Mahli Soykan havaya ateş edip Karan'a kızı bana ver diye silahı bize doğrulttuğunda korku dolu gözlerle Karan'a baktım köşeye sıkışmış gibi hissediyorduk hızla pantolonundan çıkardığı telefonu bana uzattığında bunu iyi sakla lazım olacak arabadan da sakın inme dediğinde cevap vermemi beklemeden arabadan indi. Ellerimin titremesine aldırmadan hızla telefonumu kıyafetimin eteklerinden kaldırıp sütyenimin arasına sıkıştırdım zaten üzerimdeki de bol olduğundan belli de olmadı zaten
Karan'a baktığımda 5 kişi Karan'ı zor tutarken 2 kişi de buraya doğru geliyordu Karan bir adama kafa attığında beni de kurtarmasını bekledim ama olmadı
BADE diye bağırdığında hızla arabadan inip koşmaya başladım
Son sürat koşmaya devam ederken babamın yakalayın şu kızı bana getirin dediğini duyduğumda daha da hızlı koşmaya başladım zaten çok geçmeden biri tarafından tutup çekildiğimde ikimizde yere düşmüştük omuzumun üstüne düştüğümde kafamda hızla yere çarpmış acı dolu bağırdığımda Karan'ın sesini duydum ama dönüp bakaladım elimi başıma koyduğumda çok ağrıyordu elime bir ıslaklık geldiğinde elimi indirip baktığımda kan olduğunu gördüm göz yaşlarımı artık tutamıyordum. Hızla adam beni kolumdan tutup çekiştirmeye başladılar kolum çok açıyordu avucuma batan taşlar ve belli belirsiz yerler de kanıyordu aldırış etmeden bırak beni diye çırpınmaya çalışsam da beni Mahli Soykan'ın tam karşısına getirdiler. Ona öldürücü bakışlar atarken sinir kat sayım giderek artıyordu babamın iğrenç gülümsemesi yüzünde yayılırken ellerini saçlarıma uzatıp hoşgeldin kızım dedi ellerinden kurtulmaya çalışıyordum
ÇEK O PİS ELLERİNİ BANA DOKUNMA SENİN KIZIN DEĞİLİM BEN dediğimde yüzüne iğrenir gibi bakmayı da ihmal etmedim
Babam buna sinirleniyor olacak ki okkalı bir tokadı yüzüme geçirdiğinde götürün bunu arabaya diye emir verdi yüzüm yanıyordu kafam yan dönüp Karanla göz göze geldiğimde gözümden bir yaş firar etmişti bile onu tutan sayısı artmış olduğunu gördüm BADE diye bağırdığında kafamı iki yana salladım elimi yanağıma koyup acısının geçmesini bekledim o sıra yanımdaki adamlar beni sürükleyip ayağımı yere sabitlemeye çalışsam da beni kaldırdıklarında arabaya fırlatmıştılar bile iki adam da yanıma oturmuştu
Araba hızla hareket ettiğinde nereye gidiyoruz bırakın beni sizi polise şikayet edeceğim desem de cevap dahi vermediler. Canım acıyordu kafamı dizlerime indirdiğimde kurumuş kan lekesini gördüm düşerken dizlerim de yüzülmüş olması gerekti ellerimi iki şakağıma koyduğumda her şey bitmişti keşke babamı hiç tanımadaydım diye geçirdim içimden ölüyken hatrı vardı diriyken oda kalmamıştı midemin bulandığını hissediyorum sabahın köründe uyandırdığı için dün de bir şey yemediğim akıma gelmişti midemi bastırmaya çalıştım pek yemek yiyen biri değildim zaten derin nefes almaya başladığımda arkamı dönüp baktım babamla göz göze geldik daha fazla bakamayacağını anladığımda önüme dönüp nerdesin karan diye geçirdim içimden
Yaklaşık 3 saatin sonunda geniş bir villanın önüne durduğumuzda bizimle birlikte gelen arabaların hepsi de durup indiler adamlar beni kolumdan sürüklerken bahçeye girmiştik bile biz kapıya varmadan kapı açılmış evin hizmetlisi olduğunu düşündüğüm kadından lütfen yardım et bunlar beni kaçırdı yardım dolu gözlerle baktığımda kafasını eğdiğini gördüm hızla beni merdivenlerden sürükleyip ilk kapıdaki odaya fırlattılar yere düşmemle hızla omzumu tutup ahh diye bağırdığımda çoktan kapıyı kapatmış ve kilit sesini duymuştum. Acımı yok sayarak kalktığımda kapıya vurmaya başladım bırakın beni size diyorum bırakın diye kaç dakika bağırdığımı bile bilmiyorum artık boğazım acıyordu gelen giden olmayacağını anladığımda sırtımı kapıya dönüp hızla yere çöktüm ayaklarımı karnıma kadar çekip ağlamaya başladım kurtarın beni diye mırıldandım ama sesimi duyan yoktu
Aradan az bir süre geçtiğinde kapının kilit sesini duyduğumda kafamı kaldırıp kapının arkasından çekildiğimde eline tepsi olan bir adamı gördüğümde hızla kalıp lütfen kurtar beni zorla tutuyorlar ne istersen yaparım dediğimde adam tepsiyi masaya bırakıp cevap dahi vermeden çıkıp gitti elimin tersiyle hızla tepsiye vurduğumda tepsi yere saçalanmıştı içindekiler kırılmış dökülmüştü diz çöküp ağlama başladığımda elimin tersiyle göz yaşımı silip kaçmam lazımdı burdan ama nasıl diye düşünmeye başladım kapı kilitliydi odanın penceresinde zaten korkuluklar vardı odaya göz gezdirdiğimde bir kapı vardı büyük ihtimalle tuvalet diye geçirdim içimden gidip açtığımda doğru tahmin etmiştim pencere aradım ama yok kapana kısılmıştım sanki kaçacak bir delik yoktu oturup beklemekten başka çarem yoktu yatağa uzanıp çaresizce beklemeye başladım. Odanın kapısı açıldığında 2 kadın odaya gelip hızla odayı temizleyip çıkmıştı. Yardım istememiştim yardım etmeyeceklerini biliyordum
Pencereden baktığımda hava kararmaya başlamıştı
Kapı açıldığında babam içeri gelmiş karşıdaki koltuğa oturmuş ayak ayak üstüne atmıştı yataktan doğrulduğumda benden ne istiyorsun dedim kedimden emin bir ses tonuyla
Yanıma kalacaksın artık dediğinde anlamsız gözlerle ona baktım şaka mı yapıyordu ? 21 yıl boyunca nerdeydi neden şimdi beni istiyordu sinirle güldüğümde 21 yıl önce aklın nerdeydi şimdi mi hatırladın bir kızın olduğunu dediğimde bağırmamıştım ama sesim sert çıkmıştı
Bana kafasını sallayıp bilmediğin şeyler var dedi
Bilmek istemiyorum bu zamana kadar babam öldü diye biliyordum bu saaten sonra da öyle bileyim bırak dediğimde ayağa kalkmıştı yatağın yanına kadar gelmiş bana alttan bakıyordu iki elini de arkadan birleştirmiş bir vaziyette
Gidemezsin ben istemediğim sürece bu odadan bile çıkamazsın alışsan iyi olur dediğinde ayağa kalktım Karan geldiğinde de bunları söyle olur mu dediğimde hızla kolumdan tutup sıktığında beni sarsmıştı
Söyle aranızda ne var seni nerden tanıyor sana dokundu mu dediğinde kaşımı çatmış kolumu kurtarmaya çalışıyordum bu ne biçim bir soruydu bu ayrıntıyı ne yapacaksa dokundu desem ne olacaktı sanki
Babamın gözlerinin içine baktığım ve kulağına doğru yaklaştım kısık bir sesle dokundu Mahli Soykan dediğimde gözleri açıldı kolumu daha çok sıkmış anan gibi orusbu mu olacaksın diye sert bir şekilde vurmuştu hıncını alamamış olacak ki ellerini saçlarımdan tutup sıktığında bırak beni şerefsiz diye bağırdığımda çırpınıyordum
Beni yere doğru fırlattığında hiç duymak istemeyeceğim şeyleri söyleyip odayı terk etmişti ve kapıyı kilitlemeyi de ihmal etmemişti
Söyledikleri kulaklarımda yankılanıyordu
HAZIRLAN CANIM KIZIM YARIN NİKAHIN VAR
Bir cümle insanı ne kadar yıkabilirse beni o kadar yıkmıştı ne kadar öldürebilirse o kadar ölmüştüm ne zaman ağladığımı bile bilmezken elimi yere vurdum hayır evlenmeyeceğim diye bağırdım arkasından ama duymadı çoktan gitmişti
Sevmediğim biriyle beni evlendirmekte ne oluyordu ama böyle hayal etmemiştim ki ben
Yerden kalkıp pencereye ulaştım kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıp fısıldadım. Nerdesin Karan kurtar beni dediğimde bir yıldız kaydığını gördüm inanmazdım ama içime bir umut doğmuştu o kadar çaresizdim.
Bana verilen bu hükme boyun etmek mi asla ölürümde evlenmem diye geçirdim içimden o adamla evlenmektense ölmeyi yeğlerim...
Hava aydınlıktan kendini geceye bıraktığında giderek umutlarım yok oluyordu yaklaşık 1 saat önce konulan tepsiye baktığımda iki gündür bir şey yemediğim artık kendisini iyice belli ediyordu
Bitkin olmamam lazımdı kaçarsam bir yolunu bulup da düşüp bayılmamak için kalktım tepsiyi önüme alıp yemeğe başladım
Yemeğim bittikten sonra bir bardak suyumu da içtim tepsiyi masanın üzerine koydum dolabı açtığımda içine göz gezdirdim siyah bir pijama onun üstü olan siyah düz kıyafeti aldım çekmecelerden iç çamaşırlarını çıkarıp yatağın üzerine koydum
Sıcak bir duş iyi geleceğini düşünüp banyoya gidip sıcak suyu açtım kapıya dönüp kilitledim üstümdekileri çıkarmadan hemen telefonu alıp açtığımda şarjım çok azdı ama Karan'a nasıl ulaşacaktım ki numarası bile yoktu telefonum kapanmaması lazım sanırsam telefonum sinyal verecekti giderek umutlarım yok olurken mermere telefonumu koyduğumda hızla suya girdiğim. Bu olanların hepsi rüya olmasını bekledim kaç saat suyun içinde kaldığımı bilmiyordum ama artık ellerim buruşmuştu su da iyice soğumuştu güzelce duşumu alıp olan şampuanlardan duş jelinden kullandıktan sonra hızlıca durulanıp bornoza sarıldım telefonumu da peçeteye sarıp banyonun dolabının en arkasına koyduğumda kapıyı açtım. koltuktan oturan adamı görmemle ağzımda küçük bir çığlık kaçtı sen de kimsin ne işin var burda diye sinirle bağırdığımda önce beni baştan aşağıya süzdü sonra mavi gözlerini gözlerimden ayırmadan oturduğu yerden kalkıp yanıma geldiğinde sanki gözleriyle beni boğuyordu elini kaldırıp bir tutam ıslak saçıma dokunacaktı ki geriye doğru adımlayıp buna engel oldum eli havada kalıp yumruk yaptığında sakin ve kısık bir sesle
İnsan hiç kocasına bağırır mı karıcığım dediğinde giderek sinirleniyordum
NE KARISI DA NE KOCASI EVLENMEYECEĞİM SENİNLE ÇIK GİT BU ODADAN DEFOL HEMEN diye bağırdığımda parmağımla da kapıyı gösteriyordum gözleri hafif aşağıya kaydığında açıkta kalan boynuma bakıyordu hemen iki elimle de bornozun açıkta kalan yeri kapatıp yerimde rahatsızca bir iki adım geri gittim yüzünde iğrenç sırıtışıyla yüzüme baktığında bana yaklaştığında sakla bakalım en fazla yarına kadar saklayabilirsin dediğinde gözlerim ayrıldı cevap veremedim yüzüne baktığımda iğrenç sırıtışıyla odadan çıkıp kapıyı kilitledi
Bir kez daha bu olanlara lanet edip üstümü giyindim ağlamayacaktım bu sefer ağlamayacaktım diye kendimce mırıldansam ne kadar başarılı olabilirdim zaten evden de çıt çıkmıyordu hepsi uyumuş olmalıydı yatağa uzandığımda pencereden baktığımda gece bi hayli karanlıktı yarın ya kaderime razı gelecektim yada her şey son bulacaktı çıktığım düşüncelerden kapıdan gelen tıkırtılardı kim di bu o adamsa yataktan hızla kalktığımda kapının arkasına geçtim etrafta vuracak bir şey yoktu kapı aralandığında içeri girmişti bir kaç adım daha attıktan sonra kızla sırtına atladığımda kolumla boğazını sıkmaya başladım beni bir manevrayla sırtından alıp duvara yasladığında elini de ağzıma kapatmıştı şaşkın gözlerle bir çift zifiri göze bakıyordum
Elimi ağzımdan indirdiğinde sevinç dolu kısık bir sesle geldin diyip boynuna sarıldım o da ellerini belime çıkarıp bana sarıldığında geldim diyip boynumdan derin bir nefes aldı geri çekildiğinde kaybedecek zamanımız yok acele et çıkmamız lazım dediğinde başımı sallamıştım ellerimden tutup aşağıya indiğimizde kapıyı açıp hızla ilk kendisi çıktı sağa sola baktığında arkasından da ben çıktım kapıdaki adamlar yerde hareketsiz yatıyorlardı
Hızla arka bahçeye geldiğimizde karan ilk beni kaldırdı zaten Gökhan da bizi bekliyordu ellerimden tutup beni yukarıya doğru çektiğinde hemen ardımdan da Karan çıktı.
Gökhan ve Karan yere atladıklarında ben atlayamazdım yüksekti bunu anlamış olacak ki Karan ellerini açıp hadi atla tutacağım seni dedi
Endişeli gözlerle baktığımda hadi yakalanacağız dediğinde gözümü kapatıp atlamıştım havada belimi bir çift el sardığında gözlerimi açmış Karana bakıyordum aldığımız nefes dudaklarımıza çarpıyordu Gökhan'ın abi demesiyle bir adım gerileyip arabaya bindik hızla orayı terk ettik.
Kurtulmuştum, kurtarmıştı
Camdan dışarıyı izliyordum kucağıma bir dosya de kalem konulduğunda kucağıma bakıp bir de Karan'a bakıyordum
Oku ve imzala anlaşma
yapacağız dediğinde
Elime alıp ne anlaşması bu da
ne dediğimde
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ
Demesiyle kalakaldım...
