İyi Okumalar 🦋
_______________
~jeongin~
Changbin hyung sayesinde ailem sakinleşmişti. Her ne kadar ben bir süre konuşamasam da sonralarda kendimi roparlamıştım.
Alfam biraz yalan uydurmuş olsa da bu yalanı annemle babamı rahatlatmıştı gerçekten. Üstelik anne ve babamı burada misafir olarak kalmalarına ikna etmişti.
Uzun süre sonra sabah uyandığımda annemi görecek olma heyecanıyla hızlıca pijamamı giyindim. Hyung da banyoda pijamalarını giyindikten sonra çıkmıştı.
CB : "Yüzün gülüyor bakıyorum"
Başımı hemen hızla onaylar anlamda salladım. Bana doğru kollarını açtığında bir an bile beklemeden koşarak kollarının arasına yerleştim ve sıkıca sarıldım ona.
IN: "Çok teşekkürler Hyung. Sayende ailem artık beni merak etmeyecek. Beni yanlış anlamayacaklar"
Kaslı kolları etrafımı sarıp, elleriyle sırtımı okşamaya başladığında kendimi tutamayarak esnemeye başlamıştım bile.
CB: "Ben bir şey yapmadım uykucu, senin ailen anlayışlı"
Başımı göğsünden kaldırmadan onaylar anlamda salladım. Ailem ben istiyorsam her kararıma saygı duyuyorlardı. Bu yüzden onları mutlu etmek istiyordum.
IN: "Hyung teşekkür ederim. Aileme anlaşma evliliği olduğunu değil de aşk evliliği olduğunu söylediğin için"
Sırtımda kıpırdayan eli duraksadığında dudaklarımı büzerek başımı kaldırdım ve çenemi göğsüne yaslayarak yüzüne baktım. Ne güzel uyumak üzereydim neden durdurmuştu ki hareketlerini.
CB: "Jeongin.."
İsmimi fısıldarcasına söylediğinde yüzünü de yüzüme yaklaştırmak adına başını bana doğru eğdi. Gözlerim siyah irislerine takılıp kalmıştı. Bakışlarımı ondan alamıyordum.
CB: "Bu evlilik en başından bir anlaşma evliliği değildi. Yani en azından benim tarafımdan"
Anlamadığımı belli eder bir şekilde kaşlarımı çattım. Sırtımdaki eli tekrar olduğu yeri okşamaya haşlamış, diğer eli enseme çıkarak oradaki saçlarımı okşamıştı.
CB: "Ben bu evliliğe asla anlaşma olarak bakmadım... bakamadım. Ha en başından aşk evliliği diyemem ama seni gördüğüm ilk gün senden hoşlandım. Tabii bu hoşlantı zamanla hiç tahmin edemeyeceğim bir şekilde büyüdü. Öyle büyüdükü ki ben bu hislerin yanında karınca misali küçülüp kaldım."
Sesli bir şekilde yutkunarak başımı salladım. Başımı ne için, neyi onaylamak için salladığıma dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece sallıyordum çünkü onun bana karşı olan aşk itirafına verecek hiçbir cevabım yoktu.
Oysaki hergün düşünmüştüm ona sevgimi nasıl söyleyeceğimi. Meğersem tüm bunlar sadece düşüncelerimde mantıklı geliyordu bana.
CB: "Yani ailene yalan söylemedim. Seni seviyorum Jeongin.."
Sona doğru sesi titrediğinde onun da ne kadar gergin ve heyecanlı olduğunu anlamıştım. Sırtımda ve saçlarımda dolanan dokunuşlarından cesaret alarak hala gözlerinin içine bakıyordum.
Benden bir cevap veklediğini biliyordum. Ben de ona cevap vermek istiyordum ama güm güm atan kalbim yüzünden öylece kalmıştım.
IN: "Hyung.."
Sesim saatlerce soğukta kalmışım gibi titremişti. Bu yüzden hemen dudaklarımı birbirine bastırarak sustum. Sanki konuşmaya çalışırsam ağlayacakmışım gibi hissediyordum.
Bugün benim için çok yorucu ve stresli geçmişti. Zaten duygusaldım ve şimdi sevgimi söylemeye korktuğum adamın beni sevdiğini öğrenmek daha fazla sarsmıştı beni.
CB: "Beni sevmek zorunda değilsin Jeongin. Benim sevgim ikimize de yetecek. Söz veriyorum seni asla üzmeyeceğim"
Dolu gözlerimi kırpıştırarak başımı hemen hayır anlamında salladım. Yüzüne bakabilmek için başımı kaldırıyordum. Bu yüzden boynum ağrımaya başlamıştı bile.
IN: "Hyung ben de seni seviyorum. Ben söylemeye korktum. Anlaşma evliliği dediğin için ben söylersem bana kızarsın diy-"
Alnını alnıma yasladığında cümlem öylece yarıda kesildi. Gözlerimin içine öyle derin bakıyordu ki yutkunamıyor nefes dahi alamıyordum.
CB: "Sana bir kez bile kızarsam, bir kez bile o güzel kalbini kırarsam, o gün kendi kafamı kırarım Omegam"
Söyledikleriyle dudaklarım istemsizce büzülmüştü. Karnımda iki tane bebek vardı benim. Duygusal olmam normaldi tamam mı?
Saçlarımda duran elini yanağıma doğru sürükleyerek tam gamzelerimin olduğu yeri okşadı. Gamzelerimi o kadar çok seviyordu ki onların yerini ezberlemişti.
CB: "Dolmasın o güzel gözlerin. Sen hep gül gamzelim"
Dudaklarımı biraz daha büzerek başımı yavaşça onaylar anlamda salladım. Ne kadar onu onaylasam da gözlerim hala doluydu. Ağlamamak için kendimi kasıyordum.
CB: "Gülümse bakayım"
Sanki emir almış gibi hemen gözlerimi kırpıştırarak büzülmüş dudaklarımı hafifçe kıvırarak gülümsemeye başladım.
Azıcık gülümsemem bile yanağımdaki gamzeleri gözler önüne sermişti. Alfam zaman kaybetmeden hemen başını eğerek yanağımda oluşan gamzeye hızlı bir öpücük bırakmıştı.
Bu hareketiyle istemsizce gülümsemem biraz daha büyüdü. Diğer yanağımdaki gamzeye de sesli bir şekilde öpücük bıraktı.
Seul'e ilk geldiğimde tek amacım istediğim ve emeklerimle kazandığım bölümü başarıyla okuyup bitirmekti. Kesinlikle biriyle anlaşma üzerinde evlenip, ikiz bebeklere hamile kalıp o adama aşık olmayı planlamamıştım.
Aniden yanağımda olan yumuşak ve sıcak dudakları dudağımın kenarında hissettiğimde gözlerimi sonuna kadar açarak donup kaldım.
Kıvrılan dudağımın kenarını öpmüştü. Alfam beni resmen gülüşümden öpmüştü.
Şaşkınlığım yavaşça dağılıp giderken gözlerimi titrek bir şekilde kapatarak dudağımın kenarına temas eden dudakları daha net hissetmeye çalıştım.
Saniyeler sonra sıcacık dudaklar tenimden uzaklaşmıştı. Lakin ben gözlerimi açmadım, açamadım. Bu anın bitmesini istemiyordum.
Gözlerimin hala kapalı olduğunu gören alfam, daha fazlasını istediğimi anlar bir şekilde tekrar üzerime doğru eğilmişti. Yaklaşan sıcak nefeslerinden burnumun dibinde olduğunu biliyordum.
Beline sarılı olan kollarımı omuzlarına doğru kaldırarak oraya daha sıkı sarıldım ve alfamın kollarının arasına biraz daha yerleştim.
Saniyeler sonra dudaklarımda hissettiğim hafif dokunuşlarla tırnaklarımı kocamın tenine bastırdım. Tepkimi ölçmek adına sadece dudaklarını hafifçe dudaklarıma bastırıyordu.
O kadar garip ve güzel bir duyguydu ki dudaklarının üzerinde sıcacık ve yumuşacık dokunuşlar hissetmek.
Bundan cesaret alarak titrekçe dudaklarımı aralamaya çalıştım. Bu hareketimi bekleyen alfam ise hemen dudaklarını dudaklarımın arasına yerleştirerek alt dudağımı kendi dudaklarının arasına almıştı.
Beni sert bir şekilde kendisine doğru çektiği için göğsüne biraz daha sokularak üst dudağına tutunmaya çalıştım dudaklarımla.
Alt dudağımı iki dudağının arasında sıkıca tutarak ileri, geri doğru emiyordu. Hareketlerine yetişmem adına yavaş olduğunu biliyordum.
Ama kalbim öyle hızlı atıyordu ki şimdiden nefessiz kalmıştım. Yine de onun dokunuşlarından güç alarak dudaklarımın arasında olan üst dudağını emmeye başladım.
Dudakları o kadar sıcaktı ki, sanki alev alev yanıyordu. Ve sıcaklığı her hareketinde daha da artıyordu.
Hareketleri saniyeler içinde hızlandığında kulağıma dolan şapırtı sesleriyle kalbim durmak, dizlerim titremek üzereydi.
Kalbimin hızlı atışları yüzünden her saniye daha da nefessiz kalıyordum ama o kadar güzel hissettiriyordu ki dudaklarımı öpüşü, nefessiz kalmak beni korkutmuyordu.
Sesli bir şekilde derince emdiği alt dudağımdan uzaklaşarak üst dudağımı dudakları arasına aldı. Hızlı hareketleriyle alt dudağına tutunmaya çalıştığımda artık fazlasıyla nefessiz kaldığım için tırnaklarımı omuzlarına daha sert geçirdim.
Bu hareketimle sanki beni anlamış gibi son kez üst dudağımı sesli bir şekilde emerek uzaklaştı. Dudaklarım boşluğa düştüğü an derin bir nefes almaya çalıştım.
Gözlerimi utançtan açamıyordum ama alnını alnıma yaslayarak nefesleniyordu alfam. Yanağımda duran elinin baş parmağıyla tenimi okşuyordu beni sakinleştirmek adına. Hala kalbim sırtımda atıyor, sesi kulaklarıma doluyordu.
Lakin dudaklarımda hissettiğim tat.. kesinlikle tarifolunamaz bir duyguydu. Bu her ne kadar hoşuma gitse de artık Hyung'un yüzüne utançtan bakamayacağımı biliyordum.
CB: "Dudakların da feromonların gibi çikolata tadıyor"
__________________
Şikleta çecuk congin 😋😋
Bu kitap ne zaman final olacak laaan yoruldum yazmaktan.
Dün bölümü düzenleyip atacak zamanım olmadı. Bugün de yetiştiremeyeceğim diye çok korktum 😭😭😭
Fobim: sizi iki gün yb’sız bırakmak




