İyi Okumalar 🦋
__________________
~jeongin~
Alfam yüzünü yana doğru eğerek bana biraz daha yaklaştığında gözlerimi kontrol edemiyordum. Sürekli onun dudaklarına kayıyordu.
Biraz daha yüzüme yaklaştığında bu sefer bakışlarımı dudaklarına indirdim. Utançtan yanaklarımın kızardığına emindim ama ilk kez birini öpmeyi bu kadar çok istiyordum.
Aniden kulağıma telefonumun çalma sesi dolduğunda duraksayarak bakışlarımı kocamın gözlerine çıkardım ve hemen sonra eşofmanımın cebinde duran telefonu aldım.
Amacım sessize alıp kenara atmaktı ama arayan kişi annem olduğu için hemen cevapladım. Bugün annemi aramayı, onunla konuşmayı unutmuştum.
"Efendim anne"
"Oğlum, bebeğim biz senin kaldığın devlet yurdundayız. Burada Yang Jeongin diye birisi yok diyorlar."
Duyduklarımla gözlerimi sonuna kadar açarak öylece kaldım. Ne konuşabiliyordum ne de telefonu kapatıp fırlatabiliyordum.
Titreyen elimle tuttuğum telefonu kulağımdan uzaklaştırarak yanımda oturan Hyung'a baktım. Ben annemle babamın beni ziyarete geleceklerini asla süşünmemiştim. En azından gelirlerse bana haber verirler sanmıştım.
Elimle telefonun mikrofon kısmını sıkıca tutarak korkmuş suratıma anlamaz bakışlar atan alfaya baktım. Bugün üstüste yaşadığım stresler beni öldürecekti.
IN: "Hyung annemle babam gelmişt. Onlara yalandan kaldığımı söylediğim yurda gitmişler. Ama ben o yurtta değilim ki. Ne yapacağın şimdi"
En başından uydurduğum yalanın bir gün patlayacağını bilmeliydim. Alfam bir şey yok dermişcesine başını sallayarak elini sırtıma koyarak okşadı.
CB: "Onlara orada kalmadığını başka yerde kaldığını söyle. Adresi at gelsinler. Burada konuşup her şeyi açıklayalım"
Daha fazla telefonu bekletemeyeceğim için başımı hemen onaylar anlamda sallayarak telefonu tekrar kulağıma yaklaştırdım.
"A-nne sesim kırıldı sanırım. Şey ben o yurtta değilim. Size adresi atayım gelin yanıma olur mu?"
"Bize hemen adresi atıyorsun Jeongin! Ne işler çeviriyorsun sen kendi başına!"
Arkadan babam bağırdığında telefonu kulağımdan uzaklaştırarak dolu gözlerimi kırpıştırdım. Ailem asla bana bağırmazdı, kızmazdı...
Hemen telefonu kapatarak konumu anneme gönderdim ve telefonu koltuğa bırakarak ellerimi yüzüme kapattım.
Aileme yalan söyleyerek geldiğim bu şehirde birisiyle evlenip çocuk yapmıştım ve ailemin haberi yoktu. Onları yalanlarımla kandırdığım için kötü hissediyordum.
Üstelik ne tepki vereceklerini bilmiyordum. Onlara ne anlatacağımı da bilmiyordum. Böyle aniden kalkıp gelmeleri de beni geriyordu.
Dudaklarımın arasından küçük bir hıçkırık kaçtığında Changbin hyung kollarını belime sararak beni yavaşça kendisine doğru çekti.
Başımı göğsüne yaslayarak sessizce ağlamaya çalıştım..
CB: "Ağlama.. ben her şeyi halledeceğim söz veriyorum güzelim"
IN: "Ben bana haber vermeden gelmezler sanmıştım. Ne yapacağım şimdi.."
Ağlamaktan kısılan sesimle konuştuğumda hyung beni biraz daha kendisine doğru çekerek sıkıca sarıldı. Ona güvenmek istiyordum.. her şeyi halledeceğine inanmak istiyordum.
CB: "Haberlerde ismin vardı Jeongin.. hastaneden kovduğum doktor magazine satmış bilgileri"
Changbin Hyung'un anne ve babası geldiğinde de haberlerden bahsetmişlerdi ama tam anlayamamıştım. Artık her şey yerine oturmuştu.
Annem ve babam kesin haberlerde ismimi gördükleri için habersiz bir şekilde beni kontrole gelmişlerdi. Şimdi onların karşısına çıkıp tüm bunların doğru olduğunu nasıl söyleyeceğim onlara...
IN: "Ne yapacağım ki ben Hyung. Onlara söz verdim okuyacağıma dair. Şimdi her şeyi öğrenirlerse.. ben ne yaparım"
Belime sarılı olan ellerinden teki saçlarıma çıkarak orayı okşadığında ben de kollarımı onun beline sararak sıkıca sarıldım.
CB: "Ben her şeyi açıklayacağım bana bırak. Hem hala okuyorsun, hala onlar seninle gurur duyuyor buna eminim Jeongin. Sedece senin için endişelenmişlerdir"
...
Alfamın konuşmaları sayesinde biraz sakinleşmiştim. Sonrasında ise hemen elimi yüzümü yıkamıştım. Annemler geldiğinde ve beni gördüklerinde mutlu olduğumu bilsinler istiyordum.
Şimdi ise kapının önünde bekliyorduk araba sesi duyar duymaz kapıyı açalım diye. Ama ben o kadar stresliydim ki duyduğum her sesi araba sesine benzetiyordum.
Hyung kapıyı açmak için yeltendiğinde anlamıştım bu sefer gerçekten duyduğum sesin araba sesi olduğunu. Kendimi o kadar çok kasıyordum ki karnımın alt tarafında hafif sancı hissediyordum.
Kapı açılır açılmaz başımı dışarı çıkararak arabadan inen ikiliye baktım. Hava karanlık olsa da annemle babamı hemen tanımıştım.
Bize doğru yaklaştıklarında ikisinin de çatılan kaşlarını ve sert bakışlarını benim ve Changbin'in üzerinde olduğunu gördüm.
Ama saniyeler sonra annem adımlarını hızlandırarak kollarını belime sarmış ve bana sıkıca sarılmıştı.
Gözlerimden akan yaşları kontrol edemeyerek sıkıca sarıldım anneme. Bana ne kadar kızgın olsalar da hala beni sevdiklerini biliyor olmak az da olsa beni rahatlatmıştı.
"Bebeğim benim hadi Busan'a geri dönüyoruz. Okumanı istemiyoruz burada"
Annemin söyledikleriyle artık emin olmuştum haberi gördüklerine. Beni götürmeye çalışıyorlardı çünkü burada zorla olduğumu sanıyorlardı.
Annemin kollarından uzaklaşarak, Alfamın yüzüne kaşlarını çatarak bakan babama kısa bir bakış attım. Bir şeyler söylemek istiyordum ama ne diyeceğimi bilmiyordum.
CB: "Efendim içeri geçin istiyorsanız. Konuşalım"
Babam hemen başını hayır anlamında sallayarak bana doğru yaklaştı ve kolumdan tutarak beni kendisine doğru çekti.
"Gerek yok. Oğlumu almaya geldim"
Babamın aksine Hyung gerçekten sakin ve temkinli davranıyordu. Onun yüzüne bakmak rahatlamamı sağlıyordu.
CB: "Bence Jeongin sizinle gelmek istemiyor. En iyisi konuşmamız"
Babam bakışlarını bana çevirdiğinde dolu gözlerimle gözlerine baktım. Beni büyütmek için ne gibi zorluklar yaşadıklarını, kendilerini düşünmeyerek benim isteklerimi yaptıklarını biliyordum. Bu da çok canımı yakıyordu. Ama ben artık evliydim..
IN: "Lütfen konuşalım baba"
"Bak Jeongin bu adam seni burada zorla mı tutuyor? Tehdit mi ediyor umrumuzda değil. Biz seni her türlü koruruz bebeğim. Hamileysen de sorun değil korkma"
Annemin dedikleriyle ona sıkıca sarılarak ağlamaya başladım. Zaten onlara karşı suçlu hissediyordum. Böyle konuşmaları beni daha da duygulandırıyordu.
IN: "Lütfen içeri geçin anne. Sizinle konuşmak istiyoruz"
Israrlarımıza dayanamayarak sonunda ikisi de eve girdiğinde Hyung kapıyı kapatmıştı. Annem üzerindekileri çıkarırken babamın bakışları evde geziniyordu.
CB: "Salon şu tarafta"
Alfamın yönlendirmesiyle annemle babam yürümeye başladığında hemen Hyung'un yanına koşarak beline sıkıca sarıldım. Sırtımı "sorun yok" dercesine patpatlaması tekrar derin ve rahat bir nefes almamı sağlamıştı.
Annemle babamın karşısındaki koltuğa, alfamın yanına oturduğumda bu sahneyi artık ikinci kez yaşıyordum. İkimiz de ailemizden habersiz evlendiğimiz için sorun kendi kafamızda patlamıştı.
CB: "Ne kadar endişeli olduğunuzu bildiğim için hemen konuya geçeceğim. Sizlerle böyle tanışmayı hiç istemezdim. Keşke daha uygun bir zamanda tanışsaydık"
Koltukta azıcık kıpırdanarak alfama doğru yaklaştım. Ona ne kadar çok yakın olursam o kadar iyi ve rahat hissediyordum.
CB: "Jeongin'i burada zorla tutmuyorum. Böyle bir şeyi asla yapmam. Beni tanımıyorsunuz ama Felix'i tanıyorsunuzdur. Ben Felix'in abisiyim"
Bakışlarımı alfamın yüzüne kaldırarak dikkatlice baktım ona. Araya Felix'i sokması o kadar zekiceydi ki.. annemle babam Felix'i yakından tanıyor ve onu çok seviyorlardı.
CB: "Jeongin ile birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz Felix sayesinde. İlişkimiz O, Seul'e geldiğinde daha da derinleşti. Benden hamile kalınca da evlenmemizi ben istedim. Sizlere en uygun zamanda haber verecektik"
Utançtan başımı önüme eğerek ellerimi birbirine kenetledim. Onların yüzüne bakmaya o kadar çok utanıyordum ki... Ama bir yandan da anlaşmalı evlilik yerine böyle bilmelerine seviniyordum.
CB: "Jeongin'i çok seviyorum. Kendimden, her şeyden, herkesten çok seviyorum. Onu üzmeyeceğime, hep mutlu edeceğime, ona ve bebeklerimize iyi bakacağıma söz veriyorum"
Utançtan kızaran yanaklarımı umursamadan bakışlarımı hemen alfamın yüzüne çıkardım. Onun dilinden beni sevdiğini duymak kalbimin soğukta kalan kuş misali titremesine neden olmuştu.
Ama bu sözleri anne ve babamı inandırmak için söylüyordu...
"Bebeklerimiz?"
CB: "Jeongin ikizlere hamile. Bu yüzden sizden seçimimize saygı göstermenizi, onu üzmemenizi rica edeceğim"
Ben daha konuşulanlara alışamamışken üzerine bir yenisi daha ekleniyordu. Benim kalbim bu denli hızlı atarken, annemle babamın ne halde olduğunu tahmin dahi edemiyordum.
"Aman Tanrım bayılacağım"
___________________
Biz de ilk öğrendiğimizde bayılmak üzereydik. İki tane junior seo olacak çok heyecanlıııı
Tabi yazar piçlik yapmazsa 😈
Şaka şaka yazar soft ve sadece iyi son yazıyor



