İçeriğe geç

Lubo

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Lubo

Bölüm 2

Duygu karmaşası (Taslak bölüm)

Gizem, yer ve zaman fark etmeksizin boş zamanlarının çoğunu rock dinleyerek geçiren yinede kitap okumayı ve resim çizmeyi ihmal etmeyen 19 yaşında olmasına rağmen çizgi ve animasyon filmlerini büyük bir zevkle izleyen babasının diyişiyle çocukluğundan çıkamamış bir kız.Programına harfiyen uyması onun için çok önemliydi bu yüzden Güneş'in doğmasıyla beraber çantasını hazırlayıp erkenden yola koyuldu.Okula yürüyerek 30 dakikada gidebileceği yolu dar sokaklardan geçerek 15 dakikaya indirebilirdi. Kütüphaneye planladığından daha erken gidebilmek için dar sokaklardan ilerledi. Önüne bakmayan bir büyücü Gizem'e çarptı. Büyücü açıklama yapma gereği duyarak konuşmaya başladı: "Afedersiniz genç bayan benim yaşadığım yerde arkamı kollayan goblinlerim olurdu ama burda savunmasızım, arkama bakmadan ilerlemek tedirgin hissettiriyor" Gizem hayretle "Sizin goblinleriniz mi vardı?" diye sordu. Büyücünün cevap verme gibi bir niyeti yoktu. Gizem merakını gidermek için tekrardan sordu "Yaşadığınız yerde goblinlerin olduğunu söylediniz.Tam olarak nerede yaşıyordunuz?" Büyücü soruyu cevapsız bırakmadı: "Hatırlamıyorum sanırım başka bir gezegendi çok uzun zaman oldu. Yani olmamışta olabilir. Ne zamandan beri buradayım neden geldim bilmiyorum" Gizem soru sormaya devam etti. "Kalacak bir yeriniz var mı yoksa sokakta mı uyuyorsunuz?" Büyücü soruya soruyla cevap verdi. "Sana güvenebilir miyim? Söyliceklerimi kimseye anlatmaman gerekiyor" Gizem kafasını onaylar vaziyette salladıktan sonra kendisini bir baloncuğun içinde buldu.

(Bölüm taslaktan çıktığı vakit Gizem karakteri -kitabın işleyişi değişmezse- kaldırılacaktır)

"Kendi içimde verdiğim savaşa edindiğim hayat tecrübemle son veremeyeceğim. Yardıma ihtiyacım var. Kafamdaki karışıklığı çözmemde yardımcı olacak birisini bulmam gerekiyor. Yoksa savaşı kaybedeceğim. Beni anlayabilecek birisi yani bir kitabı fabrikada bulabilir miyim?" Lekelerim yüzünden beni dışlarlar mı? Bana saygı gösterirler mi? Ya beni sevmezlerse... İnsanlar karşısındakini tanımadan önce dış görünüşüne bakarak yargılıyor değil mi? Kitaplar içinde geçerli olmalı. Evet,benim kötü birisi olduğumu düşünecekler." Siyah kitap her ne kadar hata yapmaktan korksa da tek başına müdahale edemeyeceği bir savaşın içindeydi. Kendisine sinirli bir şekilde cevap verdi."Boşversene ihtimalleri düşündükçe hiçbir yere varamayacağım.Bugüne kadar düşündümde noldu? Hayatı suçlamaktan başka bir şey yapmadım" Siyah kitap fabrikaya gitmekten başka bir çözüm yolu bulamadı. Savaşı bitirmek için dışlanmayı göze alacaktı. Bu sırada işçi fabrikaya gitmek için hazırlanıyordu. Gizem'in doğum gününde hediye ettiği siyah renkli montunu giyip evinden çıktı. Telefonu çaldı, arayan kişi iş arkadaşıydı. "Sen aklını mı kaçırdın? Kitaplar yürüyemez,onlar canlı değil! Fazla mesaiye girdiğin için hayal görüyor olabilir misin? Hayır, hayır buna inanmamı bekleyemezsin. Kanıtın mı var? Herneyse fabrikada konuşuruz." İşçi, siyah kitabın fabrikaya gidiş biletiydi. Montunu arkasından çekip yere düşürdü ve cebine saklandı. İşçi yaşananlara anlam veremesede düşünecek zamanı yoktu. Otobüsü kaçıramazdı,aceleyle yola koyuldu.

Kitap halkı fabrikanın mestur yerlerinde yaşıyor,yakalanmamak için elinden geleni yapıyordu. Halk,birbirinden ayrılmak istemeyen sahipsiz kitaplardan oluşuyordu. Lubo her ne kadar satılmak istesede büyücü gelene kadar halkından ayrılamazdı. Büyücünün gelip gelmeyeceğide belli değildi. Lubo'nun lider olmaya alışması gerekiyordu. Carl kapıyı çalmadana içeri girdi. Soluk soluğa kalmıştı. "Efendim bir sorunumuz var" "Evet, dinliyorum." dedi Lubo yorgun bir şekilde. "İşçilerden biri canlı olduğumuzu öğrenmiş. Sorun şuki elinde kanıtlar var." "Halkın bundan haberi var mı?" "Sanırım yok efendim." "Ne yapman gerektiğini biliyorsundur." dedi Lubo, "Bu işi tek başına halletmeni istiyorum. "Ama efendim bizim bir ekibe ihtiyacımız var" Lubo'nun halkın arasında güvendiği bir tek Carl vardı, bu konuda onu zorlamalıydı "Senin yerine başka bir yardımcı mı bulmamı istiyorsun?" "Hayır" dedi Carl sesi neredeyse hiç duyulmayacak bir şekilde "O hâlde gerekeni yap " dedi Lubo, "Sana güveniyorum" "Başüstüne" dedi Carl, söyleyebileceği bir şey kalmamıştı.Carl ve Lubo odadan çıktı, yolda Matilda'yla karşılaştılar. Matilda pembe renkte Lubo'dan biraz daha ince bir kitaptı. Ağzı yüzü ayrı oynuyordu, sarhoştu, elindeki tutkalı sallayarak "Beyler akşam bara geliyor musunuz?" dedi. (Tutkalı içki olarak düşünebilirsiniz) Carl "Daha önemli işlerim var" dedi ve ordan uzaklaştı. Matilda dengesini yitirip yere düştü ve hiçbirşey olmamış gibi tutkalı içmeye devam etti. "O yapışkan sıvıyı benden uzak tut." dedi Lubo "Berbat kokuyor" "Ah hadi ama herkes sorunlarından kaçıp kafa dağıtmak ister" dedi Matilda "Bir lider sorunlarından kaçmaz. İzninle yeni yapılmış kitapları karşılayacağım." dedi Lubo Matilda'yı geride bırakarak. "İş dışında konuşacak zamanı bile yok" dedi Matilda kendi kendine. "Lider olmak bunu gerektiriyorsa olmasın daha iyi. Sahi bizim yöneticiye ihtiyacımız yok... değil mi? Ne de olsa her konu hakkında bilgi sahibiyiz." Matilda haklıydı ama ,sarhoş olduğundan olsa gerek kaçırdığı bir nokta vardı. Aynı konuda eşit bilgiye sahip olan kitapların anlaşmazlık çıkarması muhtemeldir çünkü herkes kendi fikrinin doğru olduğunu savunur. Bir lider olaya tarafsız bakar ve çoğunluğuda dikkate alarak doğru kararı seçmeye çalışır. Eğer halkı yönetecek birisi yoksa anlaşmazlıklar halkı gruplaşmaya iter. Gruplaşmalar tartışmaya tartışmalarda kavgaya dönüşür. Böylece halkı halk yapan değerlerini yitirmiş birbirine düşmancasına bakan bir avuç topluluk olurlar "Ama Lubo lider olmazsa..." diye düşündü Matilda "Halkından ayrılacağını söylemişti. Hayır,bunun olmasına izin veremem" Matilda tekrardan yere düştü ama bu sefer kalkmak için uğraş göstermedi. Farkında olmadan düştüğü yerde uykuya dalmıştı. Tutkal içmesinin esas sebebi sorunlarından uzaklaşabildiği rahat bir uykuydu. O çok sevdiği Lubo'nun çözemediği hiçbir sorun yoktu. Ona veya güvendiği herhangi birisine sıkıntılarını anlatabilirdi. İlerde sorunlarıyla karşılaştığında ne yapacağını kendisi de bilmiyordu. Tabii Matilda yapabileceği en kolay yöntemi seçmişti: Geleceği önemsemeden ânı yaşamak.

Her zamanki gibi tutkalını içer sabahı düşünmeden rahat bir uykunun keyfini çıkarırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.