İçeriğe geç

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 25 · 5 dk okuma

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 25

{25} Kalbini de ver

İyi Okumalar 🦋 ______________ ~jeongin~ IN: "Şimdi iki tane isim bulmam gerekiyor.. iki bebek için kıyafetler.. iki beşik.. her şey ikiye katlandı hyung.." Sanki bunlar benim için çok büyük bir dertmiş gibi konuştuğumda alfam gülümseyerek başını salladı ve sırtımdaki yastığı yavaşça düzeltti. Bunu yapmak adına üzerime doğru eğildiği için bu fırsatı değerlendirerek başımı kaldırıp alnımı göğsüne bastırdım. Hamileliğimi bahane ederek ona bolca sarılıyor, feromonlarını soluyor, dibinden ayrılmıyordum. Ama bu sadece bahaneydi. Ona yakın olmak çok iyi hissettiriyordu. Bana sarıldığında hiçbir korkum veya derdim kalmıyordu. Hiçbir şeyi kafama takmama gerek kalmadan hyung benim için her şeyi hallediyordu. CB: "Senin de iki kat daha fazla beslenmen gerekiyor" Yine konu bana geldiğinde yanaklarımı şişirerek başımı salladım. Birkaç gün hastane kontrolünde kaldıktan sonra durumum iyi olduğu için eve geçmiştik. Hala vücudum aniden çöküyordu ama artık sorunun ne olduğunu bildiğimiz için ona uygun ilaçlar alıyordum. Bu sayede her geçen gün vücudum daha da güçleniyordu. Hyung benim için dilimlediği elmadan uzattığında istemesem de ağzımı açarak yeme mecburiyetindeydim. IN: "Şimdi biri sağ tarafta diğeri sol tarafta mı Hyung? Nasıl sığıyorlar ki? Dar değil mi orası?" Ağzımdaki elmayı hızlıca çiğneyip yuttuktan sonra konuşmaya devam ettim. Günlerdir aklıma gelen her saçma soruyu soruyordum. Ve alfam asla bıkmıyor her seferinde aynı heyecanla karşılık veriyordu bana. CB: "Şu an o kadar minicikler ki orası onlar için en rahat yer. Hem büyüdüklerinde durmadan yer değiştirecekler, birbirlerini tekmeleyecekler. Şu an hareketsiz hallerinin tadını çıkar" Kocaman gülümseyerek uzandığım koltukta bakışlarımı karnıma indirdim. Minik bebeklerim belki de elele tutuşacaklar, birbirleriyle oynayacaklar orada. Çok güzel hissediyordum. IN: "Büyüdüklerinde nasıl sığacaklar ki oraya. Patlarım ben" Dediklerimle alfamı güldürdüğümde ben de gamzelerimi gösterecek şekilde gülmeye devam ettim. Hyung yanımdayken bilerek kocaman gülümsüyordum. Çünkü gamzelerimi çok sevdiğini biliyordum. CB: "İkiz bebekler normal bebeklerden küçük doğarlar. Yani ikisinin büyüklüğü bir bebeğin büyüklüğüne eşit olacak yaklaşık olarak. Tabii normal hamilelikten daha büyük olacak karnın ama patlamayacaksın merak etme" Hyung lafını bitirir bitirmez ağzıma portakal tıktığında konuşamadan hemen ağzımdaki sulu portakalı çiğnedim hızlıca. IN: "Hyung bana ikiz bebekler hakkında kitap al. Senin çok fazla bilgin var ama ben hiçbir şey bilmiyorum" Gülümseyerek başını onaylar anlamda salladığında ben de gülüşüne karşılık verdim. Lakin parmağı dudağımın kenarına doğru uzandığında gülüşüm öylece suratımda donup kaldı. Dudağımın kenarından akan portakalın suyunu parmağıyla silerek ağzına götürdü ve kendi parmağını yalayarak hiçbir şey olmamış gibi konuşmasına devam etti. Ben ise ağzım ve gözlerim sonuna kadar açılmış bir şekilde ona bakıyordum. CB: "Öyle bir kitap bulmaya çalışacağım. Ama sen istediğini bana sorabilirsin. Senin kitabın bile olurum" Duyduklarım tüm şaşkınlığımı alıp götürmüştü. Elimi ağzıma bastırarak kıkır kıkır güldüm. Changbin Hyung'u bir an kitap olarak hayal etmiştim. Öyle bile çok tatlıydı. IN: "O zaman Hyung sen bildiğin her şeyi ama her şeyi bana anlat tamam mı?" Beni hemen onaylayarak dilimlediği muzdan bir parça ağzıma tıkıştırdı. Ne kadar yeme isteğim olmasa da doktor Minho'nun dediklerine uyarak iyi beslenmeye çalışıyordum. CB: "Tek kese ikizler oldukları için aynı cinsiyete sahip olacaklar. Yani ikisi de omega olacak ya da ikisi de alfa..." Dudaklarımın arasından kısık bir "woah" çıkmıştı. Belki ikisi de birbirine o kadar çok benzeyecekti ki biz ayıramayacaktık bile. IN: "Ya biri alfa diğeri omega olursa?" Hyung hemen başını iki yana sallamıştı. Doktor bir eşinin olması çok güzeldi. İstediğin kadar soru sorabiliyordun. CB: "Tek kese ikiz demek, aynı yumurta ve aynı sperm demek. Yani aynı kromozomları taşıdıkları için farklı cinsiyete sahip olarak doğmaları imkansız" Başımı onaylar anlamda salladım. Kim bilir iki bebeğe bakmak ne kadar zor olacaktı. Ama bu beni korkutmuyordu. Dediğim gibi alfam yanımda olduğu sürece hiçbir şey beni korkutmuyordu. Hyung bu sefer dudaklarıma yine elma dilimi uzattığında yüzümü buruşturarak başımı hayır anlamında salladım. Kendimi zorlayarak yemiştim zaten ama artık devam edemeyecektim. IN: "Çok doydum artık yiyemeyeceğim" CB: "Bu son dilim gamzelim hadi" Yanaklarımı şişirerek istemesem de dudaklarımı araladım. Bana gamzelim diye seslenmesi hoşuma gidiyordu. Bana yaptığı her jest hoşuma gidiyordu. Changbin hyung fazlaca hoşuma gidiyordu.. ... Pijamamın düğmelerini ilikleyerek hemen yorganın altına girdim. O kadar soğuktu ki yatak ayaklarımı uzattığımda daha fazla üşüyordum. Çok geçmeden odamın kapısı açıldığında kocaman gülümseyerek yatakta popişimi kıpırdattım ve kanara çekerek alfama yer açtım. Hastaneden eve taburcu olduğum günden beri Changbin hyung yanımda uyuyordu. Bir şeye ihtiyacım olursa, kötü hissedersem diye.. Buna inkar etmemiştim. Yanımda uyuması hoşuma gidiyordu. Onun feromonları sayesinde hemen uykum geliyordu ve gece deliksiz bir şekilde uyuyordum. Üstelik kötü bir ürya görüp uyanmıyordum bile. Hem uyansam da kocamın kaslı kollarının arasında olduğum için hiç korkmazdım bence. Hyung yüzümdeki gülümsemeyi görünce kendisi de gülerek yorganı kaldırdı ve yatağa yerleştirdi iri vücudunu. Zaman kaybetmeden tekrar yatakta kıvranarak onun dibine kadar sokulmuştum. Yatağa ilk girdiğimde yorgan hep soğuk oluyordu ama alfamın tarafı hemen sıcacık olduğu için ona doğru sokulmayı seviyordum. CB: "Jeongin... çok tatlısın. Tırtıl gibi bi o tarafa bi bu tarafa kıpırdıyorsun" Benzetmesiyle kıkırdayarak göğsüne biraz daha sokuldum. Bu "hemen bana sarıl" anlamına geliyordu ve hyung bunu biliyordu. Zaman kaybetmeden kollarını etrafıma sarıp hafif feromon salgıladığında yanağımı göğsüne bastırarak gözlerimi kapattım. Eli nazikçe sırtımı okşamaya başladığında ise uyku saniyeler içinde vücudumu sarmıştı. Anlaşma ile evlendiğim birisine bu kadar bağlanacağım aklımın ucundan dahi geçmezdi. IN: "Hyung yarın okula giderken kitapçıya uğrayalım mı?" Hala bebek hakkında bilgim olmaması beni üzüyordu. Bu yüzden güzel kitaplar almak, daha çok bilgi edinmek istiyordum. Uyku beni eline geçirmeden sorumu sormuştum. Sırtımdaki el vücudumu ısıtırken aldığım feromonlar giderek daha da artıyordu. Başımı göğsüne biraz daha bastırarak derin bir nefes aldım. CB: "Uğrayalım. Yeter ki sen iste Jeongin. Senin için her şeyi yaparım, her şeyimi veririm sana" Dudaklarımı birbirine bastırarak sessizce gülümsedim. Changbin Hyung'un benim için her şeyi yapacağını biliyordum. Ama ondan çok şey istemiyordum. Sadece yanımda olması yetiyordu bana. Bir de.. IN: "O zaman senden bir şey daha isteyebilir miyim?" Yüzümü göğsüne biraz daha bastırdım ki sesim kısık çıksın. Hem beni duymasını istiyordum, hem de duymasın istemiyordum. Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum ama söylemek için de kendimi hazır hissediyordum. CB: "İsteyebilirsin tabii ki" Tek kolumu kaldırarak beline sardım. Bu hareketim sırtımı okşayan elinin duraksamasına neden olmuştu. Kalbim boğazımda atamaya başladığında cesaretimi topladım. IN: "Hyung bana kalbini de versen olur mu?" Söylediklerim heyecandan vücudumun kasılmasına neden olmuştu. İstemsizce onun beline sardığım kolumu da sıkıştırarak elimle pijamasını sıkıca tuttum. Sırtımdaki el tekrar orayı okşamaya başladığında rahat bir nefes almaya çalıştım ama bu mümkün değildi. Çok paniklemiştim. CB: "Onu seni gördüğüm ilk günden aldın benden zaten" _________________ Bugün kalbini isteyen, yarın götünü de ister. Kolla kendini Changbin 😘 Arkadaşşaklar no panik smut elbet yazacağım. Benim göbek adım alevli maviş. Bölümü düzenlemeden attım. Arada anlamsız cümleler olursa görmemiş gibi davranın sldösldöwlmdldd

Bölüm sonu

10 yorum