başladım.

‘ P, R, E, A, K ‘ harflerini yan yana yazdım.

‘’ Şimdiye kadar gelen harfler bunlar. ‘’

‘’ Parke? ‘’ dedi. Anıl.

‘’ Ne? ‘’

‘’ Ne, ne bunu bulabildim ne yapayım. Ayrıca ben çok acıktım açken beynim çalışmıyor’’

Saate baktığım da yemek saatine beş dakika kalmıştı. Anons geçmiyorlardı artık gardiyanlar gelip kapımızı açıyorlardı. Buradan yemekhaneye geçebilirdik sonra geri gelirdik.

‘’ Beş dakika kalmış zaten, kalkalım anca gideriz zaten. ‘’ herkes onayladığında Ayazlar arkada biz önde gidiyorduk. Bu samimiyet fazlaydı bile onlara. Ayrı ayrı masalara geçtiğimiz de yemeklerimizi yemeye başladık.

Yemekleri yemiş kalktığımızda siren sesi çalmış, ne olduğunu anlayamamıştık. Herkes birbirine bakıyordu. Daha sonra koşarak biri gelip yangın var deyip geri gitmişti. Herkes kapıya koştuğun da bizde dışarı çıkmıştık.

Müdür geldiğin de yanlışlık olduğunu, birinin alarma bastığını söylediğinde geri içeri girmiştik.

Söylene söylene içeri girdiğimiz de kütüphaneye gelmiştik. Fakat tahtada ki yazılar silinmişti. Gardiyanın sildiğini düşünerek koğuşlara gitme kararı almıştık.

Herkes kendi koğuşuna gittiğin de yastığın altında ki not defterimde gerekli bilgiler yazıyordu onunla devam edebilirdik.

Elimi yastığın altına attığım da not defteri yoktu. Yastığı kaldırdığım da bomboştu.

‘’ Yok ‘’ dedim.

‘’ Ne, yok ‘’ dedi Alp

‘’ Bu notları aldığım defter ‘’

‘’ Başka bir yere koymuş olma ihtimalin var mı? ‘’ Ali

‘’ Cık, en son buraya koydum kütüphaneye gitmeden önce de kontrol ettim o zamanda buradaydı. ‘’

Gelen notların hepsi o defterde yazılıydı. Allah ‘tan harfler aklımızda diye düşündü Alaz illaki bir yerden çıkardı.

Masanın başında oturmuş çay içiyorduk. Bir yandan da harfleri birleştirmeye çalışıyordum. Fakat aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Kafam allak bullak olmuş, her şey birbirine girmişti.

Masadan kalkıp yatağa yöneldim sırtüstü yattığım da biraz da öyle düşünmeye karar verdim.

🦂

Adam cezaevinden çıktığında aldığı zaferle gülümsedi. Arabasına bindiğinde her zaman gittiği o bara gidecekti.

Yoldan gözünü çekip elinde ki deftere odaklanmıştı. İçini açıp incelemeye başladı. Benim hakkımda ne yazmışlar bakalım diye düşündü içinden. Cezaevindekilerden Alazlar ‘ın onun hakkında düşündüklerini not ettiklerini öğrenmişti. Bunu öğrendiği an tek istediği o defterin elinde olmasıydı. Müdürü arayıp aklındaki planı anlatmıştı. Yangın çıkmış gibi gösterip gardiyan koğuşlara girip biri varmış diye kontrol ayağına not defterini almıştı. Ve defter şuan elindeydi.

Araba durduğunda barın önüne gelmişlerdi. Arabadan indiğinde bütün gözler onun üzerindeydi. Yanından geçtiklerinde herkes başını önüne eğmiş, ellerini karın hizasında birleştirmişlerdi. Bara girdiği an görevliler başında dört dönmeye başlamıştı. Garsona bakıp

‘’ Her zamankinden getir ‘’ dedi. Ciddi bir ifadeyle.

‘’ Tamam, efendim ‘’ garson gittiğin de duvar kenarındaki koltuğa oturmuştu. Garson gelip içeceğini masaya koymuştu.

Garson başını eğmiş, ellerini önünde birleştirmişti.

‘’ Başka bir isteğiniz var mı efendim? ‘’

Adam, garsonun sorusu karşısında eliyle git işareti yapmayla yetinmişti.

Burası diğer barlar gibi değildi. Bu bar genellikle kötü iş yapan, belalı adamların, mafyaların mekânıydı.

Bölüm sonu

17 yorum