Geçirdiğimiz güzel bir gecenin ardından kötü bir sabaha uyanmıştım. Feci bir baş ağrısı bana merhaba demişti. Yatakta doğrulduğum da şakaklarımı ovmaya başladım.
Umarım bugün güzel geçerdi bir şey olacağı zaman ya ruhum daralır ya da başım ağrır kahvaltı ettikten sonra revire gidip ağrı kesici içsem de hiçbir sonuç göstermemişti. Kahvaltı ederken Ayaz her ne kadar yanlışlıkla olduğunu söylese de Alev ‘in üzerine çay dökmüştü. Biz bahçede dururken oda üzerini değiştirmeye gitmişti.
‘’ Nerede kaldı bu Alev, niye gelmiyor ‘’ endişeyle konuştuğum da
‘’ Sakin ol daha gideli on dakika oldu ‘’ dedi Alin
‘’ Sorun da o zaten oraya gitmek beş dakika hadi giyinmesi falan gelmesi gerekiyordu.’’
‘’ Tamam, bekleyelim biraz daha gelir ‘’ dedi Alkım
Umarım dedikleri gibi olurdu hem içimde bir sıkıntı vardı başımın ağrısı hala geçmemişti hem de bize karşı hırsla dolu bir çete vardı. Onlar kadar sakin olamıyordum.
Ya bir şey olursa?
AYAZ
Hücreden çıkalı neredeyse bir hafta olacaktı. Biz içerideyken cezaevi birbirine girmiş savaş alanına dönmüştü az çok sesleri duymamıza rağmen kimse yanımıza gelmemişti.
Alazlar ‘dan bunun hesabını soracaktık fakat şu kızlar yanlarından hiç ayrılmıyorlardı hele Alev sürekli Ayaz ile birlikteydi ve bu benim sinirimi bozuyordu o Alaz ‘a hesap sormanın vakti gelmişti. Sabah kahvaltı da Alev ‘in üzerine aslında hem bilerek hem de yanlışlıkla çay dökmüştüm. Amacım ona çarparak Alaz ‘a dökülmesiydi ama tahmin ettiğim gibi olmadı. Alaz bir süreliğine ortadan kaybolduğun da artık ona gününü gösterebilirdim. Etraf karanlıktı o yüzden pek seçemiyordum ama takip ettiğim kişinin Alaz olduğundan az çok emindim koğuştan çıkmış yemekhaneye doğru ilerliyordu. Kolundan tuttuğum da köşeye çekip elimden kaçmaya başladığın da bu kişinin Alev olduğunu anlamam biraz zor olmuştu. Ama tabi artık her şey çok geçti…
ALEV
Alaz ile baya iyi anlaşıyorduk. Umarım öyle de giderdi. Sinirli sinirli koğuşa doğru gidiyordum. Malum kahvaltı da Ayaz üzerime çay dökmüştü!
Üstümü değiştirdikten sonra yemekhaneye gitmeye karar vermiştim herkese kahve alıp öyle bahçeye geçmeyi düşünüyordum. Hava da soğuk olduğundan sweat tişört giymiş kapüşonunu takmıştım.
İlerlerken arkadan kolumdan tutulmuş ve kenara çekilmiştim kim olduğunu görmek için çabalasam da başaramamış bunun sonucun da kafama darbe almıştım. Başım dönmeye başladığın da ise karanlık etrafımı sarmıştı.
ALAZ
Olduğum yerde dikilirken kollarımı göğsümün üstünde birleştirmiş, ayaklarımı ufak ritimlerle yere vuruyordum. Amacım ses çıkarmak için değildi strestendi.
Alev gitmiş. Ve gelmek bilmemişti. Bütün gün geçmeyen baş ağrıma yetmiyormuş gibi ruhum daralmıştı.
‘’ Kalkın Alev ‘i aramaya gidiyoruz aklınıza gelen nereler varsa bakın ‘’ herkes onayladığın da kütüphaneye gitmiştim. Geldiğim de Alev hariç herkes buradaydı. Kütüphaneden bir sonuç alamayınca yemekhaneye doğru gittim.
Kütüphaneye yaklaştığım da sağ sola baka baka gidiyordum. Duvar kenarın da kızıl renkte bir şey gördüğüm de ilk kan sansam da anladığım şeyle başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü.
Koşarak duvarın oraya gittiğim de yerde yatan alevdi. !
Kucağıma aldığım gibi bahçeye çıktığım da yardım etmeleri için seslenmiştim. Gardiyan geldiğin de
‘’ Revire götür ‘’ dedi.
‘’ Başı kanıyor görmüyor musun hastaneye gitmemiz lazım ‘’ o sırada bizimkiler geldiğin de revirdeki doktor müdür ile yanımıza geldiğin de Alev ‘in başına bakmıştı.
‘’Burada tedavi edemem hastaneye gitmesi lazım’’ hepimiz endişeyle müdüre bakarken
‘’ Ne duruyorsunuz arabayı hazırlasanıza ‘’ koşarak arabalara gittiğimiz de hastaneye gitmek için gaza bastık.
Hastaneye geldiğimiz de Doktor Alev ‘ i ameliyata almış, biz ise dışarıda bekliyorduk.
Bir duvardan öteki duvara gidip gidip duruyordum.
Ali;
‘’ Kardeşim bir yerinde mi dursan ‘’ Ali ‘ye bir bakış attığım da ne demek istediğimi az çok anlamışlardı.
Duramazdım…
Ya bir şey olursa?
Alev ‘i düşünürken bir yandan da kimin yaptığını düşünüyordum.
Kafamı kaldırıp ileriye baktığım da Ayaz ‘ın geldiğini görmek daha da sinirlenmeme sebep olmuştu.
‘’ Özür dilerim ‘’
‘’ Sen bunu nasıl yaparsın ‘’
‘’ Ben sen sandım bilerek zarar vermek istememiştim. ‘’
‘’Veremezsin zaten ‘’ dedim sinirle
‘’ Durumu nasıl ‘’ beni es geçip kızlara sorduğu soruyla daha da sinirlenirken bizimkilerle birlikte
‘’ Sanane ‘’ dedik Ayaz onlara bir şey demeyip bana döndüğün de
‘’ Ne hakla karışıyorsun, kızlara sordum ben ‘’ alayla güldüğüm de
‘’ Ne hakla mı karışıyorum, sevgilisi olarak ‘’ bağırdığım da evet sevgilisi olmayabilirdim ama onun bunu bilmesine gerek yok. Gıcık olsun diye yani.
‘’sevgilisi olarak? ‘’ dediğimi tekrarladığın da
‘’ Alev ‘i görmek istiyorum ‘’ daha da uzatan Ayaz ‘a dayanamamış bizimkiler arkama geçmişti.
‘’ Göremezsin ‘’ dediklerin de konuşacak gibi olduğun da
‘’ Hadi git kalma daha fazla buralarda ‘’ dediğim de
‘’ Alev ‘ i görmeden gitmiyorum ‘’ dedi
‘’ Lan sen kendin yaraladın bu kızı yürü git görmek istiyormuş ya ‘’ parmağımı ona doğru savurduğum da
‘’ Eğer ona bir şey olursa seni mahvederim anladın mı ‘’ kızlar da daha fazla dayanamamış olacak ki Ayaz ‘ın üzerine yürümüşlerdi. Seslerimizin yükseldiğini gardiyan Ayaz ‘ı götürmek için geldiğin de fark etmiştik.
Doktor ameliyattan çıktığın da beyin kanaması geçireceğini son anda engellediklerini söylemişti. Şimdi ise Alev ‘i normal odaya almışlardı. Ben yanında diğerleri de odada ki koltukta oturmuş uyanmasını bekliyorduk.






