İçeriğe geç

Lubo

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Lubo

Bölüm 1

İlk basımlar (Taslak bölüm)

Instagram: lubo.artist

İnsanlar ellerindeki cihazlara bakarak ilerliyorlardı. Kalabalık bi yerde olmalarına rağmen yalnızdılar. Tek dostları teknoloji olmuştu. Kitap fabrikasının üretimi gittikçe azaldı, artık kimse kitap okumuyordu. Onlar için bir zaman kaybıydı. Dijital kitaplara rağbet artmıştı, kimse yük olacak bir kitabı ordan oraya götürmek istemiyordu. Cihazlar onların yerine bile düşünecek hale gelmişken tarihe karışacak kitapların bi önemi kalmamıştı.
Yağmurlu bir sonbahar günüydü. Büyücü yolunu şaşırmış,kime gitmesi gereken yeri sorsa umursamadan çekip gitmişti. Barınacak yeri olmadığı için fabrikanın içine girdi.Kitapların burada olmasına şaşırdı. Onun geldiği yerde canlanmış büyücü kitapları yok satıyordu. Sihir yapmaya karar verdi "Zihinleri adeta ele geçirilmiş. Kitaplar onlara yol gösterecektir" dedi içinden. Fabrikaya sihir yaptı. Yapılan her kitap düştüğü kutudan kalkıp büyücünün yanına geliyordu. Lubo gözlerini açtığında kutunun içinden çıkamamıştı.Büyücü kutuda kalan tek kitaba bakıp "Ayaklarını kullanmak gerekiyor" dedi.Lubo ayak nedir bilmez boş boş büyücüye bakıyordu. Büyücü eline alıp "Şanslısın küçük dostum. Seni görmesem burada kalacaktın. Senin adın şey olsun... Şanslı, evet bu isim sana çok yakıştı." dedi. Fabrikada çalışan işçiler yemek molasından dönmüştü. Farkedilmek istemeyen büyücü, Lubo'nun sayfalarına canlı kitapların nasıl yaşadığına dair bilgileri yazarak ordan uzaklaştı. Lubo artık liderdi ve fabrikada yapılan bütün kitaplara göz kulak oluyordu. Bir işçi Lubo'nun kitaplarla konuştuğunu görünce şaşkına döndü. İşçilere durumu anlatınca keçileri kaçırdığını düşündüler.
Canlı kitaplar kameralara yakalanmayacak bi şekilde geceleri insanların evine giriyorlardı. Kimse bu durumu şüpheyle karşılamadı "Kitaplar ayaklanıp bizim yanımıza gelemez" dediler. Kitapların içeriğini merak edenler okumaya başladı ve kitap kokusu hoşlarına da gitmişti. Üretimler hızlandı en çokta sarı renkli "Kitaplar nasıl yaşar" kitabı satılıyordu. Tabi insanlar bunun masaldan ibaret olduğunu düşündü.

Kitap satışları arttığı için fabrikalar aralıksız çalışıyordu.Vidası gevşemiş makinelerden biri arıza yapınca kusurlu kitaplar üretildi.Kitapların geri dönüşüme atılması gerekiyordu. Siyah renkte bir kitap ilk önce kapağına sıçramış mürekkebe sonra yıpranmış sayfalarına baktı. Kutuya konmuş kitaplarda lekelerin olmadığını farkeden siyah kitap kendisinin bir "hata" olduğunu düşündü. İşçilerin aralarında konuştuklarını duymak için tezgahtan atladı ve bot giymiş bir işçinin arkasına saklandı.Geri dönüşüme atılacağını duyduğunda kaderine razı oldu ve yerine geri döndü. Kusurlu kitaplar tek tek atılıyordu. Sıra ona gelince gözlerini kapatıp "Hayata değer katacak bilgiler edinmediğim için hayatın bitmesi sorun olmayacak" dedi. İşçi,kapağındaki lekenin güzel bir resim çıkardığını görünce kızına vermek için cebine attı. Gece yarısı işçi evine döndü. Kızına sürpriz yapmak için siyah kitabı çantasına sakladı. Çantanın içi karanlıktı. Siyah kitap fermuarı açamayınca uyumaya karar verdi "Sabah olunca kaçacak bir yol bulurum" dedi içinden. İşçinin kızı Gizem,kütüphanede kitap okumak için okula erkenden gidiyordu. Okula gitmeden önce bilgilerini tazelemek için ders çalışmak gibisi yoktu.Gizem, güneşten önce güne başlıyor masa lambasını açıyordu. Çantasını açıp test kitabını aldı. Pencereye çıkan siyah kitabı farketmemişti bile. Siyah kitap güneşin doğuşunu ilk defa görüyordu.Yanmanın nasıl bir duygu olduğunu merak etti. Siyah kitap yanındaki güvercinle konuşmaya başladı. "Bir şeyi istediğimiz halde yapamıyorsak niçin yaşıyoruz? Güneş yanmam için doğdu. Güneş'e dokunduğum zaman doğma amacını yerine getiriyorum.Hayattan pek bir beklentim yok. Hayat benim ölmemi istemeseydi binlerce kitap arasından lekeli bir kitap olmazdım. Ben bir hatayım bunu kabullenmem gerekiyor. Yanıp kül olmam lekelerden kurtulmamı sağlayacak. Peki sen niye yaşamla mücadele veriyorsun?" dedi. Güvercin cevap vermedi ne de olsa düşünemeyen bir canlıydı. Siyah kitap istenmediğini düşündü. Güneş'i eline almak için uzandı.Güneş siyah kitabın dokunabileceği kadar yakın değildi. Dengesini yitirdi, pencereden aşağı düştü.

Siyah kitap gözlerini açtığında düştüğü yerden kalkmak için acele etmedi.Sırtüstü düştüğü çimenlerden yukarı doğru bakmak yeni şeyler deneyimlemek için mükemmel bir bakış açısıydı."İnsanlar güneşin doğuşunu seyretmek için zaman ayırmaz çünkü işleri çıkana kadar uyumanın veya telefonla uğraşmanın daha cazip olduğunu düşünürler.Telefonundan başını kaldırmayan ve yeni şeyler deneyimlemenin zaman kaybı olduğunu düşünen insanların zamanını değerli kılacak hiçbir uğraşı olamaz.Sanırım ben cahil insanlardan değilim.Güneş'i tutmaya çalışan birisinin zeki olması beklenemez ama bazı konularda bilgisiz olmam yazıların üstünü kapatan lekeli sayfalarım yüzünden. Kitaplar her konu hakkında bilgi sahibi ama benim gibi kusurlu kitaplar bilgiye olan açlıkla sınanmakta. Hayatın benden ne istediği umurumda bile değil,bilgisizlikle sınanmak istemiyorum" dedi içinden. Ölüm hakkında ki düşüncelerini değiştirmek için hayata bir şans tanıdı. Güneş'i eline alıp yanamayacağına göre hayatta kalması için bir nedene ihtiyacı vardı. "İstediğimiz halde ulaşamadığımız şeyler bizim gözümüzde kıymetlidir.Gökyüzü benim için çok değerli. Onu seyrederek hayata anlam katacak bilgiler edinebilirim" dedi. Düşünmek,siyah kitaba verilen en büyük nimetti.Düşüncelerle boğuşurken o kadar meşguldü ki pencereden düştüğünü daha yeni hatırladı. Elini koyduğu sayfaların yıprandığını farkedince ufak bir şok geçirdi,mahvolmuştu,hayata verdiği şansı geri almak istedi. Yıpranmaya alışık olduğundan acı çekmiyordu ama bu sefer kullanılamayacak haldeydi. Gökyüzünü seyretmeyi bıraktı hayata dair umudunu da yitirmişti.Fabrikaya geri dönüp geri dönüşüme atılmasını,herşeyin olması gerektiği gibi sonlanmasını istedi. Siyah kitap,ilk defa "kararsızlık" duygusunu yaşadı. Düşünceleri yetersizdi, tedirgin olmaya başladı,sonradan pişman olmamak için en doğru kararı seçmeye çalışıyordu. Mürekkep kokan yıpranmış sayfalarını kim okumak isterdi ki? Yenilenmesi gerekiyordu,diğer kitaplar gibi olmak tek gayesiydi.

Siyah kitap değerli olmak istiyordu ama okunamayacak kadar yıpranmış ve raf süsü olamayacak kadar mürekkebe bulaşmıştı.Hayata,çektiği acılara rağmen bir şans tanımış bunun sonucunda hüsrana uğramıştı.Ölüm ve yaşam arasındaki çizginin öbür tarafına geçerken ölümün ne kadar acı verebilceğini düşündü."İnsanlar,geri dönüşüme atılırsam sayfalarımı makinelerle küçük parçalara ayıracaklar.Bu da yetmiyormuş gibi lekelerimden kurtulmak için tesislerde çeşitli işlemler geçirtip ruhumu parçalarımdan sökene kadar ıslatacaklar. Sayfalarım hamur kıvamına gelip hatalardan arındıktan sonra kağıt çeşitlerine göre ayrılmam için eleme aletlerine gireceğim. Bunun sonucunda doğaya katkı sağlamış olacağım çünkü kağıt ürünleri üretmek için zavallı ağaçları kökünden çıkarmak yerine hamurumu kullanacaklar. Yağmurun altında sayfalarım yumuşayana kadar ıslanmaktan daha hayırlı bir ölüm olacağı aşikar.İnsanlar,umarım beni hikaye kitabı yapmak için kullanır. Kitap olma amacını yerine getiren, insanlara kitap okuma alışkanlığı kazandıran ve güzel hikayeler barındıran bir kitap. Kitabın sayfalarında benim hamurum olacağı için Sadaka-i cariye yapmış olmaz mıyım?" dedi. Kendi sorusuna gülerek cevap verdi. "Hayır bu insanlara mahsustur. Benim iyilik yapmam gerektiğini ve bunun sonunda ödüllendirileceğimi söyleyen birisi olmadı.İyilik yapmam gerekiyorsa geri dönüşüme atılmam için hayat bana engel olmayacak. Geri dönüşüm kutusuna girip ölümü beklemek yerine fabrikaya gidip en başından olması gerektiği gibi hızlıca hayatıma son verebilirim." Söylediklerine kendisi bile inanamıyordu. Siyah kitap çaresizce düşünmeye devam etti."Yaşananlar fabrikaya geri dönmek için miydi? Parçalanmamı istemeyen bir işçi beni ölümün kucağından almışken ben onun iyiliğini boşa çıkartamam. Yaşanan hiçbir olay gereksiz değildir. Benim kaderim hiçbir bilgi edinmeden ölmek olsaydı hayat bunu en başında gerçekleştirirdi." Siyah kitap "kararsızlık" duygusunu yaşadığı için kendi içinde verdiği savaşa son veremiyordu. Diğer kitaplar gibi ciltli,renkli ve ışıltılı olmayabilirdi ama onu diğer kitaplardan özel kılan bişey vardı.Siyah kitap,işçinin kızı Gizem'e hediye edilmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.