İçeriğe geç

MAFYANIN ESİRİ

Bölüm 13 · 5 dk okuma

MAFYANIN ESİRİ

Bölüm 13

13.BÖLÜM

Sabah ilk defa huzurlu bir gün uyandım. Baran'ın odasında uyanmıştım, fakat baran yoktu. "İşe gitmiş herhalde," diye düşündüm. Ben ayağa kalkıp hızla banyoya girdim, elimi yüzümü yıkadım ve banyodan çıktım. Giyinme odasına gidip buradan gitmeden önce aldığım kıyafetlerden bir takım giydim.

Aşağı indiğimde kahvaltı masası hazırdı. Zerda uyanmıştı bile ve mutfaktaydı, Cihan ise ortalıkta yoktu, muhtemelen uyuyordu. Koltukta birinin uyuduğunu görünce oraya doğru yürüdüm ve gördüğüm kişiyle şok oldum. Baran'dı, uyuyordu. Üstüne hiç bir şey örtmemişti.

Koltuğun yanındaki battaniyeyi alıp baran'ın üstüne serdim. "Niye burada uyumuş ki?" diye söyledim.

Koltuğun yanında diz çöktüm, elimi yüzüne götürüp saçlarını nazikçe yüzünden çektim. Derin uyuyordu; yoksa dokunuşumla hemen uyanması gerektirdi. Çok masum görünüyordu, uyurken. Uyanıkken ise benim dışımdaki herkese karşı canavardı. Elimi yanağına götürdüm, hafif çıkmış sakallarını okşadım. Baran aniden gözlerini araladı, beni görünce yüzünde bir gülümseme belirdi.

"Şu an rüyadasam, uyandıranı sikerim," dedi.

Gülümseyerek ona hafifçe dokundum. "Küfür etmeden konuşamıyor musun?" dedim, hafifçe sinirli bir tonla.

Baran, yüzündeki gülümsemeyle cevap verdi: "seninle konuşuyorum ya."

"Haydi kalk kahvaltı yapalım," diyip ayağa kalktım. Baran da koltukta oturur pozisyona geldi. "Sen niye burada uyudun?" diye sordum. Baran, ellerini saçlarına götürüp gözünün önünde gelen saçları arkaya attı ve dağınık bir görüntü oluşturdu. Dağınık saç şekli ona yakışıyordu.

"Rahatsız olursun diye gelmedim odaya," dedi.

Ayağa kalkıp başımı kaldırıp yüzüne baktım. "Rahatsız olmam, merak etme. Alıştım yanımda uyumana," dedim. O da gülümsedi, yanağımdan öpüp yukarı çıktı.

Etrafıma göz gezdirdiğimde zerda'yı gördüm. Gülümseyerek bana bakıyordu. "Gece baran'ı bu hâle getirdin ya, gerçekten helal olsun sana. Baran'ın böyle olmasını imkansız sanardım. Değilmiş. Resmen taş duvardan pamuk duvar yaptın. Gerçi, sadece sana Pamuk ama neyse, oralara girmiyorum," dedi.

Gülümsedim, "ben birşey yapmadım, kendisi beni görünce böyle oluyor," dedim. Zerda merdivenlere doğru ilerledi. Merdivenlerin başına geldiğinde başını çevirip bana baktı.

"Merak etme, bir bakışın yetiyor insanı kendine çekiyorsun o masum bakışlarınla," diyip yukarı çıktı.

O sırada bacaklarıma bir şeyin sürtündüğünü hissettim. Gözlerimi aşağıya kaldırdım ve tarçın'ı gördüm. Hemen onu kucağıma aldım, "tarçın" dedim, o da alışkın olduğu için hızla kucağımda yerini aldı. Birkaç saniye sonra, bahçe kapısından baran'ın köpeği Max belirdi. O da yanıma gelip bacaklarıma sürtündü. Gözlerimi onun üzerine çevirdim, dizlerimi büküp onun boyuna indim. Nazikçe kafasına elimi koyup okşadım.

Baran merdivenlerden inerken, Max hızla koşarken sahibinin yanına gitti. Baran, gülümseyerek "oğlum" dedi ve diz çöküp, köpeğini sevdi. Bende kucağımdaki tarçın'ı tüylerini okşarken, baran'ın bu anını izledim. Max, birkaç dakika sonra baran'ın sevgisiyle mutlu bir şekilde bahçe kapısından çıkarak bahçeye doğru yöneldi. Baran, ayağa kalkıp yanıma geldi, "yavrum" diyerek saçlarımdan nazikçe öptü.

Tarçın'ı yere bıraktım; o da küçük, hızlı adımlarla pıtı pıtı bahçeye doğru yöneldi. Baran'a dönüp, " ben de şirkete gelebilir miyim?" Diye sordum. Baran kahvaltı masasına geçti, ben de onun sol tarafındaki sandalyeye oturdum. Bu sırada Cihan ve zerda da merdivenlerden iniyordu. Baran, bana bakarak gülümsedi. "Patronum olarak tabiki gelebilirsin," dedi. Gülümseyerek karşılık verdim. Cihan ve zerda da masaya katıldı, hep birlikte sakin bir şekilde kahvaltımızı yaptık.

Kahvaltıdan sonra baran kalkınca bende kalktım. Kapıya doğru yürümeye başladım, ben de peşinden gidiyordum. Kapının önüne geldiğinde durdu, bakışlarını bana çevirdi. Önce üzerimdeki kıyafetleri süzdü: mavi bir kot şort ve beyaz bir crop üst giymiştim. Hafif memnuniyetsiz bir ifadeyle, "böyle mi geleceksin?" Diye sordu. Üzerime bakıp hafifçe omuz silktim. "Evet," dedim kararlı bir şekilde.

Askılıktan beyaz çeketimi ve beyaz çantamı aldı, sessizce bana uzattı. Hiçbir şey söylemeden çeketimi giyip çantamı koluma taktım. Baran elimi tuttuğu gibi evden çıktık Arabası kapının önünde bizi bekliyordu. Yanına geldiğimizde ön koltuğun kapısını benim için açtı. Hafifçe gülümseyerek, "çok centilmensiniz, beyefendi," dedim. Dudakları, "Ee tabii," der gibi kıvrıldı. Arabaya oturduğum da kapıyı kapattı, ardından sürücü koltuğuna geçip motoru çalıştırdı. Hiç vakit kaybetmeden hızla şirkette doğru sürmeye başladı.

Şirkette vardığımızda, neredeyse aynı anda arabadan indik. Baran hemen yanıma gelip ellimi tuttu. Birlikte şirkette doğru yürürken, hafif bir tebessümle, "Temas bağımlısısın," dedim. Çünkü yanımdayken dokunmadan duramıyordu; adeta sürekli temas arıyordu. Baran, yürürken bana dönüp gözlerini hafifçe kısarak, "temas bağımlısı değilim, teninin bağımlısıyım. Arada çok fark var," dedi. Bu sözleriyle adeta etmiştim.

Baran odasına gittiğinde, bende şirkette biraz dolaşmak istediğimi söyledim. O da kabul etti ve kendi odasına geçti. Koridorlarda ilerlerken herkes bana şaşkınlıkla bakıyordu; Sanki bir daha bu binaya adım atmamı beklememesi gibiydiler. Özellikle geçen sefer arkamdan dedikoduyu yapan grup, bana korku dolu gözlerle bakıyordu. İçlerinden, boğazına cam parçası dayayıp tehdit ettiğim o adam da vardı. Bana nefretle bakıyordu, bakışlarıyla adeta öfkesini kusuyurdu. Ama umrumda bile değildi.

Ben de onlara aynı şekilde nefret dolu bakışlarla karşılık verdim. Şirketin içinde dolaşırken, burada çalıştığım süre boyunca en yakın arkadaşım olan Ezgi beni fark etti. Gözleri parlayarak yanıma geldi ve hemen sarıldı.

"Neredesin kızım sen?" dedi heyecanla.

Bende sıkıca sarıldım ona. Ayrıldığımız da baranla yaşadığımız herşeyi anlattım. Ezgi şaşkınlıkla dinliyordu, anlattıklarımı anlamlandırmaya çalışıyordu. Sonunda merakla,

"Aşık mısın peki şimdi?" diye sordu.

Derin bir nefes alarak,"Bilemiyorum Ezgi ya, kafam çok karışık. Seviyorum ama.... Sevdiğimi biliyorum onu,"dedim. Bir süre daha bu konuyu konuştuk; duygularımın karmaşası arasında kaybolurken, Ezgi de beni dikkatle dinledi.

Sonra konu şirkette döndü. Ezgi bana burada olup bitenlerin anlattı. Söylediğine göre, boğazına cam dayayıp tehdit ettiğim adamı baran her gün dövüyormuş. Hem de hiç istisnasız, her gün.....

Anlattıklarını sindirmeye çalışırken içimde garip bir his oluştu; şaşkınlık öfke ve bir nebze de olsa hak edilmişti bir intikam duygusu.

Terasa çıktığımda etrafı izledim; bütün İstanbul sanki ayaklarımın altındaydı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım, huzuru içime çekmeye çalışıyordum. Tam o anda gözüm karşı şirkette kaydı. Terasında siyahlar içinde bir adam duruyordu. Yüzü kar maskesiyle kapalıydı ve elindeki bir tüfek tutuyordu. Tüfeğin namlusu doğrudan bana çevrilmiş.

Korkuyla gözlerimi açıp hızla geri çekilmeye çalıştım, tam o anda kurşun sesi kulaklarımı deldi. Vücudumda yankılanan derin bir acıyla sendeledim. Gözlerim yavaş yavaş kararıyordu, bedenim kontrolsüzce yere düşüyordu. Terasta kimse yoktu.... Yardım edebilecek hiç kimse yoktu.

O an, gerçekten öleceğimi hissettim.

Ve sonrası.... Sadece derin bir karanlıktı.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Çok iyisin ama bence artık mutlu olsun bu arda bölümleri saat kaçta atıyorsun sabahtan beri bölüm bekliyorum ama çok iyi yazıyorsun başarıların devamını dilerim

    1Yanıt