Ben başımı evet anlamında salladım. Mert telefonuna yöneldi. Eline aldı. Bana göz kırparak evden çıktı. Soğuk betonun üzerinde öylece oturup boşluğa daldım. Öylece çaresiz oturduğum yerde söylenene göre on dakika sonra neler olucağını bekliyordum. Derken apartmanın içini inanılmaz büyük bir ses kapladı. Ancak ayağa kalkacak mecalim yoktu. Aynı ses ikinci kez yankılandı. Önümdeki sandalyeden destek alarak ayağa kalktım. Kapı deliğinden bakıyordum ki... Depo kapısı ardına kadar açık, garip bi varlık benim kapım ile binanın dış kapısı arasında bi ileri bi geri gidiyordu. Üç beş defa daha aynı haraketi tekrarladıktan sonra bi anda durdu. Durduğu sırada elektrikler gelip gidiyor korku filmlerini aratmıyordu. O kimliğini tespit edemediğim varlık tahmin edeceğiniz üzere benim kapımın önünde durdu. Sanki kapı deliğinden beni görebilecekmiş gibi uzun uzun baktı. Bu gözler tanıdık geliyordu. Kestane... Bir iki saniye bakışmanın ardından işaret parmağını kapı deliğine sürdü. Kapı deliğine sürdüğü şey kırmızıydı. Ama ne olduğundan tam emin değilim. Evdeki elektrikler gitmişti. Tempolu adımlarla arkamı döndüm. Telefonumu bulmaya çalışıyordum bu karanlıkta. En sonunda buldum.İki saniye boş boş ekrana baktıktan sonra tuş kilidini açıp Mert' i aradım. Telefon ikinci çalışımda açıldı. Mert alay eder bir sesle Ya kızım gideli daha on beş dakika oldu. Şimdiden mi özledin? Sadece sustum. Mert tekrardan seslenince hıçkırmaya başladım. Mert sesini ciddileştirerek Mavi n'oldu güzelim niye ağlıyorsun sesi oldukça endişeliydi bunları söylerken. Ben:Mert korkuyorum. Kapının önünde biri var. Ama ama kim bilmiyorum. Mert çok korkuyorum. Mert kısa bir sessizliğin ardından Ah kızım ahh!! Dedim sana gitmiyim diye. Tamam beş dakikaya oradayım kapatma telefon açık kalsın dedi. O bir yandan koşturuyor bir yandan sorular soruyordu Kim? yüzünü görebildin mi? Ben sadece ağlıyorum ve eğer birşey olucaksa da Mert gelmeden olmaması için dua ediyordum. Mert Güzelim sakin ol. Buradan bina gözüküyor. İki dakikaya oradayım. Apartmana giriyim mi veya balkondan alıyım mı seni? derken elektrikler geldi. Telefonu yere firlattıktan sonra kapıya koştum. Kapının önündeki varlık yukarı katlara doğru çıkıyordu. Mert çaresizce telefonu bıraktığım yerden bağırıyor Mavi orada mısın? Mavi bisey mi oldu? Yaa mavi cevap versene!? Eğer eğer sana birsey olursa yaşayamam bunları söylerken ağlıyordu. O sırada dış kapı açıldı giren Mert di. Kapıyı hızla açıp boynuna atladım. Tir tir titreyen bedenimi öylece sarıp sarmalıyordu. İkimizde ağlıyorduk. Normalde
Mert' i hiç ağlarken ve bi o kadar da endişeli görmemiştim. İkimiz o an sarılırken ayağıma ıslak birşey değdiğini farkettim. Yere baktım. Yerde... Yerde kan vardı!? Çok fazla olmasada bir çay bardağının dibi kadar kan vardı. Mert le ikimiz öylece bakakaldık ki merdivenden ayak sesleri duyuldu. Acaba? Acaba az önceki varlık mıydı? Merti tereddütsüz bir şekilde içeri çektim kapıyı kapattım. Mert olan bitene anlam veremiyor sadece sımsıkı elimi tutuyordu. Pür dikkat odaklanmış acaba kim diye bakarken... Gelen... Mert' in çok sevdiği az önceki adam geliyordu. Kapıyı açtım ardımdan mert geldi. Adam korkulu gözlerle ikimize bakıyordu. Sanırım dedi. Sanırım şartel attı. En iyisi ben bi bakıyım. Biz hiçbir cevap vermeden kapıyı kapattık.
****
#HEPIMIZKAPIDELIGIYIZ
#MERMAV