Sabaha karşı Alev uyandığın da doktoru çağırmak için kapıyı açtığım da gardiyanlar karşım da dikiliyordu.
Aman kaçardık falan!
‘’ Çekil önümden doktorun yanına gideceğim ‘’ dediğim de
‘’ Olmaz ‘’ demişti.
‘’ Git doktoru çağır o zaman ‘’ bir tanesi gittiğin de, diğeri kapıda bekliyordu. İçeri geçip oturduğun da Alev az çok kendine gelmiş beni sormuştu.
Yanına geçip elini tuttuğum sırada doktor gelmişti. Kontrollerin ardından bir sıkıntı olmadığını taburcu olabileceğimizi söyledi. Bizler çıkış işlemlerini halletmek için çıkmıştık. Kızlar da Alev ‘in giyinmesine yardımcı olacaklardı.
İşlemleri halletmiş, kızlar da gelmişti gardiyanlar bizi arabaya bindirdiğin de cezaevine gitmek için yol aldık.
Cezaevine geldiğimiz de gardiyanların koğuşa değil de müdürün odasına gittiğimizi fark ettim.
Odaya geldiğimiz de Ayaz ‘da buradaydı. O an aklıma dank etmişti. Onları hücreye kapattırdık diye bir kavga da bizi şikâyet etmişti. Müdür dikkatleri üzerine topladığın da
‘’ Öncelikle geçmiş olsun, siz hastanedeyken Ayaz gelip bana durumu anlattı ve sizden özür dilemek için hastaneye gelmesine rağmen kavga çıkarmışsınız cezaevi sınırların da olmasa bile benim gözetim altındasınız sizleri hücreye kapatmayı uygun görmüş, bu konuda geçen sefer size yaptığım gibi Ayaz ‘ın fikrini aldım. Hepinizi aynı hücreye kapatıp üstünüze gerekirse yüz tane böcek sarkıtmayı uygun görmüştür. ‘’
Hepimiz aynı anda konuşmaya başladığımız da müdür masaya vurarak susmamızı sağlamıştı.
‘’ Alev hariç hepiniz bir hafta boyunca hücrelerde kalacaksınız ‘’ ee yani zaten bir zahmet!
Alev;
‘’ Madem öyle beni de onlarla kapatın ‘’
‘’ Saçmalama! ‘’ dedim
‘’ Sadece bir tartışma neden hücreye giriyoruz ‘’ müdür beni es geçtiğim de
Müdür;
‘’ Senin oraya girmen için hiçbir sebep yok, ayrıca senin dinlenmen gerek ‘’
‘’ Birincisi, eğer ben girmiyorsam , ‘’ susup bizleri gösterdiğin de
‘’ Onlar da girmeyecek ‘’ müdürden ses gelmeyince masaya bakındığın da masa da ki süsü alıp duvara fırlattı.
Müdüre bakıp sırıttığın da
‘’ Sanırım artık girmem için bir sebep var ‘’
İşte benim kızım!
Müdür Alev ‘in pes etmeyeceğini anladığın da
‘’ Tamam, sende gireceksin ‘’
Üstlerimizi değiştirdikten sonra gardiyanların zoruyla hücreye getirilmiştik. Hepimiz yere oturduğumuz da kapı sertçe suratımıza kapatılmıştı.
Ve o an anladım ki..
En başta dedikleri gibi, biz buraya mahkûmduk.
Ve biz, buraya mahkûm olmaya mahkûmduk.
5 saat sonra
Onca geçen sıkıcı saatin sonunda
‘’ Kalacağız mecbur bir hafta ‘’ dedim
Alp;
‘’ Yani işte akılları sıra onlara yaşattığımızı yaşatmaya çalışıyorlar ‘’
Anıl;
‘’ Ama iyilik yaptıklarından haberleri yok ‘’ diye mırıldanmıştı. Kızlarla aynı ortamda kalmamızdan bahsediyordu. Onların da hoşlandıklarını az çok tahmin edebiliyordum buradan çıktığımız da kesinlikle konuşacaktım bunu.
Yazardan
Müdür odasın da oturmuş evraklarıyla uğraşırken kapısı bir hışımla açıldığın da, kimin geldiğine bakmak için kafasını kaldırdığın da gördüğü kişiyle ecel terleri dökmeye başlamıştı.
O gelmişti…
Müdür ayağa kalktığın da ceketinin düğmelerini iliklemiş.
‘’ Hoş geldiniz, buyurun oturun ayakta kalmayın ‘’ müdür eliyle koltuğu gösterdiğin de
‘’ Ne ikram edelim, kahve veya su, eğer açsanız yemekte söyleyebiliriz ‘’ konuşmasına son verdiğin de elini kaldırıp
‘’ Kes !’’
‘’ Ne durumdalar, Alev iyice dinleniyor değil mi?’’ müdür adamın sorusuyla ne diyeceğini şaşırmıştı. Ne dese onun ahalineydi.
‘’ Şimdi şöyle ki, Ayazlarla kavga ettikleri için hücreye kapat- ‘’
‘’ Ben sana ne dedim ‘’ adam bağırdığın da müdür gerilmişti.
‘’ Koğuşta olsalar bile hiçbir sorunla karşılaşmayacaklar, sen beni nerenle dinliyorsun ‘’
‘’ Koğuştan çıkar onları ‘’
‘’ Ama efendim ‘’ adam eliyle sert bir şekilde masaya vurduğun da müdür yerinde sıçramıştı.
‘’ Sana çıkar dedim, hemen !’’ adama söz geçiremiyordu müdür, dediğini yapmazsa biterdi.
Adam ayağa kalktığın da, müdür de kalkmıştı.
‘’ Hemen halledeceğim efendim ‘’ dedi müdür adam kapıdan çıkarken o gittiği gibi alındaki terleri sildi peçeteyle Alaz ve Ayazların cezaevine geldiği ikinci gün çıkmıştı ortaya, müdürün yanına gelmiş uyarılarda bulunmuştu. O zamandır da ya arıyor ya da gelip durumları soruyordu. Alazlarla ne işi olduğunu bilmese de müdür sadece o adamın dediğini yapmakla mükellefti bardağından bir yudum alıp su içtiğin de azda olsa rahatlamış ve işlerine geri dönmüştü. Hücreden yarın çıkartabilirdi.
Alazlar ise hücrede böceklerle birlikte durmaya alışmışlardı. Hücrede olsalar bile birlikte oldukları için keyiflilerdi. Belki de o akşam onlar için son keyifli bir akşamdı….






