İçeriğe geç

MAHKUM

Bölüm 12 · 3 dk okuma

MAHKUM

Bölüm 12

Bölüm ON Bir

ALAZ

Güzel sohbet geçirdiğimiz bir gecenin ardından sabah boynumuz tutularak ve adlarımızın bağırılmasıyla uyanmıştık. Ne kadar güzel bir sabah geçiyordu şimdiden bizim için.

‘’Sabah sabah ne bu? Rüyanda bizi mi gördün ‘’ gardiyana sorduğum soruyla aldığımız cevapla hayrete düşmüştük.

‘’ Hayır, hücreden çıkarılıyorsunuz, koğuşlarınıza geçeceksiniz ‘’ hepimiz şaşkın bir şekilde birbirimize bakarken

‘’ Bizim bir hafta kalmamız gerekmiyor muydu? ‘’ herkesin merak ettiği soruyu Ali sormuştu.

‘’ Öyle uygun görüldü, sizi koğuşlara götüreceğim kahvaltı saati de geldi oradan yemekhaneye ‘’

Ayağa kalktığımız da sessiz sedasız koğuşlara gelmiştik. Sırayla duş aldığımız da yemekhaneye gelmiştik.

Girişte bizi Ayazlar karşılamıştı. Gördüğüne pek sevinmemiş gibi görünüyordu.

Karşı karşıya geldiğimiz de o sinirli sinirli bakarken ben ise gülüyordum.

‘’ Ne işiniz var burada, sizin hücrede olmanız gerekmez mi? ‘’

‘’ Bizi oradan sen çıkarmadın mı? , ne o çıktıktan sonra yapacaklarımızdan mı korktunuz? ‘’ Ayaz ise dediğime karşılık kaşlarını çatmış ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

‘’ Hayır, ne münasebet ‘’

‘’ Nasıl ya ‘’

‘’ Müdürün yanına gidelim ‘’ dedi Ata

Müdürün yanına giderken bir yandan da tartışıyorduk. Odaya yaklaştığımız da

‘’Ne oluyor burada, ne bu gürültü ‘’ müdür odadan çıkıp bizi uyarmasıyla bağırarak konuştuğumuzu, gürültü çıkardığımızı yeni fark ediyordum.

Müdür odaya girdiğin de arkasından biz de girmiştik.

Ayaz;

‘’ Bunlar neden çıktı hücreden ‘’

‘’ Öyle gerekti ben ne dediysem o çıkın şimdi odamdan ‘’ gardiyanlara bizi çıkarması gerektiği bir işaret yaptığın da odadan çıkmıştık.

Koğuşa geldiğimiz de masa başında öylece oturmuştuk.

Alp;

‘’ Madem Ayazlar çıkarmadı biz nasıl çıktık. Müdür izin vermişken bu cezaya kendi çıkarmaz. ‘’

Ali;

‘’ Belki de çıkarmak istemiştir.

Gece boyu elimizde ki varsayımlarla ilgili konuşup durmuştuk.

Hücreden çıkmaları işlerine gelmişti ama bunun bir başlangıç olduğunu bilmiyorlardı.

Sabah kalktığımız da kahvaltı edip koğuşlara geri gelmiştik Alevlerde aynı şekildeydi hiçbir şey yapasımız yoktu. O gün sadece yemek yemek için çıkmıştık. Günü sonlandırdığımız da çay demlemiş içiyorduk. Gardiyan geldiğin de

‘’ Alaz ziyaretçin var ‘’ benim kimsem tanığım falan yoktu ki

‘’ Kim gelmiş ki ‘’ gardiyana sorduğum soruyla cevapsız kalmıştım. Kararsız olduğumu anlamışlardı.

Anıl ;

‘’Git bak kimmiş öğren gel ‘’

Sırf meraktan bile gidecektim. Demir kapılardan geçtiğimiz de odaya gelmiş, sandalyeye oturmuş bekliyordum. Otururken bir anda ışıklar gitmiş kapkaranlıkta kalmıştım. Tıkırtı sesleri duyduğum da kafamı sağ sola çevirmiştim fakat hiçbir şey görülmüyordu.

‘’ Kimsin? ‘’ sorum havada kalmıştı.

‘’ Kim var orada? ‘’ tıkırtı kesilmiş ışıklar yanmıştı. Etrafıma baktığım da kimse yoktu. Masanın üzerinde kâğıt vardı. Kâğıt ise bir şeye sarılmıştı. Kâğıdı açtığım da ise bizim küçükken babalarımızla çekildiğimiz bir fotoğraf ve Alev hastanedeyken Ayazlarla kavga ettiğimiz zaman ki fotoğrafımız vardı. Bizimkilerle düşünürdük. Cebime koyup kapıya gittiğim de gardiyanla birlikte koğuşa geldik. Hala masada oturuyorlardı. Bende oturduğum da dikkatle bana bakıyorlardı.

Cebimde ki fotoğrafları çıkartıp masanın üstüne koydum. Fotoğraflara baktıklarında bir küfür savurmuşlardı.

‘’ Ne abi bu? ‘’ dedi Ali

‘’ Bilmiyorum, odaya gittiğim de oturdum bir süre sonra ışıklar kapandı, ses ettim ama o etmedi, ışıklar açıldığında da masanın üstünde bu vardı. ‘’

Alp;

‘’ Çocukluk fotoğrafını anlarım mesaj veriyordur belki ama hastanede ki zaten birkaç gün önce ‘’

Anıl;

‘’ Takip edilmiş olabilir mi ki? ‘’

‘’ O kadar polis varken biraz zor ama imkânsız değil ‘’

Hepimizi derin bir düşünce sarmıştı. Fotoğrafları masaya koymuş öylece bakıyorduk.

‘’ Hadi dizilin önümüze çekilelim şirketin girişine asarız ‘’ kameraman fotoğraflarımızı çektiğin de babalarımız şirket için bir yana gitmişti. Onların da ilgisi bu kadardı. Annelerimiz ise yemek hazırlıyordu zaten biz de bahçede oturuyorduk. Fotoğrafı da gösteriş için çekmişlerdi. Babalarımızın tek ilgisi şirketleriydi. Burada sadece bizimkiler vardı ama Ayazlarla da vardı fotoğrafımız. Bizlerle ilgilenmezlerdi. İstedikleri şan ve şöhretti bunlar olsun ki göz önünde olsunlar, ilginin onlarda olması her şey önemliydi. Biz ise onlara gram benzemiyorduk. Benzemek de istemezdik zaten. Birbirlerine ihanet etmeselerdi böyle olmazdı. Öyle olunca da şirket ile ilgili sorunlar çıkınca herkes tek tek girmişti. Bir tek biz arkadaş kaldık. Bugünlere geldik.

İyi ki de arkadaş olarak kalmışız.

Bölüm sonu

11 yorum