Haiii, ben geldiiim. Huh, elimden geldiğince erken gelmeye çalıştım çünkü bir önceki bölüm oy ve yorumları beni epeyce motive etti. Umarım bu bölümü de seversiniz. Oy ve yorumlarınızı bekliyor olacağım m>
Yazım yanlışlarım varsa affoluna, keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
**
"Sen kalıyorsun." dediğinde titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım.
O sırada omzumun ardından gelen, Jeonggyu'nun öfkeli sesi kulaklarımda çınladı.
"Senin gibi bir ucube, hyungumu nereden tanıyor? Taehyung seni neden koruyor? Siktiğimin okulunu senin gibi bir varoş için almış olması imkansız çünkü." Beni yerin dibine sokup yok etmek istercesine sarf ettiği bu kinayeli sözleri yüreğime çöküp kaldı.
Gerginliğim elle tutulabilir bir vaziyete ulaşacak şekilde yükseklere tırmanırken, kaygılarım müthiş bir hızla nüksetmeye başladı. Zihnim ve bedenim kaygılarımın girdabına teslim olmaya hazırdı.
"Cevap versene lan!" Omzumdan dürtüklendiğim anda, aldığım darbeden ötürü bacaklarım lastikten yapılmaymış gibi geriye doğru tökezledim. Zangır zangır titreyen dizlerim beni her an yarı yolda bırakacaklarının sinyallerini içten içe veriyorlardı.
Sırtım kapının kenarında kalan duvarla sert bir buluşma yaşadığında titreyen ellerimle göğüs kafesimi yarmak istercesine göğsüme kitabı bastırdım.
"Konuşman için son beş saniye!" Jeonggyu öfke püskürecek şekilde , son derece tehditkâr bir edayla bağırdığında duvarın içine girip yok olmak istedim.
Geriye saymaya başladığında panikle hıçkırdım. Bedenim prangalarla çevrilmiş gibi sıkıştıkça sıkıştım. Kendimi sıkmaktan patlayacak hale gelirken sessizce ağladım.
"Ta-ta-tanı-tanımıyorum." Taş yutmuşum gibi ağrıyan boğazım ve ağzımın içinde gittikçe ağırlaşan dilime rağmen güçlükle, kesik kesik soluklarımın arasından konuştum.
Taehyung'u gerçekten de tanımıyordum. Tek bildiğim şey ismiydi ve göz ardı edilemeyecek şekilde benim yanımda olmaya çalışma çabasıydı. Bir de beni kurtarmıştı, bana yardım etmişti. Ve bu okulu benim için aldığını söyleyerek beni koruyacağını dile getirmişti...
"Minho'nun yarım bıraktığı işi ben mi yapayım Jungkook? Hyungum seni ne diye koruyor, bilmiyor musun? Nereden tanışıyorsunuz?!"
Başımı iki yana sallayıp hızla kapıya uzandığımda, Jisung kolumdan yakalayarak bana engel olup Jeonggyu'ya doğru beni ittiğinde ayağım diğer ayağıma takılarak tökezleyip zemine kapaklanmam kaçınılmaz oldu.
Kitabım düşmemin etkisiyle zeminde sürüklenip köşedeki duvara çarpmıştı.
Jeonggyu'nun tam ayaklarının önüne düştüğümde, ayakkabısının ucuyla omzumdan itekleyerek dizlerim ve ellerimin üstüne çöken bedenimi tamamen yere yığılmasını sağladı.
Acı içerisinde inleyerek, "Git-git-gitmeme izi-izin verin." diye fısıldadığımda dudaklarını büzerek ıslık çaldı.
"Makasımız yokmuş Jungkook ama çakmağımız var, uygun olur mu senin için?" Jeonggyu'nun o dalgacı sesi beynime kurşun yemişim etkisi yaratırken ağlamalarım sesli bir hale ulaştı.
Terleyen avuçlarımı zemine yaslayarak güçlükle doğrulmayı başardım ve dizlerimin üstünde durdum. Lakin ayağa tamamen kalkacak gücüm yoktu bedenimde.
"Ha-ha-hayır. Lüt-lütfen bu-bunu ya-yapamazsın." diyerek başımı iki yana salladığımda kıkırdadı. O gülünce Jisung'da ona eşlik etti.
Başımdaki şapkayı hiddetle çekiştirerek tek bir hamleyle aldığında, "Al-alma yal-yalvarırım onu geri ve-ver ba-bana." diyerek uzanıp şapkamı geri almaya çalıştığımda keyifle geriye çekip şapkaya yetişemeyeceğim şekilde başının üstüne kaldırdı.
"Bu pahalı ve marka şapkanın senin leş kafanda ne işi var?"
Taehyung'un hediyesi demek istedim, o aldı... Bana hayatım boyunca tek hediye veren insan...
"Her ist-istediğini yap-yaparım, lütfen... Şap-şapkamı ge-geri ver..." O benim hayatım boyunca aldığım ilk ve tek hediyemdi... Taehyung başıma taktığından beri, saatlerdir bir saniye bile çıkartmamıştım... Başıma taktığı haliyle duruyordu, bir santim bile oynatmamıştım.
"Zaten her istediğimi yapmak zorundasın çünkü sen benim kuklamsın, sirk budalamsın, ucubemsin." diyerek şapkayla başıma vurduğunda gözlerimi sımsıkı yumdum.
"Ta-Taehyung kor-koruyacak..." diye fısıldadım ellerimle kulaklarımı tıkayarak. Taehyung beni koruyacak... Taehyung beni koruyacağını söyledi. Taehyung bana zarar vermelerine izin vermeyeceğini söyledi...
"Ne dedin ne dedin sen?" Kollarımı itekleyerek kulağımdan hırçınca ayırdı. "Bir daha söylemezsen saçlarını yakıyorum, hemen şimdi!"
Başımı iki yana sallayarak haykırışlara dönüşen ağlayışlarımı dindiremedim. Zaptedilemeyecek bir hale gelen hıçkırıklarım boğazıma takılıp beni boğuyordu, boğuluyordum.
Gözlerimi güçlükle aralamayı başardığım gibi şapkayı bir kez daha elinden almaya yeltendiğimde, girişimim yeniden başarısızlıkla sonuçlandı.
Jeonggyu şapkamı Jisung'a attığında havada yakaladı. Hüsran içerisinde hıçkırarak zeminde emekleyip Jisung'a doğru yöneldim.
"Ver... Lüt-lütfen..." diyerek ona elimi uzattığımda kıkırdayarak omuzlarını umursamaz bir tavırla silkti.
"Saçlarına veda et Jungkook." dediğinde başımı olumlu anlamda salladım. "Ta-tamam sa-saçlarımı yak-yakın. Ama şap-şapkamı ger-geri verin ya-yalvarırım."
Yüzündeki sırıtışı solarken dudaklarını şişirerek ofladı ve bakışları Jeonggyu'nun yüzüne kaydı. "Ne değerli şapkaymış, saçlarından bile değerli, yak gitsin. Çıkalım şuradan artık, kütüphane görevlisi gelecek."
"Hem saçlarını hem şapkayı yakalım, muazzam bir seçenek." dedi Jeonggyu söze atılarak. Başımdan aşağıya kazanlarca kaynar sular dökülmüş gibi şiddetle sarsıldım. "Hay-hayır lüt-lütfen şap-şapkamı ya-yakma..."
Cebinden çıkarttığı çakmağı ateşlediğinde hıçkırarak başımı iki yana salladım. "Önce şapkayla başlayalım, gönder şapkayı Jisung." dedi ve tek elini havaya kaldırıp ona işaret verdi.
Dizlerimde zerre güç bulamasam bile, onlara hükmetmeyi başarıp ayağa kalktım. Jisung'un Jeonggyu'ya attığı şapkamı yakalamaya çalışsam da parmaklarımın arasından sıyrılan şapkamı Jeonggyu havada yakaladı.
"Ya-yapma. Ban-bana zarar ver. Ama o-ona dokunma yal-yalvarırım..." Önünde diz çöküp bacaklarına sarıldım. "Lütfen..."
Beni tekmeleyerek kendinden uzaklaştırmaya çalıştığında hıçkırarak daha sıkı sarmaladım bacaklarını.
"Lü-lütfen şapkamı ya-ya-yakma."
"Jisung ne bakıyorsun aptal gibi, çek şunu yapışıp kaldı kene gibi bacaklarıma!" diye emir verdiğinde Jisung'un saniyeler sonrasında ellerini omuzlarımda hissettim.
Feryatlar kopartacak şekilde haykırdım. "Lütfen hayır hayır hayır!"
Tam o sırada kapının duvara sert bir şekilde çarpışıyla birlikte sarsıldım. "Jeonggyu!" Taehyung'un kükreyen gür sesi kulaklarımın pasını silip geçtiğinde hıçkırarak ona döndüm.
Şapkamı kurtar demek istedim, ama tek yapabildiğim sadece gözlerine yakarış dolu gözlerle bakıp içimi çeke çeke ağlamak oldu.
Jisung omuzlarımı bırakıp geri çekilmişti. Taehyung benimle göz teması kurduktan sonra gözleri öylesine karanlığa büründü ki, titreyerek gözlerimi önüme çevirdim.
Jeonggyu o sırada dizlerini tutan kollarımın baskısından sıyrılmayı başarıp geri çekilmişti, bu hamlesiyle birlikte onun bacaklarına abandığım için yere göğsümün üstüne çakılmaktan kurtulamadım.
"Ne sikim dönüyor burada! Ne yaptığını zannediyorsun sen, bu okulda bir daha zorbalık yapmayacaksın demedim mi lan ben sana!" Taehyung öfke içerisinde hiddetle bağırdı. Gür sesi kulaklarımda aksettikçe beynim zonkladı.
Zemini sarsan adım sesleri deprem oluyormuş etkisi yaratırken, zangır zangır titredim. Yerin dibine girip görünmez olmak, kayıplara karışmak istedim. Yok olmak...
O sırada Jeonggyu'nun elinden yere düşen şapkamı almak için ürkekçe uzanırken, Taehyung'un Jeonggyu'nun yüzüne yapıştırdığı yumruğu gördüm.
Öyle sağlam vurdu ki, Jeonggyu geriye doğru savrularak arkasında kalan raflıklara çarparak yere düştü ve raftaki kitaplar onun üstüne devrildi.
"Bir daha... Bir daha ona zarar verdiğini görürsem, zarar vermeye kalkıştığını duyarsam seni mahvederim! Defol şimdi!"
Yakalarından tutarak Jeonggyu'yu ayağa çekip kütüphane kapısının olduğu yöne doğru iteklediğinde şapkamı sıkıca tutup bulunduğum noktaya sinip kaldım. Kıpırdayamadım bile. Ne ayağa kalkacak, ne de köşeye geçebilecek gücüm yoktu.
Öne doğru sendelese de yere kapaklanmadan dengesini korumayı başardı.
Jeonggyu yumruklarını sıkarken, burnundan sızan kanı elinin tersiyle silip bana ölümcül bakışlar attığında titreyerek gözlerimi kapatıp yüzümü şapkama gömdüm.
Uzaklaşan adımlarının sesinin ardından kütüphane kapısının kapandığını duyunca çarpma sesinden dolayı bir sarsılma daha yaşadım.
Saniyeler sonrasında, Taehyung'un dingin sesi kulaklarıma çarpıp geçti.
"Yakamoz güzelim..." Saçlarımın arasında sıcacık parmaklarının dokunuşunu hissettiğimde hıçkırarak ağlamaya devam ettim.
Taehyung beni koruyacağını söylemişti. Bu okulda zorbalanmama izin vermeyeceğini ve bu yüzden okulu satın aldığını söylemişti ve gerçekten de gelmişti. Onu saatlerdir göremediğim için gittiğini düşünürken o yine gelmiş ve beni bir kez daha kurtarmıştı. Beni ve bana hediye ettiği şapkamı kurtarmıştı...
"Özür dilerim, daha erken gelemediğim için... Ayrıca aptal kardeşim adınada çok özür dilerim senden. O dangalağa da özür dilettireceğim, onun önünde bir daha diz çökmeyeceksin, asla! Aksine o senin önünde diz çökecek ve senden özür dileyecek, söz veriyorum sana."
Başımı şapkamdan usulca kaldırıp soluklarımı kesen hıçkırıklarım ve tenimi istila eden gözyaşlarım eşliğinde ona baktım.
"Şa-şap-şapkamı yak-yakmadı." diye fısıldadığımda yere çöküp bana doğru uzandı. Beni kendine doğru çektiğinde titreyen dudaklarımı kemirdim.
"Şapka mühim değil, önemli olan sensin. Saçlarına dokundu mu?" diye sorsa bile cevap vermemi beklemeden telaşla saçlarımı kontrol ettiğinde hıçkırarak başımı iki yana salladım. Rahatlamış bir şekilde iç geçirerek bana sıkıca sarıldığında vücudum kaskatı kesilse de yüzümü boynuna gömüp gözyaşlarımı sessizce akıtmaya devam ettim. Göz bebeklerime aynı anda yüzbinlerce iğne batırılıyormuş gibi sızlıyordu.
Şapka mühim demek istedim ona. Ama yapamadım. Şapka saçlarımdan bile önemliydi... O şapka 21 yıllık hayatımda aldığım ilk ve tek hediyeydi. Benim için çok değerliydi.
"Benim güzeller güzelim... Güvendesin, ağlama artık. Hadi silelim o güzel yüzündeki gözyaşlarını, hmm?"
**
Bölüm sonu... Ah bu fic benim sonum olacak, gerçekten kalbim... Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bölümü erken getirmeye çalıştım. Bol bol oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Sizi seviyorum, baiiii >
Instagram & Tiktok: Sevvyniz / Sevvy97 & Twitter: Sevvyniz
-Şevval





