Lisa'nın bakış açısından.
Koridorun ortasında, yerlere saçılan o lanet kağıtların arasında tek başıma kalakaldım. Jennie’nin arkasını dönüp giderken gözlerinde gördüğüm o hayal kırıklığı... Göğsüme saplanan en ağır darbeydi. Bana bakarken ördüğü o buzdan duvarlar yeniden yükselmiş, beni tamamen dışarıda bırakmıştı.
Irene ise köşede, kusursuz bir heykel gibi dikilmiş, eserini izliyordu.
"Bunu neden yaptın?" dedim, sesimdeki öfkeyi kontrol etmekte zorlanarak. Yere saçılan belgeleri toplama gereği bile duymadan doğrudan Irene’in üzerine yürüdüm. "Ailelerimizin arasındaki o eski pisliği Jennie’ye ne hakla anlatırsın?"
Irene bir adım bile gerilemedi. Yüzüne yerleştirdiği o yapmacık, sinsi tebessümle bana baktı. "Seni koruyorum Lalisa." dedi sesi inanılmaz bir rahatlıkla çıkarken. "Kim Holdings’in varisiyle romantik bir oyun oynamanın sonu senin için iyi bitmezdi. O kızın dünyası seni yutar."
"Benim dünyamın ne olacağına sen karar veremezsin." dedim dişlerimin arasından.
Irene adımlarını bana doğru attı. Yaklaştıkça aramızdaki mesafeyi tehlikeli bir şekilde kapattı. Sağ elini kaldırıp gömleğimin yakasına dokundu. Parmaklarını yavaşça yakamdan omuzlarıma doğru gezdirdi.
"O buz kraliçesinin peşinde koşmaktan yorulmadın mı?" diye fısıldadı. Başını hafifçe eğip gözlerimin içine baktı, sesi kulağıma bir yılan gibi fısıldıyordu.
"Seni hak eden biriyle olmalısın Lalisa. Yıllardır konseyi ben yönetiyorum, bu okulun en üstündeyim. Yanımda durursan, Kim Holdings’in de Manoban’ların da ötesinde bir güce sahip oluruz. Jennie sana sadece dert getirir... Ama ben sana istediğin her şeyi verebilirim."
Irene bana açıkça asılıyordu. Parmakları ceketimin kolunda süzülürken, beni etkilemeye çalışan o flörtöz tavrı midemi bulandırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Elini sertçe itmek için hamle yaptığım an, koridorun başından gelen adım sesleriyle donup kaldım.
Jennie.
Unuttuğu çantasını almak için geri dönmüş olmalıydı. Koridorun başında durmuş, Irene’in eli benim omuzlarımdayken, yüzü yüzüme o kadar yakınken ikimizi izliyordu.
Jennie’nin gözlerindeki o yıkım, yerini saniyeler içinde alev alev yanan bir kıskançlığa ve öfkeye bıraktı. Çenesinin kasıldığını, ellerini yumruk yaptığını buradan bile görebiliyordum. Irene’in bana dokunması, ona söyledikleri yetmezmiş gibi aramızdaki o yakınlığı görmesi içindeki tüm fırtınayı körüklemişti.
"Jennie!" diye bağırdım, Irene’i sertçe geriye iterek. "Gördüğün gibi değil!"
Irene arkasını dönüp Jennie’ye baktığında yüzündeki zafer tebessümü daha da büyüdü. "Gördüğün gibi Jennie." dedi Irene, sesini Jennie’nin duyacağı şekilde yükselterek. "Lisa da zamanını kiminle geçirmesi gerektiğini çok iyi biliyor."
Jennie adım adım bize doğru yürüdü. Yüzündeki o soğukluk gitmiş, yerini saf bir meydan okumaya bırakmıştı. Kıskançlık krizinin eşiğindeydi ama Kim gururu tek bir damla gözyaşı dökmesine izin vermiyordu.
Irene’in tam karşısında durdu.
"Benim olan şeylere el uzatmaktan vazgeç Irene."
dedi Jennie, sesi koridorda bir kamçı gibi patladı.
"Konsey başkanı olman, bu okulun kraliçesi olduğun anlamına gelmez. Ve elini..." Bakışları Irene’in az önce bana dokunduğu omzuma kaydı.
"...sakın bir daha onun üzerine koyma."
Irene hafifçe kıkırdadı.
"Senin olan mı? Jennie, kız seni kandırdı. Ailesinin intikamı için yanındaydı. Hâlâ onu mu savunuyorsun?"
Jennie gözlerini Irene’den ayırıp doğrudan bana kilitledi. O koyu kahve gözlerdeki kıskançlık ateşi bana bakarken hafifçe yumuşadı ama hâlâ çok yakıcıydı. "Aramızdaki mesele bizi ilgilendirir." dedi Jennie, bir adım daha yaklaşıp elimi tutarak. Parmakları parmaklarıma kenetlendiğinde içimden devasa bir rahatlama dalgası geçti. "Ama senin bizim aramıza girmene asla izin vermeyeceğim."
Jennie beni kolumdan çekerek Irene’in yanından çekip aldı. Koridorda hızlı adımlarla yürürken arkamızda şok içinde kalan bir Irene bıraktık. Okulun arka bahçesindeki sakin koridora geldiğimizde Jennie aniden durdu ve beni duvara doğru itti.
"Şimdi dinliyorum Manoban." dedi nefes nefese. Yanakları kıskançlıktan ve öfkeden al al olmuştu. "Irene’in sana öyle dokunmasına nasıl izin verirsin? Ve o lanet belgeler... Bana her şeyi en baştan anlatacaksın."
Yüzündeki o tatlı kıskançlığı görmek, içimdeki tüm korkuları silip attı. İki elimle yüzünü kavradım. "O belgeler eski bir hikaye Jennie. Babalarımızın geçmişte ne yaptığı umurumda bile değil. Sana yemin ederim, sana olan hislerimin tek bir kelimesi bile yalan değildi. Irene ise sadece ikimizin arasını bozmaya çalışıyordu."
Jennie gözlerimin içine baktı. Gözlerindeki o kıskançlık ateşi yavaşça yerini aşka bıraktı. Başını omzuma yasladığında, kollarımı beline doladım. Irene bizi ayırmaya çalışırken, aksine birbirimize daha da sıkı kenetlenmemizi sağlamıştı.