İçeriğe geç

Luce -Jenlisa-

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Luce -Jenlisa-

Bölüm 19

Aşkla Biten Kaygılar

Jennie'nin bakış açısından.

Lisa ile birlikte Jeju Adası’nın gözden uzak, deniz kıyısındaki o küçük ahşap villasına kaçmıştık. Ne telefonlar, ne ailelerimizin üzerimizdeki o ağır baskıları ne de başkalarının gölgesi vardı burada. Sadece biz ve dalgaların sesi.

Sabahın ilk ışıkları yatak odasının ince tül perdelerinden süzülürken gözlerimi açtım. Lisa hâlâ mışıl mışıl uyuyordu. Bir kolunu belime dolamış, yüzünü boynumun çukuruna saklamıştı. Düzenli ve sıcak nefesi tenime çarptıkça içimi eşsiz bir huzur kaplıyordu.

Yavaşça dönüp parmak ucumla alnına düşen saç tutamını geriye ittim. Güneş ışığı esmer teninde parıldıyor, onu her zamankinden daha masum ve güzel gösteriyordu. Dokunuşumu hissetmiş gibi hafifçe mırıldandı, gözlerini aralamadan kollarını belimde daha da sıktı ve beni kendine çekti.

"Günaydın prenses," dedi, uykulu ve boğuk sesiyle.

Gülümsemeden edemedim. Eğilip burnunun ucuna küçük bir öpücük kondurdum. "Günaydın Manoban. Uyan artık, deniz bizi bekliyor."

Gözlerini yavaşça açtı. O sıcak, kahverengi bakışları doğrudan gözlerime kilitlendiğinde kalbimin ritmi her zamanki gibi şaştı. "Deniz bekleyebilir," diye fısıldadı. Eğilip dudaklarını dudağımın kenarına, ardından çeneme ve boynuma kondurmaya başladı. Sabahın o mahmur anında dudaklarının sıcaklığı tenimde süzülürken kıkırdamama engel olamadım.

"Lisa..." dedim nefes nefese bir sesle, parmaklarımı omzundaki yumuşak tenine bastırarak.

"Efendim?" dedi, boynumdan ayrılmadan. Dudakları tenimi yakarken elleri belimden yukarı süzülüp sırtımı kavradı. Beni tamamen altına alacak şekilde üzerime doğru kaydı.

"Çok tehlikelisin." diye mırıldandım, kollarımı boynuna dolayarak.

"Sadece sana karşı böyleyim." dedi ve bakışları koyulaşarak doğrudan dudaklarıma indi.

Bizi çevreleyen tüm o gürültülü dünyadan uzak, bu sessiz odada onunla olmak tarifsizdi. Lisa eğilip dudaklarını benimkilere bastırdığında, barışmamızdan beri içimizde biriken o yumuşak tutku yeniden alevlendi. Öpücüğü acelesiz, derin ve son derece şefkatliydi. Her bir dokunuşunda bana ne kadar değerli olduğumu, beni ne kadar çok sevdiğini hissettiriyordu.

Öğleden sonrayı villanın hemen önündeki gözlerden uzak, özel kumsalda geçirdik. Dalgalar ayaklarımıza vururken el ele sahilde yürüdük, çocukça su savaşı yaptık. Yıllardır Kim Holdings'in o buzdan kraliçesi rolünü oynamaktan yorulmuş ruhum, Lisa’nın kahkahalarıyla yeniden can buluyordu.

Akşamüstü güneş turuncu ve mor tonlarıyla denizin üzerinde batarken, bahçedeki ahşap verandada yan yana oturduk. Lisa arkamdan sarılmış, çenesini omzuma yaslamıştı. İkimiz de üzerimize aldığımız yumuşak battaniyenin altındaydık, elimde sıcak çayım vardı.

"Şu an ne düşünüyorsun?" diye sordu Lisa, kulağımın hemen arkasına yumuşak bir öpücük bırakarak.

Başımı onun göğsüne doğru iyice yasladım. Kalp atışlarını sırtımda hissedebiliyordun. "İlk defa geleceğe dair bir korku hissetmediğimi düşünüyordum." diye itiraf ettim. "Yıllarca hep üzerimdeki beklentileri karşılamaya çalıştım. Ama senin yanındayken sadece kendim olabiliyorum."

Lisa sarılışını daha da sıkılaştırdı. Parmaklarını parmaklarıma kenetledi. "Bundan sonra nerede olursak olalım, ben hep senin sığınağın olacağım Jennie. Söz veriyorum. Seni hiç kimsenin ve hiçbir şeyin üzmesine izin vermeyeceğim."

Dönüp yüzüne baktım. Alacakaranlığın ışığında gözlerindeki o katıksız sevgiyi ve kararlılığı görmek içimi sıcacık yaptı. Eğilip dudaklarını bu kez nazikçe tuttum. Deniz rüzgarı saçlarımızı savururken, o ıssız kumsalda zaman durmuş gibiydi.

Gece olduğunda, verandanın ışıklarını kapatıp yıldızların altında, sadece birbirimizin nefesiyle baş başa kaldık. Bu tatil sadece bir kaçış değildi; birbirimize kayıtsız şartsız ait olduğumuzun en güzel, en romantik kanıtıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.