İçeriğe geç

Lubo

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Lubo

Bölüm 3

Özür dilerim

"Daha yapacak çok işim var" dedi Lubo minik bacaklarıyla koşmaya çalışırken. "Bi de lider olmanın kolay olduğunu düşünüyorlar. Hiç te öyle değil." dedikten sonra suratında hafif bir gülümseme belirdi. "Damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış." Sonunda! Paketleme bölümüne varmıştı. Satılmak istemeyen başka bir deyişle paketleme bölümünden kaçan kitapları aramaya koyuldu. Kısa bir süre sonra makinenin arkasına saklanmış üç kitap gördü. "Bizi ele vermeyeceksin değil mi?" dedi Della korkmuş bir vaziyette. "Hayır buraya sizi götürmeye geldim." dedi Lubo. "Nereye gidiyoruz." dedi Drew, "Başka kitapların olduğu bir yere mi?" "Evet" dedi Lubo. "Della duydun mu, kaçak yaşamak zorunda değiliz?" dedi Oven neşeli bir şekilde. Della paketleme bölümünden kaçarken Drew ve Oven'la tanışmıştı. Şimdiye kadar tek başlarına yaşayacaklarını düşünüyorlardı. "Hey Della kararını verdin mi?" dedi Drew. İki arkadaş Della'yı bi bakıma liderleri olarak görüyordu. "Şey... sizin için bir sakıncası yoksa... gidebiliriz." dedi Della. "Vay be, yeni arkadaşlar edineceğiz!" diye bağırdı Oven. "Peki öyleyse yola koyulalım." dedi Lubo. "Efendim kitapların kullanabileceği bir taşıt yok mu?" dedi Drew. "Buraya yürüyerek geldiğime göre..." dedi Lubo. Oven ve Drew Lubo'ya kitap halkıyla ilgili sorular sorarken Della tek kelime etmemişti. Onun için önemli olan arkadaşlarının memnun olmasıydı. Kitap halkının olduğu yere geldiklerinde Della "İnsanlar burayı nasıl farkedememiş?" diye söylendi. Lubo yorgun olmasına rağmen enerjik bir şekilde konuşmaya çalışarak "Evet çocuklar burayı nasıl buldunuz?" dedi. Della yanındaki arkadaşların konuşmasına izin vermeyerek söze girdi. "Öncelikle biz çocuk filan değiliz. Kitaplarda yaş kavramı olmadığını biliyorsunuz değil mi?" Bir süre etrafına bakındı aydınlatmaları yetersiz buldu ve duvarlarda çatlaklar vardı. Şartlar ne olursa olsun göz ardı etmek zorundaydı çünkü yeni tanıştığı arkadaşlarından ayrılmak istemiyordu. Lubo'nun kaygı dolu bekleyişine son vermek için "Burası gayet güzel, iyi iş çıkarmışsın." dedi. Drew, Oven'ın ne soracağını heyecandan yerinde duramamasından anlamıştı. "Halı sahanız var mı?" dedi Oven yapılmış olmasına ihtimal bile vermeyerek. "Yıpranmış sayfalardan müessesemiz sorumlu değildir. " dedi Lubo. Oven'a ,ciddi olmadığını düşündüğü sorusuna, cevap vermeden önce bir kuralı ele almak istemişti. Kitapların yıprandığı zaman ,insanlarda olduğu gibi, yenilenebileceği bir hastane yoktu. Odalarında futbol oynamaya çalışsalar işler istediği gibi gitmeyebilirdi. "Hayır halk tehlikeli olacağından yaptırılmasını istemedi." Lubo Oven'ın sorusuna oldukça geç cevap vermişti. Della, Lubo'nun bir şeyler sakladığını düşündü, "Belki de sadece iyiliğimizi düşünüyordur" diye kendisine cevap verdi. "Burası bir çeşit otel mi?" dedi Drew. "Sığınaktan bir farkı yok" diye söylendi Della, "İnsanlardan öğrendikleri yetersiz olsa gerek yastıktan başka bir şey koyamamışlar." "Öyle de denebilir." dedi Lubo Della'nın söylediklerini duymamıştı. "Eğer başka bir sorunuz yoksa bu kattaki herhangi bir odaya geçebilirsiniz." "Şu mavi oda olsun" diye bağırdı Oven "Saklambaç oynamak için mükemmel bir ortam." Drew ve Oven'ın renkleri maviydi ve duvarın tonuna oldukça yakındı. Della menekşe rengindeydi, saklambaç oynadıkları zaman diğerleri gibi kamufle olamayacaktı. "Della, kararını verdin mi?" dedi Drew. Bu soruyu daha önce de sormuştu."Benim için uygun" dedi Della. "Senin için uygunsa benim içinde uygundur" dedi Drew kendi düşüncesinin hiçbir değeri yokmuş gibi. "Mutluluğumu anlatacak kelime bulamıyorum" dedi Oven "Sonunda! İnsanların bizi bulamayacağı bir yer." Lubo'nun daha fazla harcayacak zamanı yoktu. Della tam konuşacakken söze girdi. "Anahtarları danışmandan alırsınız. Kusura bakmayın yapacak çok işim var. İzninizle ben gidiyorum." "Görüşürüz." dedi Oven hemen arkasından "Kendine iyi bak." dedi Drew. Anahtarları alıp odaya geçtiler. "Bu hayatımın en güzel günü olacak" dedi Oven. Yapıldığı günden daha bir hafta geçmemişti. Della Oven'ın davranışlarını utanç kaynağı olarak görüyordu. "Della sen iyi misin?" dedi Drew yastığın üstünde dik durmaya çalışarak. Drew'i duymamazlıktan gelerek Oven'a doğru sinirli bir şekilde baktı. "Ne var?" dedi Oven "Kötü bir şey mi yaptım?" "Çocukmuş gibi davranmayı bıraksan iyi olacak" dedi Della "Halkın içinde bağırarak konuşamaz, kalabalığın arasında son sürat koşamazsın." Gerginlik yaşanmasın diye sorununu olabildiğince şakaya vurarak anlatmıştı. Oven Della'nın söylediklerine katılıyordu. Şimdiye kadar hiç olgun davranışlar sergilememişti. Della'nın haklı olduğunu söyleyip konuyu kapatabilirdi ama bu diğer davranışlarına da müdahale edileceği anlamına geliyordu. Oven tabiri caizse özgürlüğünün kısıtlanmaması için söze girdi: "Hayatı nasıl istersem öyle yaşarım..." "Arkadaşlar! Halkın içinde nasıl davranacağımızı biliyoruz herhalde" dedi Drew Oven'ın sözünü keserek "...ama merak etme kimseye rahatsızlık vermem." diye cümlesini tamamladı Oven. Della ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. Özür mü dilemeliydi yoksa konuyu daha fazla uzatmamak için susmalı mıydı? "Sessizlik hataların farkına varmak için en uygun andır." diye düşündü. Arkadaşları için değil, kendi hatasının farkına varmak için sessizliği bozmamıştı."Della adına senden özür dilerim." dedi Drew. "Sorun değil" dedi Oven "Lütfen beni değiştirmek için uğraş göstermeyin. Ben kendimim, olmak istediğim kişiyim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.