Başımın arkası gittikçe ağrıyor ayakta kalacak hal bırakmıyordu. Sendeleyerek arkamdaki sandalyeden destek aldım. Hafifçe gözlerimi kapadım. Aklımdan geçen ihtimallerin gerçeklik payını düşündükçe kendimi daha da çaresiz ve yorgun hissediyordum. Gözlerim kapalı bir iki saniye geçti geçmedi sanki ensemden biri homurtulu bir şekilde nefes alıp veriyordu. Gözlerimi açtım fakat benden başka kimse yoktu olamazdı. Telefonun ekranını kapattım. Derin bir nefes aldım. Çocukken kendimi kötü hissetiğimde annemin yanına koşar sımsıkı sarılırdım. Birgün annemin söylediği şu sözler geldi aklıma:
Tarih 13.09.2001
Şiddetli bir sonbahar akşamıydı. Simsiyah bulutlar yerini şimşekle, yağmura bırakmıştı. O zamanlar maddi durumumuz iyi olmadığından odamda kel kör bir yatak, başucunda pek de sağlam sayılmayan bir dolap vardı. Ha bir de annemin öve öve bitiremediği tarihi eser bi halı vardı. Gök gürüldedikçe nerdeyse boş sayılan odamda sesler o duvardan diğerine çarpıyordu. Hızla annemin odasına yöneliyordum ki annem tam karşımda elinde su bardağıyla uykulu gözlerle bana bakıyordu. Koşarak ona sarıldım. Korkudan boncuk boncuk terliyordum ki annemin şu sözüyle kendime geldim:
Güzel kızım anlıyorum. Bu ses seni korkutuyor. Ancak bu korku eğer tüm bedenine işlediyse o zaman güç gökgürültüsünün elindedir. Ve o bundan keyif duyar. Sen ne kadar korkarsan o daha şiddetli gösterir gücünü... Ama eğer olurda korku tüm bedenine işlerse bana sarıl ben seni korurum." demişti. Ama şuan o yanımda değil. Keşke keşke... Annem yanımda olsaydı. "Belki, belki bir duş rahatlatabilir" diye geçirdim içimden.
Yavaş adımlarla duşa yöneldim.
****
Duştan çıktığımda kendimi arınmış gibi hissetsemde duvarların, kapıların, ahşaptan olan yerler sanki beni izliyorlardı. "Hayır mavi kendine gel. Kimsenin seni izleme gibi fantazisi yok, en azından öyle umut ediyorum" derken telefonumun titrediğini farkettim. Bilinmeyen numara arıyo olabilir miydi? Bedenim kaskatı kesilmiş, pür dikkat telefona bakıyordum. Bi cesaret yürüdüm. Ama bedenim bir iki adımdan daha fazlasına izin vermiyordu. Telefonu elime aldım. Arayan... Ohh arayan en yakın arkadaşım Mert' di.- Hayır hayır düşündüğünüz gibi bir sey yok. Mert cidden arkadaşım.Niye kızardım ben?! Neyse devam ediyorum- O an niyeyse telefonu kapattım. Açıpta üzerim bornozlu saatlerce mertle konuşamazdım. Üzerime rahat birşeyler geçirip kendimi yatağın üzerine attım. Whatsapp' a girdim. Mert yazmıştı:
Mert: Ya kızım bir kere de aç şu telefonu
Mert: acill konuşmamız lazım
Mert: betül ayrılmak istediğini söyledi kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
Ayyy çok üzüldüm. Ayrılmışlar... Adında bile hâyır yok ki kızın. Aman banane
***Görüldü***
Telefondan playlistimi açtım. Tahmin ettiğiniz gibi ibrahim tatlıses tamam aşkım açıp son ses dinlemeye başladım. Evettt artık moodumu yakalamıştım. Yarı uyuklayarak yarı müzik dinleyerek saatlerce yatakta hareketsiz bir şekilde kalmışım. Telefonum %5 şarj uyarısı geldiğinde ekrandaki saatte ne ara gibi bi bakış attıktan sonra kulaklıkları çıkarttım. Yavaş adımlarla mutfağa yöneldim. Dışarıdaki sokak lambasının içeriye vuran loş ışığı kasvetli bi ortam yaratıyordu. Kapının önünde bi çift kavga ediyorlardı. Şu yüzyılin icadı olmalıydı kapı deliği... yirmi sekizli yaşlarında, uzun boylu, kızıla kaçan saçlarıyla kestane rengi gözleri adeta birbirini tamamlıyordu. Yanındaki kadın sanırım yirmi beşli yaşlarda oğlana göre biraz kısa, koyu renkli saçları kişiliğini yansıtıyordu. Kadın bas bas bağırıyordu:
O kadar insanı hiç düşünmedin dimi?!
Onların da bi ailesi olduğunu... Ben buna daha fazla ortaklık edemem etmiycem.
Adam donuk gözlerle kadına bakıyor,
Ne yapmak istediğine sanki anlam veremiyordu. Kadın arkasına döndüğünde adam kadının saçından tutup ağzını kapattı. Benim bildiğim apartman deposu denilen yeri açıp kadını fırlattı. Çığlık sesleri apartmanı inletirken kimse kapıyı açıp adama tepki göstermedi. Onlara her ne kadar istemesemde bende dahildim. Ağzım açık olanları izliyordum ki o anda elimden hicbisey gelmediğini fark edip bir iki adım geriye doğru adım atıp kapıdan uzaklaştım.
****
Umarım begenmissinizdir. Mertle alakalı düşünceleriniz neler? Bende merakla yorumalarınızı bekliyorum:)))
