İçeriğe geç

LOSERS || Taegyu

Bölüm 6 · 9 dk okuma

LOSERS || Taegyu

Bölüm 6

Chapter 5

Every day is warm,

Every day is the same season

Boys don't grow up...

✧𓂃 🎨🪄˖ ࣪ 𖡼

"Ben yatıyorum Hyung." dedi Huening Kai hafif aralık kapımdan başını uzattığı sırada. Bizimkiler kutlama yaparken uyuyakalmıştım fakat sonrasında diğerleri bu günde uyumamam gerektiğini bahane ederek beni uyandırmış ve geç saatlere kadar evimden gitmeyip en sonunda yarın Taehyun'larda buluşmak için sözleşerek evimden çıktıklarında uykumu bir hayli kaçırmışlardı. Onlara kızgındım evet, çünkü beni uykumdan uyandırmışlardı.

"İyi geceler." diyerek ona gülümsediğimde aynı şekilde bana karşılık vermiş ve kapıyı benim gibi aralık halinde bırakıp odasına doğru ilerlemişti. Birkaç saniye sonra gelen sert seslerden dış kapıyı kilitlediğini anladığımda işime -önümdeki tuvale- geri döndüm.

Diğerleri gittiğinde Huening ile birazcık daha oturmuş sonrasında ise kalkarak odama gitmiştim. Fakat uyuyamamıştım. Eh, çareyi resimde buluyor oluşum ise bence artık şaşılacak bir durum değildi.

Taehyun'un canlı model çalışmasına geri dönerken detayları kaçırmamak için çektiğim resme bir bakış attım. Defalarca sildiğim yüz kısmına tekrardan dönerken Taehyun'un yüzündeki o bilmiş ifadeyi resime yansıtamamak sinirlerimi zıplatmama sebep oldu. Tekrar silip kalemimi elime aldığım sırada arkamdan duyduğum ses kaskatı kesilmeme ve kalemi yere düşürmeme neden oldu.

"Vahşi bir at çizdiğinde atı çizmesen bile vahşiliği kesinlikle göstermen gerekir Beomie."

Annemin ağzından duyduğum ses ile kulaklarımı kapatırken içimden ona kadar saydım ve sesin susmasını bekledim.

"Sen atı bile düzgün çizememişsin"

Aklımda dolanan sesi ile gözlerimi açıp tuvale döndüğümde resmettiğim yüz yerine annemi görmemle nutkum tutuldu. Derin derin nefesler alırken alnımdan akan soğuk ter damlaları pantolonumun üzerine damlıyor, annemin dudakları yavaşça oynuyor, duvarlar üzerime geliyordu. Kendimi kaybetmişliğimden annemin sesini bile duyamaz hale geldiğimde kendimi hızlıca odamın karşısındaki lavaboya attım ve soğuğa çevirdiğim musluğu açıp akan suyu hızlı hızlı yüzüme çarparken, dirseklerime ve enseme kadar ıslandım. Soğuk ellerimi enseme atıp kendime gelmeye çalışırken derin derin nefesler aldım.

Biraz daha iyi hissetiğim sırada odama geri dönüp yüzümü kuruladığımda açık pencereden odama esen rüzgar sırılsıklam olmuş tişörtüm yüzünden beni üşütürken dolabımın içerisinden yeni bir tişört alarak üzerimi değiştirdim. Tekrardan tablonun başına oturmak yerine elime telefonu aldığım sırada açık kalan ekranımda Taehyun'u gördüğümde adımlarım beni odamdan, küçük dairemizden dışarıya sürükledi. Telefonumu arka cebime attım ve Huening'in kilitlediği kilitleri teker teker açıp ayakkabılarımı ayağıma geçirerek evden dışarıya çıktım.

✧𓂃 🎨🪄˖ ࣪ 𖡼

İçimden bir anlığına kayan bir yıldızmışcasına gelen sesi dinleyerek Taehyun'un evinin önüne geldiğimde duraksadım. Bana söyleyeceği sözler, saydıracağı küfürler umurumda bile değildi şuan.

Gözlerimi kapatıp içimden ona kadar sayarak seslerin susması için yalvardım. Gözlerimi açarak çekingence zili çaldığımda kapının ardından birkaç hareket sesi geldi. Kapı değilinden bakan bir çift göz gördüğümde bir iç çekişi duydum ve ardından kapının açılmasıyla Taehyun çatık kaşları ve gecenin bu saatinde kapısına gelmiş olmamın getirdiğini anladığım bir sinirle "Beomgyu?" demesiyle moralimin bozulması gerekirken duyduğum tanıdık ses ile içime serpilen huzurla biraz olsun rahatladım. "Yine neyin tantanasını yapmaya geldin?" diye sordu fakat ne cevap verecek gücüm ne de ona laf yetiştirecek enerjim vardı. Kapıyı biraz daha açtığında duraksadım fakat bana attığı 'içeriye girmeyecek misin' bakışıyla beraber içeriye girdim ve kapıyı kapatmasıyla beraber bedenimi kapının yanındaki vestiyere yasladım. "Ne oldu" diyerek sinirle sorduğunda derin bir nefes aldım, "Taehyun... biraz" dedim. Birazdan söyleyeceklerime sabah deliler gibi piman olacağımı biliyordum fakat umursamadım ve gözlerine baktım, "biraz sarılabilir miyiz?"

Duraksadığını anlamamla beraber çaldığım kapının ve hissetiğim bu güvenin çok yanlış ve yalan olduğunu düşündüm. Kalbim anlamadığım bir şekilde kırılırken, boğazıma oturan yumruyla bedenimi geri çevireceğim anda beni şaşırtacak bir hareket yaptı ve sinirli yüz hatları yumuşarken onun ahenkli ve huzur dolu sesini duydum. "Gel buraya" diyerek bana kollarını açtığında onu bekletmeden kollarımı beline sardım, çünkü bekleseydim bana şımarık olduğumu söyleyeceğinden ve bana sinirleneceğinden adım gibi emindim.

"Annesinin altın çocuğu Beomie" diyen ses bu sefer annem dışındaki birinden geldi.

Neredeyse eşit olan boylarımızdan dolayı alnımı omuzuna yasladım ve çaktırmadan kokusunu içime çektim. Her zamanki temiz lotus kokusunun yanında aldığım hafif bira kokusunu bugün ki uysallığına saydım. Bir eli belime sarılırken diğer elinin saçlarıma çıkıp ve uzun tutamları güzel parmaklarıyla kavrayarak okşamaya başlamasıyla gözlerimin dolduğunu hissettim. Gözlerimi daha sıkı kapatıp tuttuğum kumaşı sertçe kavrarken sanki hissettmiş gibi sırtımı sıvazlayıp bel oyuntumu okşamasıyla anında hissettiğim yoğun sevgi dolan gözlerimden bir damlanın omzunu ıslatmasına ve kumaşın damlayı anında emmesine sebep oldu.

Kollarıma sarılı bedenin bir anda kasılmasıyla bunu asla beklemediğini anladım fakat elimden onu daha fazla şaşırtmak dışında başka bir şey gelmedi. Göz yaşlarım saniyeler içerisinde artarken birikmişliğin verdiği ağırlıkla daha fazla dayanamadım ve kendimi serbest bıraktım.

"Sshh" dedi saçlarımı daha sert kavrayıp aynı zamanda çok yumuşak hissettirerek, "ağlama" dedi fakat kollarında kendimi bulmamı, saatlerce orada durmamı istermişcesine daha sıkı kavradı beni. Göz yaşlarım omuzunu ıslatmaya devam ederken işin içerisine hıçkırıklarım da eklendiğinde saçlarımdaki ellerin enseme indiğini ve orayı okşadığını hissettim. "Ağlama Beomgyu" dedi bana mümkünmüşcesine daha çok sarılırken. "Lütfen" ondan çıkan buruk ses ile gözlerim büyürken saçlarımda hissettiğim hafif baskı ile ikinci şokumu yaşadım.

Ondan sonrasında ise ben susana kadar tek kelime bile etmedi fakat saçlarımı okşayan parmakları asla durmadı. Tek bir soru dahi sormadı fakat yinede saçına öpücükler kondurmaya devam etti. Yıllardır üzerimde yer edinmiş ağırlıklar bir bir üzerimden kalktı ve yerini Taehyun'un kollarında ki huzura bıraktı.

Omuzundan ayrılıp yüzüne bakabildiğim sırada hala kapının önünde dikildiğimizi ancak fark edebilmiştim. Oda benimle aynı şeyleri düşünüyor olacak ki "Gel, içeriye geçelim" dedi. Salondaki büyük koltuğa bağdaj kurarak otururken o ise salonla birleşik olan mutfağa doğru ilerledi ve elinde bir kupa su ve kağıt havlu ile geri döndü.

Suyu hemen yandaki sehpaya koyarken çaprazımdaki koltuğa oturdu ve peçeteyi bana uzattı. "Burnunu sil, yüzünü yıkamak istersen mutfağı kullanabilirsin" dediğinde gerçekten içten bir teşekkür ettim ve onun bunu anlamış olmasını umdum. Peçeteyi alıp ağlamaktan neredeyse aktı akacak olan burnumu güzelce sildim. Sehpaya koyduğu penguenli kupanın tatlılığına gülümserken onu avuçlarım arasında sıkarak sudan bir yudum aldım. Sanki kış ayında içtiğim sıcak kahveyle ısınmaya çalışırmışcasına kupayı iki elimle tuttum ve bağdajımın ortasına yasladım.

Peçeteyi bana uzattığından beri gözlerini bir saniye bile üzerimden çekmediğini hissettiğim Taehyun "Bir daha sakın ağlayayım deme Beomgyu, çok çirkin oluyorsun" dedi, beni güldürmeye çalışan ironik sesi anladığımda yüzümde büyük bir gülümseme oluştu. Benim gülümsemem ile birlikte onun yüzünde de hedefe ulaşmanın getirisi olduğunu düşündüğüm fakat gerçekten samimi hissettiren anlamlı bir gülüş oluşmasıyla bir kaç saniye gözlerine baktım ve gözgöze geldik. O an hiç bitmesin istedim.

Taehyun'un kolundaki saate baktığını ve bir iç çektiğini duydum. "Biraz uyumak ister misin" diye soran yumuşak sesini duymamla bugün aramızdaki birkaç buz dağının erimeye başladığını bilmem kaçıncı kez hissettim. Cevap vermeme bile izin vermeden ayağa kalktı ve "Sana rahat bir şeyler getireyim" dedi. Onun kalkmasıyla bende yüzümdeki kurumuş yaşların getirdiği rahatsızlık ile kupamı sehpaya geri kodum ve mutfağa doğru ilerleyerek akan su altında yüzümü defalarca kez yıkadım. Fakat gördüğüm yüz, duyduğum ses bir türlü aklımdan gitmiyor kendimi kirli hissetmeme ve defalarca soğuk su altında ellerimi ve yüzümü yıkamama neden oluyordu. Avucumun içerisine dolan sudan kendi yansımama baktım ve gözlerimi kapatarak gerçekliğe dönmeyi diledim.

Taehyun'un arkamdan gelip belimi tutarak beni dürtmesi ve adımı seslenmesi beni gerçekliğe döndüren şey olurken dakikalardır avucumdan akan soğuk suyla bütün vucüdumun titremesine engel olamadım. "Beomgyu" diyerek tekrar bana seslendiğinde gözlerimi avucumdaki yansımadan ancak ayırabilmiş ve kafamı Taehyun'a çevirmiştim. Elindeki bana getirdiği kıyafetleri küçük olan mutfaktaki yemek sandalyelerinin birine koyarken mutfak havlusunu aldı ve suyu kapatarak ona dönmemi sağladı.

"Donmuşsun." avuçlarımı havlunun içerisine alırken beni ısıtmak için verdiği çaba gözlerimi yeniden doldururken yukarıya baktım, ağlamayacaktım ki...

Islak olan birkaç tutam saçtan damlayan suyun üzerimi ıslatmaması için onları kulağımın arkasına yerleştirdi ve avuçlarımdan hiç ayrılmasın istediğim havlu ile yüzümü kuruladı "Bunları giyin tamam mı?" derken bakışkarını arkaya çevirip sandalyenin üzerindeki kıyafetleri işaret etmişti.

Başımı sallayıp o tarafa doğru yönelirken sırtımı sıvazladı ve masanın üzerinden kıyafetleri almamla eş zamanlı olarak konuştu. "Odamda giyinebilirsin." bu gün ki üçüncü teşekkürümü ederken odasına girdiğimde arkamdan kapıyı kapadı.

Bana karşı takındığı bı iyi tavırlardan dolayı kıyafetlerimi çıkartarak verdiği bosbol eşofmanı ve siyah tişörtü üzerime hızlıca geçirdim. Kapıyı açıp çıkacağım sırada kapının yanındaki duvara yaslanmış Taehyun beni durdurdu. "Burada yat sen" demesiyle itiraz edecekken bir kez daha bana cevap fırsatı tanımadı ve yanında getirdiği, ağzına kadar su dolu, penguenli kupayı yatağının yanındaki komodinin üzerine bıraktı.

"Bekle, yatma hemen. Kirli değil ama şimdi nevresimleri değişeyim" demesiyle bu sefer ağzımı açabildim. "Gerek yok Taehyun, gerçekten." şeklinde verdiğim cevap ile bana bakmış yüzümdeki kararlı ifadeyi görünce kafasını sallamıştı. "Peki, yat bakalım" dedi çift kişilik yatağının komodine yakın tarafını açıp yastığı kabartırken. Yatağa yattım ve üzerimi örteceğim sırada Taehyun benden önce davranıp yorganı üzerime doğru örttü. Burnuma dolan huzurlu koku ile gözlerimi kapatacağım sırada aklıma doluşan sesler yine bu huzurlu anımı bozmak için ellerinden geleni ardlarına koymadılar.

"Gerekirse sabaha kadar çizeceksin Beomie, doğru şekilde yapana kadar uyumak yasak."

"Bir şey istersen bana söylemekten çekinmeyeceğini umuyorum." dedi. Gözlerimi sıkıca yumarken aklımdan geçen şey ile hafifçe yutkundum. "Taehyun" diyerek ona seslenmemle anında bana dönerken konuşmaya devam ettim, "Çok şey istedim, çok rahatsızlık verdim farkındayım ama, son kez bir şey isteyebilir miyim?" diye sormamla bu sefer sinirlenip gideceğini hissetsemde yatağın boş tarafına doğru yaklaştı ve benden sorumu bekledi. "Bana" dedim derin bir nefes alıp gözlerimi kapattığım sırada "Tekrardan şarkı söyler misin?" dediğim sırada gözlerimi tekrar açtım ve tam gözlerinin içerisine baktım. Yanımdan uzaklaşıp kapıya yöneldiğinde gideceğini düşünsemde ışığı kapadı ve yatağın boş kısmına oturarak sıratını yatak başlığına verdi. Bacaklarını kendine çekti ve yorganı da gelişigüzel kendi üzerine aldı.

"Gözlerini kapat sen" demesiyle hafif gülümserken anında gözlerimi kapadım ve yatakta ondan tarafa doğru döndüm. "Farewell, neverland" diyerek söyleyeceği şarkının adını mırıldandı. Tekrar ilk defa duyduğum şarkıyla birlikte kafamı ellerimin üzerine alırken onun derin bir nefes aldığını duydum ve ardından hafif sesini duymamla Taehyun'un sıcacık yorganının içerisinde titrediğimi hissettim. Onun gözlerini kapatıp kafasınıda arkasına yaslanmasıyla yattığım yatak hafif sallandı.

Zihnimdeki sesler Taehyun'un güzelim sesine karşı verdiği savaşı kaybederken bugün belkide onuncu kez hafiflediğimi hissettim.

Dakikalar sonra Taehyun'un rahatlatıcı sesi şarkının bitmesiyle susarken kendisinin derin bir nefes aldığını ve burnunu çektiğini duymamla boğazıma çoktan oturan yumrunun yerine birazcık daha yerleştiğini hissettim. Taehyun yerinde doğrulurken saçımda hissettiğim el içimi ısıtırken olduğu yeri okşayarak yüzüme düşen birkaç tutamı saçımın arkasına sıkıştırdı. "Bana rahatsızlık verdiğin düşüncesini unut tamam mı Beomgyu." dedi fısıldayarak. Burnunu bir kez daha çekerken duyduğum buruk sesiyle olduğum yerden kalkıp onu kollarımda saklamak istedim. "İyi geceler, yıldızlı gecenin yıldızı" diyerek yataktan kalktı, ses çıkarmamaya özen göstererek kapıyı yavaşça kapattı ve arkasında gözleri dolu; kalbi sıcacık, yumuşacık olmuş bir ben bıraktı.

Yıldızlı gecenin yıldızı...

Gecenin geri kalanında ondan istediğin ikinci şeyin gerçek olmasıyla kafamın içerisinden dolanan sesler bir daha ağızlarını açmadı ve ben onun kokusu ile kendimi uzun zaman sonra rahat bir uykunun kollarına bıraktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.