Bi dakika mert beni mi kıskanmıştı. Yaa tamam biliyorum şuan belki bi katile konuşuyorum ama... Yok canım. Sadece beni korudu. O kadar.
Adam yavaş adımlarla merdivenden çıktı. Ben ise Mert' e yaa şapşik der gibi bakıyordum. Mert adamın kapısını kapatmasını bekliyordu. Çelik kapı kapanma sesini duyunca sert bakışlarla bana döndü. O adama niye sarıldın mavi? Ne işin vardı o adamla? Sevgili misiniz? Aranızda bişey mi var? Mert sorularını nefes almaksızın soruyordu ki benim gözlerim bir anda depo kapısına kaydı. O iki çift göz odaklanmış bana bakıyordu. Benim baktığımı fark ettiği an sanki ilk defa bakışmışız gibi önce kapıyı hafif sarsarak kapıdan uzaklaştı. Mert benim arka tarafa korkulu gözlerle baktığımı görünce arkasını döndü. Sonra geri bana baktığında sen iyi misin nereye bakıyorsun öyle? dedi bense merti duymuyor sorduğu soruları yanıtsız bırakıyordum. En sonunda Hiçç... Dalmışım sadece diyerek zorla da olsa ortamdaki gerginliği alabilmek için hafifçe gülümsedim.
Mert:Peki sen öyle diyorsan. Ee arkadaşımla uzun zamandan beri karşılıklı kahve içemiyoruz. Ne dersin? diyerek kapıyı gösterdi. Ee betül hanım varken biz kimizki dedim. Yarasına tuz basmış olucam ki yaa niye hatırlatıyosun şimdi sen dedi. Ben ise sadece gözlerimi devirmekle yetindim. Ee bi dakika kapının anahtarı yok ki bende. İçeride kaldı. Mert' e geri döndüm. Ohoo beyefendinin dünyadan haberi yok ki. Betül'ün atığı hikayeye bakıyor. Mert eğer benim yanımda betülle alakalı eylemlerine devam edersen olucaklardan ben sorumlu değilim dedim. Galiba ses tonumu o an fazla ayarlayamamışım ki mert tamam kral sakin dedi. Kral mı? Yontulmamış odun... Kral mı? Peki birader. Ben sana söylemeyi unuttum. Benim anahtar içeride kaldı dedim. Mertin yüzündeki ifade vur dedin öldürdün be kızım be bakışıydı. Sonra Mertin nereden bildiğini kesinlikle sorgulamayın. Çünkü az önce şişeyle kapı açtı.
...
Kahvelerimizi almış karşılıklı içerken ortamda fırtına öncesi sessizlik vardı. Bu sessizliği ilk bozan mert oldu. Evet prenses unuttuğumu sanma. O adama niye sarıldın. Seni dinliyorum dedi. Ben: Ya mert bu seni niye ilgilendiriyo ki? Mert nefret dolu bakışlarla Ne yani ben arkadaşımın niye o adama sarıldığını soramaz mıyım? dedi. Ben de sonuçta senin bi sevgilin var vee... Ve bu benim hayattım istediğime sarılırım. Hem bu seni niye bu kadar ilgilendiriyo ki bu konu? Sonuçta sadece arkadaşız öyle değil mi? Sadece sustu. Uzun uzun gözlerimin içine baktı. O an niye üzüldüm bilmiyorum ama çok ileri gitmiştim sanırım. Mert' içinde birşeyler kırılmıştı. Yapamadığı içinde kalmış söyleyemediği hislerin yorgunluğu vardı üzerinde. Haklısın. Sonuçta sadece arkadaşız dedi önündeki kahve bardağının kulbuyla oynarken. Vee yine ortam sessizleşmişti. Mert' in telefonuna gelen bildirim sesi ortamdaki kasvetli havayı almıştı. Mert önce telefona sonra bana sinirli ve korku dolu bakışları attı. Ben alay eder bi biçimde Ne o ? Yoksa betül hanım yeni erkek arkadaşıyla fotoğraf mı atmış? dedim. Mert: Ya başlatma betülüne!? Bilinmeyen numaradan. Ama senin yanında olduğumu nereden biliyor? Bakışlarım anında sertleşmişti. Mertin telefonu elinden çektim. Mesajda şunlar yazıyordu:
Evet yakışıklı selam. Mavinin de dediği gibi istediğine sarılabilir. Sonuçta sadece arkadaşsınız öyle değil mi? Yaklaşık on dakikan var. Mavinin yanından uzaklaşman senin hayatın için çok önemli. Ding dong süre daralıyorr.
Korku dolu bakışlarla Mert' e bakıyordum ki Mert gitmen lazım. Gitt! dedim. Mert: ya kızım saçmalama. Sadece bi mesaj. Abartma bu kadar dedi. Apar topar olduğum yerden fırlayarak Mert' in yanına koştum. Kolundan çekiştiriyordum ki mert: Yaa mavi abartma diyorum. Ayrıca mesajda da dediği gibi arkadaşız sadece. Endişelenmene gerek yok yani. O anda gözyaşlarıma engel olamadım. Mert evett artık iyice delirdi bakışları atarken. Yaa endişeleniyorum işte gitt dedim. Olduğum yerde yere oturdum. Mert tamam güzelim gidiyorum. Ama söz ver ağlamak yok. Ben başımı evet anlamında salladım. Mert telefonuna yöneldi. Eline aldı. Bana göz kırparak evden çıktı.