İçeriğe geç

Mahalle bxb

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Mahalle bxb

Bölüm 2

HALI SAHA

.3 gün sonra.

Gece gece uyku resmen bana şak diye nah çekip gitmişti. Dönüp duruyordum fakat ne yapsam uyuyamıyordum.

Bir ara ninni açıp kendimi bile sallamıştım ama ne yapsam yapayım olmuyordu. En son kendimi sikmemek adına ayağa kalktım ve adımlarımı mutfağa yönlendirdim.

Mutfağa girdiğimde kendime bir bardak su doldurup içtim. Bardağı tezgaha annemin sabah neden yıkamıyorsun diye bağıracağını bile bile koydum.

Üzerim çıplaktı fakat ben balkona çıkıp biraz sigara içmek istiyordum. Uykum yoktu ve en son çarem buydu.

Geri odama dönüp sigara paketini ve çakmağı alıp balkona çıktım.

Balkondaki koltuğa oturup sigaramı yaktım ve sakince annemin günlük olarak suladığı çiçekleri izlemeye başladım.

Babam ben küçükken trafik kazasında ölmüştü.

Nedeni ise benim ateşlenmem ve babamın acele edip bir kamyona çarpmasıydı.

Çoğu zaman doğmam hata gibi hissediyordum.

Sigaramdan derin bir nefes alıp karşıdaki apartmana döndüm.

Balkonda bir silüet vardı. Gözümü kısıp daha çok odaklandığımda bunun Alaz olduğunu gördüm.

Balkon demirine yaslanmış sigara içiyordu sakince.

Apartmanlarımız karşılıklı ve yakındı aramızda en fazla on metre vardı.

Üzerinde bir tişört vardı benim gibi çıplak değildi.

Birden izlendiğini hissetmiş olacak ki kafasını kaldırıp bu tarafa doğru baktı.

Ben de ne yapacağımı bilmeden elimi kaldırıp salladım sakince. Hâlâ bana bakıyordu dümdüz.

Ayı mı oynuyor kahbe? Diye sormadım tabiki.

Sigaram bittiğinde söndürüp balkondan fırlattım. Alaz da bitirdiği sigarasını atınca birşey demeden içeriye girdim.

Bu kadar oksijen yeterdi. Gerçi sigaradan oksijen diye birşey kalmamıştı ama olsundu.

Şimdi huzurlu bir uyku çekebilirdim. Sigara rahatlatmıştı.

...

Sabah gözlerimi annemin odaya tuttuğu süpürgeyle açtım. Güne en kötü uyanma şekli bana göre süpürge sesiydi.

Yastığı kafamın altından alıp kendimi boğmak adına kafama bastırdım.

Birden çıplak göğsümde bir acı hissedince haykırdım. "Noluyo ya?"

Süpürge sesi hala gitmezken birden yastık suratımdan çekilince ilk ışığın etkisiyle mala dönmüştüm.

"Kalk hadi hala yatıyor bak!" Diyen annemle büyükçe ofladım. Doğrulup yatağa baktığımda bedenimin yanında duran ev terliğiyle göğsümü neyin acıttığını gördüm.

Anneme terliği geri verdiğimde giyip odadan çıktı. Beni neden uyandırmıştı ki zaten? Okulum yoktu bir şeyim yoktu.

Bugün pazar günüydü ve zaten tatildi.

Kendime ait fitness salonumda antrenörlük yapıyordum.

Of anne of.

Yataktan kalkıp üzerime bir tişört geçirdim. Kareli pijamamla mutfağa girdim ve kendime kahvaltı hazırladım.

Bugün boş günümdü ve ben bugün yatmak istemiyordum. Yedi yirmidort daşşağım sökülmüş gibi yatıyordum.

Agaları çağırıp onlarla vakit geçirebilirdim. Belki halı sahaya gider bir maç yapardık. Bunun için mahalledeki gençlere de haber vermek lazımdı.

Yemeğim bitince sofrayı toplayıp kirlileri makineye yerleştirdim ve mutfaktan çıktım. Böyle de hayırlı bir evlattım ben.

Odaya geri dönüp elime aldığım telefonla bizim WhatsApp grubuna girdim.

Müminler

İlker: lan şerefsizler bakın buraya.

Deniz: he kanka?

Sinan: efendim Ülker.

İlker: Sinan dilini söker götüne sokarım.

Sinan: ne dedim ki ya?

Deniz: gerizekalılar.

İlker: lan pipiler halı saha maçı yapmamız yok mu?

Deniz: valla olur evde en son kendimi parmaklayacağım.

Sinan: yardım lazım mı :)

Deniz: Sinan sana bi koyarım.

Sinan: olur.

Onların şakasına flörtleşmesine göz devirdim. Sözde ikisi de heteroydu.

İlker: Gevşemeyin lan.

İlker: geliyor musunuz?

Deniz: he.

Sinan: he.

İlker: mahalledekilere haber verin.

İlker: saat ikide orda olun siz gelesiye veletleri çıkarırım ben.

Sinan: tamam canım

Deniz: Sinan saat birde evden çık bekliyorum.

Sinan: tamam bebeğim öptüm.

Deniz: hoşt yarrak başı.

Onların iğrenç goygoyunu dinlememek için çıktım sohbetten.

Saat ikiye kadar bir şeyler olmazsa yatmayı planlıyordum.

Yatağa uzandım tam başımı yastığa koyacaktım ki annemin bağırışıyla durakladım. Bugün huzurlu bir şekilde yatamayacağımı anlayınca oflayıp ayaklandım.

Acıların çocuğuyum...

Odadan çıktığımda anneme seslendim. "efendim canım anam?"

"Gel buraya." Sesi mutfaktan geliyordu. Zaten gününün çoğu orada geçiyordu canım anamın.

"He anne?" Diyerek girdim mutfağa. Annem her dondurma aldığımızda biriktirdiği kaplardan birine yemek katıyordu.

Usulca yanına gidip yaptığı yemeğe baktım. Bir tencerede pilav diğerinde haşlanmış tavuklar vardı.

Sinsice elimi tencereye uzattığımda annem bana hızla öyle bir bakış atmıştı ki elimi geri çekmiştim.

Annem işini bitirip dondurma kabını bana uzattı.

"Şu yeni taşınan adama ver bunu yazık." Dediğinde anneme uçan fil görmüş gibi baktım. Anne adam zengin zengin!!

"Of anne ya!" Dediğimde beni eliyle kışkışladı.

Oflayıp kadere razı geldim ve üzerime çeki düzen verip evden çıktım.

Karşı apartmana doğru yürürken yemeğin kokusu burnuma geliyordu.

Daha yeni kahvaltı etmeme rağmen acıkmıştım. Canım anam.

Hızla apartmana girip iki kat çıktım. Bu apartmanda neden asansör yoktu ki kardeşim?

Alaz'ın evinin kapısına geldiğimde zili çaldım. Kapı birkaç saniye sonra açılmış saçı başı dağınık, yüzünde kırmızı bir izle Alaz çıktı karşıma.

"Uyuyor muydun?" Alaz bir bana bir de elimdeki yemek dolu kaba baktı.

"Evet." Deyip tek kaşını sorgular bir biçimde kaldırdı.

Elimdeki çilekli dondurma kabını ona uzattığımda elimden aldı ve kapağını açtı. Gördüğü görüntüyle gülümsemişti.

Zenginler de böyle şeylerle mutlu olabiliyordu demek.

"Annem gönderdi." Diye açıkladım kısaca. "Teşekkür ederim."

"Afiyet olsun." Deyip ona bakmayı sürdürdüm. Gözleri hâlâ uykuluydu.

Kafasını hafifçe eğip tam kapıyı kapatacaktı ki elimle durdurdum onu.

"Bugün bizim mahalleyle maç yapacağız halı sahada gelir misin?" Diye sordum. Böylesine sert bir adamım top oynayacağını düşünmüyordum fakat neden olmasındı.

Alaz biraz düşündükten sonra "saat kaçta?" Diye sordu. Gelme olasılığı vardı demek ki.

"Saat ikide."

"Tamam gideriz birlikte." Dediğinde onu onaylayıp arkamı döndüm ve apartmandan çıktım.

Bugün ne kadar kötü başlamış olsa da güzel bitecek gibiydi. Umarım öyle biterdi.

...

Mahalledeki gençler olarak sahaya gelmiştik. Alazla geldiğimiz an ilk iş olarak veletleri sahadan çıkarıp bizimkileri beklemeye başlamıştık.

Herkes geldiğinde ise şuanda toplam on iki kişiydik. Bence gayet yeterli bir sayıydı.

Ben, Alaz, Deniz, Sinan, Mahmut ve Ömerle aynı takımdaydım. Karşı takımda ise Sülo ve diğer gençler vardı.

Ömer kaleye geçerken biz sahanın ortasında ısınmaya başlamıştık.

Birkaç dakika sonra maç başlamış, top Sülo'nun ayağına gelmişti. Alaz hızla Süloya koştuğunda garibim çocuk korkudan ne yapsa bilememişti.

Bunun sonucunda Alaz topu Sülo'nun ayağından almış ve sürmeye başlamıştı. Karşı takımdan bir gençle karşı karşıya kalınca hızla o tarafa koştum.

Benim gelmemle hızla bana pas verdi.

Ayağımdaki topla kalenin yanına giderken önüme birinin çıkmasıyla hemen etrafa bakıp Deniz'e pas verdim.

O da hızla pasımı karşılayıp kaleye şut çektiğinde kaleye giren topla "daşşaklarına kurban İlkerim!" Diye bağırmıştı. Bir kahkaha savurup yanına gittim ve ensesine şaplak attım.

"Helal lan pipi!" Dediğimde Alaz ve Sinan da yanımıza gelip sevincimize ortak olmuştu. Hele Alaz öyle bağırmıştı ki gol diye sanırsın mahalle maçı değil de Fenerbahçe maçıydı.

Dakikalar geçmişti ve benim her yerimden ter akıyordu. Maçı 3-1 biz almıştık.

Alaz, Sinan ve Deniz yanıma gelmiş, şuan hepimiz kafamızı çeşmenin altına sokmak için sıra bekliyorduk.

Çok terlediğim için üzerimdeki tişörtü çıkarıp atmıştım ve maçı izleyen kızların hayran bakışlarına maruz kalmıştım. Götüm kalkmıştı.

Sinan da benim gibi üzeri çıplak, terden ölmüş bir şekilde kafasını suya soktu. Bende yandaki çeşme boşalınca oraya geçtim. İkimiz yan yana olan çeşmede ıslanırken Birden arkamızda bir hareketlilik oluştu.

Ardından bağırma sesleri gelirken çeşmeden kafamı kaldırıp arkamı döndüm.

Gördüğüm görüntüyle ufak bir şok yaşarken hızla oraya yöneldim. Alaz ve karşı takımdan Selami birbirine girmişti. Yanlarına geldiğimde onları ayırmaya çalışıyordum.

Arada sırtıma gelen tekme ile çıldırıp arkamda kalan Selami'nin kaşına hızla bir dirsek attım. Bunu gören agalarım hızla mevzuya dalmış onlarla birlikte karşı takımdakiler de gelmişti.

Şimdi herkes birbirini yumrukluyordu. Arada Alaz da yanlışlıkla bana yumruk atınca pardon deyip başkasına yönelmişti. Eli sağlamdı piçin.

Bölüm sonu

1 yorum