İçeriğe geç

MAHKUM

Bölüm 16 · 5 dk okuma

MAHKUM

Bölüm 16

Bölüm On Beş

‘’ Ne dediğimi anladın değil mi? ‘’

‘’ Anladım, efendim ‘’

‘’İyi eğer bir aksilik çıkarsa ‘’

‘’ Merak etmeyin, olmayacak ‘’

‘’ İyi, iyice süslesinler orayı sesimi kaydet herkes gittiğin de onlar kalsın o zaman açarsın hoparlörden unutma, sadece kütüphanenin hoparlörü açık olacak eğer kütüphaneden çıkacak olursa engelleyeceksin bir şekilde orada kalmalarını sağla sesi duyduktan sonra ne yaptıklarını umurumda değil ‘’

‘’ Bir hata çıksın istemiyorum malum, bu akşamdan sonra çok stresli olacaklar nefesimi enselerinde hissettireceğim bu akşam istedikleri kadar eğlesinler ‘’

‘’ Onlar için yaptığım ilk ve son iyilik ‘’

Adam ayağa kalkarken

‘’ Eğer ki, bir hatanı duyar ya da görürsem kendini ölmüş bil müdür ‘’

Müdür yutkunduğunda başını salladı adamın karşısında ecel terleri dökerken

‘’ Merak etmeyin efendim, her şey istediğiniz gibi olacak ‘’ adam bir şey demeden çıktığın da müdür derin bir nefes aldı. Bu adamdan ölesiye korkuyordu.

Gerçi bu adamdan korkan sadece o değildi. Neredeyse bütün cihan onun karşısında titrerdi…

ALEV

Alaz…

Aklıma geldiğin de gördüğüm de kalbimin delicesine atmasına sebep olan güzel gülüşlü adamım.

Bilemiyorum, belki bana o gözle bakmıyordur.

Ayaz bana zarar verdiğin de hastaneye kaldırıldığım zaman Ayaz ‘a karşı korumuş olması ‘sevgilisi olarak ‘ demiş olması beni umutlandırmalı mı?

Kızlar anlattığında ki o heyecanım ve küt küt atan kalbim.

Cezaevin de isyan çıktığın da beni kollarının altına alışı endişesi. Kollarının altında bulduğum o huzur ve güven.

Zehirlendiğimde ki o ilgisi,

Özellikle dün gece…

Başımı döndüren ayaklarımı yerden kesen o dans…

Gece kötü sonla bitmiş olsa da asla unutamayacağım o gece. Umarım, umarım Alaz, hislerimi boşa çıkarmazsın.

Not defterimin kapağını kapattığım da kızlara yönelmiştim. Dün geceyi konuşuyorlardı.

Dün gece, hoparlörden gelen ses sonrasın da kim olacağına dair istişare etmiş – tartışmıştık notları yollayan kişi olabileceğini düşünüyorduk. Bir saate yakın oturmuş kim olabileceğini tartışmışlardı. Ne Ayazlardan ne bizimkilerden bir sonuç çıkmamıştı. Umuyorum ki her kimse – kimselerse şu saçmalığa son verirdi. Kütüphaneden çıkmış koğuşların önüne geldiğimiz de kahvaltıdan sonra müdürün yanına gitmeye karar vermiş öyle ayrılmıştık.

Kızlarla hazırlandığımız da koğuştan çıkmış kahvaltı için yemekhaneye gelmiştik. Yemek saatlerin de gardiyanlar çok olmuyordu. Eskisi kadar sıkı değildi. Yemeklerimizi almış her zamanki masamıza geçmiştik. Alazlar gelmiş yemeklerini yemeğe başlamışlardı bile. Selamlaşma faslını geçtikten sonra havadan sudan konuşmaya başlamıştık. Ayazlarla ise şu bilinmeyen kişi için konuşuyor onun dışında asla muhatap olmuyorlardı aralarında hala duvarlar örülüydü.

Alazlar masanın başına geldiğin de öylece dikilmiş bakıyorlardı. Bana mı öyle geliyordu bilemiyorum ama gözlerime o kadar derin bakıyordu ki.

Anıl ‘ın kısık bir sesle ‘istenmeyen ot burnunun dibinde bitermiş ‘ dediğini duysam da gülmemek için kendimi tutmam gerekmişti.

Ayaz en sonunda konuştuğun da

‘’ Müdürün yanına gideceğiz dimi? ‘’

‘’ Evet, ‘’ Alaz tek bir kelime söylemiş ve susmuştu elinden geldiğince muhatap olmamaya çalışıyordu.

Ayaz ise tamam demişti sadece

Yemek yerken rahatsız hissetmiş iki çift gözü üzerimde hissediyordum. Başımı kaldırdığında Ayaz ‘ın bana baktığını gördüm. Yerimde kıpırdandığım da Alaz fark etmiş olacak ki Ayaz ‘ a ithafen

‘’ Ne bakıyorsun, gitsene yemek yedikten sonra gideceğiz dedik ya ‘’ dedi sert bir ses tonuyla.

‘’ Alev ile konuşmak istiyorum ‘’ dediğinde bunu beklemiyordum.

‘’ Hayır, konuşamazsın ‘’ Alaz kaşlarını çatarken

‘’ Ben sana sormadım, Alev ‘e sordum’’

‘’ Alaz benim yerime sana cevap verdi zaten uzatmasan mı? ‘’

‘’ Beş dakika lütfen, Alev ‘’ Ayaz ‘ın dediğiyle Alaz ‘a bakmıştım. Kararsız kalmıştım. Pek konuşmak istemesem de başımızdan salmak için mecburdum. Alaz gözlerini açıp kapattığında onunda benim gibi düşündüğünü tahmin edebiliyordum. Masadan kalkacakken

‘’ Tamam, ama sizi görebileceğim yerde ‘’ kalktığım da kapının girişinde Alazlar ‘ın bizi net bir şekilde gördüğü yerde durmuştum.

‘’ Evet, ne diye kaldırdın beni ‘’ olabildiğince sesimin sert çıkmasına özen göstermiştim. Üzerimde Alazlar ‘ın bakışlarını hissediyordum. Tek kaşımı kaldırdığım da

‘’ Seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum ‘’

‘’ Onu anladım zaten konu ne? ‘’

‘’ Alaz ile aranda ne var? ‘’ sorduğu soruyla yeniden tek kaşımı kaldırmıştım.

‘’ Pardon ‘’ dedim kaşlarımı çatarak.

Seni ilgilendirmez ‘’ dedim. Sesimin çıkabildiği kadar sert sesiyle

Boğazını düzelttiğin de

‘’ Dün gece, çok yakındınız da dans falan ‘’

‘’ Evet, öyleydi. Ne güzel dans ettik dimi en mutlu akşamdı ‘’ bana bir adım daha attığın da aramıza birkaç adımlık mesafe kalmıştı.

‘’ Alev, ben, senden hoşlanıyor olabilirim ‘’

‘’ Bu senin sorunun, beni ilgilendirmez. ‘’ dedim. Geriye bir adım atarak.

‘’ Bir daha beni bu konuda rahatsız etmezsem sevinirim.’’ Konuşmasına izin vermeden Alazlar ‘ın yanına geldim. Alaz ‘ın yanına oturduğum da

‘’ Ne konuştunuz, ne dedi sana ‘’

‘’ Senle aramda bir şey olup olmadığını sordu ben ise onu ilgilendirmediğini birde ‘’ masadaki bardağı alıp birkaç yudum su içtikten sonra bardağı masaya bıraktım.

‘’ Birde,’’ dedi. Alaz sabırsızca.

‘’ Bana âşık olduğunu ‘’ Alaz masadan kalkacakken kolundan tuttum.

‘’ Merak etme, ben ona gerektiği cevabı verdim. ‘’ Alaz ikna olmuş olacak ki geri oturmuştu.

Soğumuş olan tabağımı bırakıp kahve aldım iştahım kaçmıştı zaten. Kahveyi de içtikten sonra hep birlikte – Ayazlar’ da dahil – müdürün odasının kapısında duruyorduk. Alp kapıyı tıklattığında gel sesini duymuş içeri geçmiştik. Masanın önüne sırayla dizildiğimizde

‘’ Nedir hepinizi buraya getiren? ‘’

‘’ Dün akşam kütüphanede olan şey getirdi bizi buraya ‘’ Ali direk konuya girdiğinde müdür vücudunu dikleştirmişti.

‘’ Ne olmuş kütüphanede? ‘’

Nasıl yani bilmiyor muydu?

Ya da bilmezlikten geliyordu.

‘’ Sen bizimle dalga mı geçiyorsun müdür? ‘’ dedi. Anıl oldukça ciddiydi.

‘’ Tamam, cezaevinde olabiliriz ama sence cezaevindeyken tehdit almamız normal bir şey gibi duruyor oradan ‘’ dedi. Ayazlar ‘ın çetesinden bir çocuk Arca sanırım ismi.

‘’ Tehdit edildiğiniz ne belli geldiniz beni oyalıyorsunuz burada ‘’ müdürün dedikleri üzere adının Behir olduğunu bildiğim çocuk.

‘’ Bak müdür, parti bitiyor herkes gittikten sonra sadece biz varken oluyor bu ne demek ne belli ‘’

‘’ Ne belli sadece kütüphanenin olduğu hoparlörden sesin geldiği ‘’

‘’ Öyle olsa şuan odada sadece biz olmazdık değil mi müdür? ‘’ dedi. Alaz

‘’ Emin olun cezaevimi beni ve kariyerimi tehdit eden bir unsur buraya girmeden yakalanırdı. O yüzden daha fazla başımda çene çalmadan gidin ‘’

‘’ Ya cezaevinde tehdit ediliyoruz adamın rahatlığına bak ‘’ dedi. Ata, müdür eliyle kapıyı gösterdiğinde

‘’ Bana bak müdür, eğer bu kişi cezaevinden bir kişi ise onu bulur önüne atarım haberin olsun işte o zaman görürsün sen kariyeri ‘’ Alaz oldukça ciddi ifadesiyle. Hepimiz odadan dışarı çıktığımızda sakin kafa ile düşünmemiz gerektiğine karar verdiğimizde koğuşlara gitmiştik.

Müdür çocuklar çıktığında derin bir nefes almıştı her ne kadar bunu yapan o adamı bulamayacaklarından rahat olsa bile onu rahat bırakmayacaklarını bildiği için tedirgindi. Çünkü onların ağızlarından ne çıktıysa yapacaklarını iyi biliyordu.

Bölüm sonu

7 yorum