Kendimi kapının önünde dizlerim titrerken buldum. Kalbim sanki ben bırakıyorum bu işi dermişçesine çarpıyordu. Bir iki adım atmamla depo gözüküyordu. Kapının üzerinde iki parmak boşluk vardı. Depodan ayak sesleri duyuldu. Olduğum yerde donakaldım. Ayak sesleri ordan oraya gidiyor , kadın sanki depar atıyordu. Bir anda ayak sesleri kesildi. Kapıya pür dikkat odaklanmış acaba "Noldu niye durdu??" diye derin düşüncelere dalarken kapının üzerinde iki çift göz belirdi. Kendimi ufak bir çığlık atmaktan geri alamadım. Bembeyaz olmuş bir biçimde o gözlerin sahibine bakıyordum. Kadın bir şeyler mırıldanıyor kapıya tırnaklarını sürtüyordu. Derken kadın kapıdan uzaklaştı. Aradan bir iki dakika geçmesine rağmen ben hala bembeyaz çok fazla kestiremesemde kadının gözleri karanlık depoda parlıyordu. Dakikalar sonra ağzımdan çıkan tek cümle iyi misin oldu. Kadın söylediğimi başlarda duymadı sandım. Depo kapısından biraz uzaklaştım. Evet korku iliğime kadar işlemişti. Kapıyı artık net göremiyordum. Çelik kapıya yöneldiğim sırada depo kapısı büyük bir şangırtıyla inledi. Korkudan hıçkırmaya başladım ki kadının dudakları arasından şu kelime döküldü:Yaklaşşş... Boş apartmanda yankılanmıştı kadının sesi. Korkudan kaskatı kesilmiş vücudum bir yere kıpırdıcak halde değildi. Olduğum yerde içimden aslında şuan ölsem ne güzel olur diye düşünürken kadın tekrar aynı tok sesle yaklaş dedi. "Evet mavi ecelin seni çağırıyor. Hadi koş bakalım." diye geçirdim içimden. Bir iki adım yeterli olmuştu ki kadın bilinci yerinde değilmiş gibi sadece sayıklıyordu:
O, o bir katil. O öldürdü. Kimseyi düşünmedi. Beni de öldürüyordu. Katill...
Donuk bir yüz ifadesine takınmış kadını dinliyordum. Kadın bu sözlerini üç beş defa daha sayıklamaya devam ediyordu ki bi anda sustu. Evet yine noldu niye sustu ki şimdi bu?! Sadece derin bir nefes almanın ardından Git dedi. Geliyor seni de öldürecek gitt?! Yaa kimsenin geldiği falan yok derken yukarıdan çelik kapı sesi duyuldu. Az önceki adam mıydı? Ya bana da bişey yaparsa dememe kalmadı. Hızlı adımlarla arkama döndüm. Kapıyı açıp eve girdim dememi bekliyorsunuz dimi? Hayır hayır bu kadarına da pes! Anahtarı içeride bırakmışım. Bir yandan gözlerimden akan yaşları silmeye çalışırken belki bi umut kapı açılır diye zorluyordum. Ayak sesleri gittikçe yakınlaşırken kalbim ağzımda bi mucize bekliyordum. Ayak sesi kesildi. Adamın nefes alış verişi sanki ensemdeydi. O anda ya ölüceksem de hızlı olsun lütfen diye yalvarırken bi anda adam koluma dokundu. O an dış dünyayla bağlantım kesilmiş kasabın koyunu kesmesini bekler gibi bekledim. -Bu sefer de koyun oldum iyi mi- Adama doğru döndüm. Adam gözleri hafif kısık bana bakıyordu. Niye bakıyordu şimdi dik dik? Sonrasında adam:Hanfendi iyi misiniz? Niye ağlıyorsunuz? Yardımcı olmamı istermisiniz? Adam sorularını ardı ardına sıralarken ben hıçkırıklarıma engel olamıyordum. O an resmen katilime sarıldım. Evet doğru duydunuz. Katilimee... Kulağa korkutucu geliyo olabilir. Ama adama sarıldığımda gereksiz bi huzur doldu içime. Dakikalarca hatta saatlerce öyle kalabilirdim. Dış kapının açılma sesiyle kollarımı adamın boynundan yavaşça çektim. Adam ise bundan rahatsız gibi görünüyordu. O kollarını aksine daha da sıkı sardı. Evet tahmin edin kapıdan giren kimdi? Mert ya tabi ki. Yüzüne takınmış korku ifadesiyle adamın üzerine yürüdü. Adamın yüzüne sağlam bi yumruk indirdi. Ne oldu ne bitti anlamadan. Sana bişey mi yaptı? Bak doğruyu söyle niye ağlıyorsun güzelim lütfen bişiy söyle donakalmış, adamın vereceği tepkiyi bekliyordum ki... Adam sadece yüzündeki hafif acıyla Mert' e gülümseyerek bakıyordu. Beyfendi sakin olun. Sadece hanfendiyi ağlayarak gördüm. Sadece yardım etmek istemiştim.
Mert: Sarılarak mı yardım ettin. Peki yardım ettin. O zaman şuan defol. Bundan sonrasını ben hallederim.
Adam o anda gözlerimin içine bakıyor ve bir cevap bekliyordu. Ben ise sadece teşekkür ederim. Yardımınız için. Arkadaşım geldiğine göre gidebilirsiniz dedim. Mert adama zafer benim bakışları atarken adam bunu pek de umursamıyordu. Ne zaman isterseniz daire dört dedi. Mert ihtiyacı olmayacak birader. Ben varken sana ihtiyacı yok. Bi dakika mert beni mi kıskanmıştı. Yaa tamam biliyorum şuan belki bi katile konuşuyorum ama... Yok canım. Sadece beni korudu. O kadar.