İçeriğe geç

Lütfen beni öldürme

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Lütfen beni öldürme

Bölüm 3

Baba

Ağzım açık olanları izliyordum ki o anda elimden hiçbirşey gelmediğini fark edip bir iki adım geriye doğru adım atıp kapıdan uzaklaştım. Ne cesaretti bu neye kime güveniyordu. Sanki bana yapılmış gibi gözüm doldu. Geri kapıya yöneldim. Delikten bakıyordum. Adam sanki hiçbirşey olmamış gibi yukarı çıktı. Kapıyı kapatmıştı. Kadının sesi soluğu çıkmıyordu. Acaba bişey mi yapmıştı? Az önce kuyruğuna basılmış kedi gibi ciyaklayan kadın sessizleşmişti. Hafif nemli saçlarım gözümün önünde görmemi engelliyordu. Bi anlık cesaretle kapının koluna uzandı elim."Evet yapabilirsin. Bu zamana kadar kimseden korkmadın şimdi de aynı cesareti istiyorum yürü be kızım be!" -Evet arkadaşlar anladığınız üzere ben gazla çalışıyorum- derken kendimi kapının önünde dizlerim titrerken buldum. Bir iki adım attım. Depo denilen yere doğru yöneldim. Evet apartmanın içinde duyulan tek ses benim kalp atışımdı. Ben sadece bir kere bu kadar heyecanlanmıştım. O da ... Annemin her doğum günümde söylediği gibi babamın gelmesiydi... Annemle babam ayrı. Ve ayrılma sebepleri kardeşimin ölümü. Annem her hamile kadın gibi canı birşeyler çeker ancak demiştim maddi durumumuz o kadar da elverişli olmadığı için babama her canının çektiği şeyi söylemezdi. Bir gün annem dayanamayıp babamdan erik istemişti. Babamin o gün yüzü sebebi bilinmeyen bir nedenden beş karıştı. Annemin ısrarina dayanamayan babam paltosunu aldığı gibi evden çıktı. Aradan saatler geçmişti. Ancak babam hâlâ eve gelmemişti. Saatler birbirini kovalaya dursun sesi çok karmaşık gelen kapıyla adeta fantezilerini yaşar gibi kapıyı çalıyordu... Babam gelmişti. Annem sezmiş olmalı ki beni öpüp odama gönderdi gitmek istemiyordum. Çünkü her an birşey olabilirdi. Zorla da olsa odama gittim. Odam kolidorun başında olduğu için dediğim gibi yüzyılın icadı olan kapı deliğinden olan bitten herşeyi izleyebiliyordum. Babam içeri girdi bırakın elinde erik getirmeyi suratının belli yerlerinde ruj izleri vardı. Annem olan bitene anlam veremiyor babama acınası gözlerle bakıyordu. Kapının önüne dikilmiş annemi babam omuzundan tutup salona sürükledi. Gözlerim dolmuş olan biteni izlerken... Odadan gelen kemer sesiyle irkildim. Elime geçirdiğim herhangi bir cisim ile kapımı açtım. Salona koştum. Annem yerde ağzı yüzü morarmış bir biçimde yatıyordu. Babam beni görünce iki adım geri gitti. Annemin kafasını dizime koydum. Gözümden düşen gözyaşları annemin saçlarına düşüyordu. Babama attığım bakıştan olucak ki (!) ağır adımlarla salondan çıktı. En son duyduğum ses çelik kapının kapanış sesiydi. Annemle iletişim kurmaya çalışıyordum. Ama sanki bilinci yerinde değilmiş gibi sadece ağzını yavaş bir biçimde oynatıyordu. Yavaş yavaş doğrulmaya çalışan anneme yavaşca kulağına fısıldadım:

"Sakin ol. Ben yanındayım. Eğer seninde korku tüm bedenine işlediyse sarıl bana koruma sırası bende..." Annem ağır bir şekilde gözlerini araladı. Gözünden düşen gözyaşı yüzündeki sıyrıkları ıslatıyor bir yandan acının tatlı tebessümü gibi gülüyordu. Elimi sımsıkı tuttu. Gözlerini kapattı. Aradan on dakika gibi bir süre zarfı geçti. Annemin kafasını hafifçe tutup yere koydum. Annem hiçbir tepki vermeden öylece durdu. Annemin tuşlu olan telefonundan bir yerlere girdim. O an annemin tek yakın arkadaşı yani mertin annesi selini aradım. Aramızda geçen konusma şuydu

Selin teyze annem yerde üzgün üzgün yatıyor. Annemin yüzüne makyaj yapmışlar. Ama sadece annem seviyo diye moru ve kırmızıyı kullanmışlar. Annem bu yüzden yerde ağlayarak yatıyor. Yardım eder misin?

Selin teyze: makyaj mı? Tatlım emin misin? Hımm demek makyaj... Annene telefonu ver bakalım ben ona kim makyaj yapmış öğreniyim dedi. Telefonu anneme verdim. Sonra olanlar belliydi; selin teyze geldi. Mertle biz onun anneannesine gittik. Annem sanırım sanırım bir süre hastanede kaldı. Vee evet... Kardeşim ölmüştü. O gün annem sadece sarılmakla yetinmiş ve kulağıma bir kaç bir şey fısıldıyordu.

Mavi canım kızım... Geçen gün söylediğin gibi korkuyorum. Bana sarılıp yardımcı olur musun? Bunları söylerken ağlıyordu. Cevap vermeden sımsıkı sarıldım. Aradan 2 yıl gibi bir süre geçti. Ben babamın kardeşimi öldürdüğünü tabi ki de bilmiyordum. Annem doğum gününde nasıl bir hediye istersin diye sorduğunda durup babamı demiştim. Annem donuk bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Annem hafifçe gülümseyerek "Özledin mi" diye sordu. Başımı tereddüt eder gibi evet anlamında salladım. Annem "Peki o zaman. Benim canım kızım ne isterse o..." demişti. Annem akşamüstüne doğru telefonunu eline aldı. Bir kaç numaraya bastıktan sonra onu babamı aradı. Evet çok net söylediklerini duymassamda bi iki cümlesinde "Mavi seni özlemiş görmek istiyor" dediğini duymuştum. Karşı taraftan olumlu cevap gelmiş olacaktı ki annem peki o zaman gelince ara dedi. Bana doğru döndü. Mutlu bir biçimde doğum günü hediyen yolda hadi bakalım dedi. Hafif heyecanlı o günü bekliyordum. O yarım saattir babam dediğim şahısın yerini bile seçmiştim... Baş köşeydi. Tüm konuklar gelmiş bense sadece babamı istiyordum. Kalbim aynı şuan olduğu gibi heyecendan çarpıyordu. Ama... Gelmedi. Annem bilmediğim bir kaç küfürü sıralıyor bense hala salak gibi babamı bekliyordum. Annem kafamı göğsüne bastırdı. "Kızım baban gelemiyor. Çok acil bir işi çıkmış." dedi. Diyemedi yeni karısına doyamamış o yüzden senin doğum gününe gelemedi diye.

****

Burda noktalayalım. Sizce bölüm nasıldı?bu bölümle alakalı cümlelerinizi yazarsınız bir sonraki bölümdeilk onu paylaşıcam. Takipte kalmayı unutmayın^)))

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.