Goodbye, Neverland, my love
✧𓂃 🎨🪄˖ ࣪ 𖡼
Önümdeki grensiz kağıdıma birkaç çizik daha attım. Kang dünkinden hiçbir farkı olmayacak şekilde giyinmiş, aynı kızıl saçlarıyla dağınık bir pozisyonda oturuyordu. Ben ise yüzüne bakmaya tenezzül etmeden elimdeki telefona göre çiziyordum.
Alt gövdesi neredeyse bitmişti, elimden geldiğince hızlı çalışmaya ve bu işe bir an önce son vermek istiyordum. Ben Kang'dan uzaklaşmaya çalıştıkça sanki tesadüfi olarak sürekli başka yerlerde karşıma çıkıyor ve bu benim benim oradan uzaklaşmama sebep oluyordu.
Dün bizzat onun sesini duyduktan sonra yatağıma yatmış ve uzunca bir süre uyuyamamıştım. Çareyi resim çizmekte bulunca baya ilerlemiştim haliyle. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi olsam da resim benim her şeyimdi. O haklıydı. Resim çizmediğim zamanlarda ben bir hiçtim.
Etrafımdakilerin defterlerine baktığımda hemen hemen herkesin ortalama aynı yerde olduğunu gördüğümde rahatladım. Dikkat çekmeyecektim. Zaten detay çalışmalarını kendimizi geliştirmek için yapıyorduk ve sadece karakalem yaptığımız için genelde hızlıca bitiyordu.
Karın kaslarının olduğu bölümü bitirdiğimde oluşan resme dikkatlice baktım. Yaptığım keskin çizgiler ve detaylara birer birer hayran kalırken birkaç dakikam kendimi övmekle geçmişti. Güzel çizdiğimin gayet de farkındaydım. Beğenmediğim kısım genelde burası değildi.
Geldiğinden beri kafamı telefondan ayırmazken yüzünü çizmek için başımı kaldırmak zorunda kaldım çünkü çektiğim fotoğrafta ışık tam da yüzüne yansıyordu bu yüzden net çıkmamıştı. Bakışlarımı yüzüne çıkarmamla anında göz göze gelişimiz beni korkutsa da farkındaydım. O sandalyeye oturduğundan beri beni izliyor, gözlerini bir saniye bile çekmiyordu. Gözlerimi kısıp ölçüyü ayarlıyormuşum gibi yaptım fakat tam o sırada çıkışımızı gösteren zil çaldı ve herkes ayaklandı. Kang oturduğu yerden kalkmadan diğer birkaç kişinin de yaptığı gibi fotoğraf çektim ve yüzünün bu sefer net göründüğüne emin oldum. Ne olursa olsun bu resmi bugün tamamlayacaktım ve sonrasında bir daha bu surata bakmayacaktım.
Önümdeki defteri şövaleden ayırıp çantamın içerisine koyarken Taehyun hoca ile konuşuyordu fakat aramızdaki bariz mesafeden dolayı onu duyamıyordum. Çantayı yanıma alıp şövaleyi sınıfın kenarına yerleştirdikten sonra telefonum çaldı.
"HYUNG" dedi yüksek bir ses. Kai aramıştı.
"Efendim velet" diyerek ona karşı olan tribimi gösterdim. Evet, dün kabul etmek istemesem de adını vermek istemediğim elemanın teki beni sesiyle öylesine büyülemişti ki başka hiçbir şey düşünemez olmuştum. Fakat bana haber vermeden arkamdan iş çevirmesi yüzünden ona hala kızgındım.
"Beomiş Hyung'um bana kızgın kalamaz ki amaa" demesiyle yüzümü buruşturdum.
"Sadede gel Huening Kamal" bu sefer serti oynayacağım dedim içimden, eve girdiğimiz an onu affedeceğimden habersiz, sinirlendirmişti beni bir kere.
"Hadi ama? Yine neye bu kadar sinirlisin Beomie" dedi yanımda hissettiğim bir ses. Duymamazlıktan gelerek telefondaki Kai'ye odaklanmaya çalıştım.
"Hyung? Taehyun mu o?" dediğinde iç çektim ve hala yanımda olan Taehyun'a sırtımı döndüm.
"Hyung'um bugün bizim grubu eve çağırdım haberin olsun. Taehyun'un orada olması ne iyi olmuş onuda al gel tamam mı benim bir işim var." itiraz etmeye vaktim olmadan yüzüme kapanan telefonla, sinirli bir yüz ile arkamı döndüm ve sırıtan Taehyun'la karşılaştım. Ona baktıkça ben daha çok sinirlenirken konuştu. "Ben de çok meraklı değilim seninle gelmeye. Kai, Beomgyu seni alacak benim bir işim var deyince mecbur kaldım. Yoksa kimse senin o şımarıklığını çekmek istemez." dedi fakat olay daha fazla büyümesin diye sustum, ayrıca deli gibi uykum vardı ve şu köşeye bir yere çöküp sabaha kadar uyumak istiyordum. Peşimden gelmesi için bir işaret verdim. Olgun olan bendim asıl, birde bana çocuk derdi.
Fakülteden çıkıp dümdüz durağa doğru ilerlerken koluma girerek beni durdurdu, "Yavaş ol biraz, bizim fakülteden almam gereken şeyler var." dedi. Bir ona bir de birleşen kollarımıza baktım. "Çok uzun sürmez."
Aynı pozisyonda kollarımızı ayırmadan beni sağa doğru çekiştirdiğinde çantamı düzeltiyormuş gibi yaptım ve kollarımızı ayırdım. Büyük ihtimalle yaptığı hareketin farkında değildi çünkü benim tanıdığım Kang insanlarla teması sevmezdi. Özelliklede bana karşı.
✧𓂃 🎨🪄˖ ࣪ 𖡼
"Losers'ı bende beğendim ya." dedi Kai ve bana döndü, "Sen ne dersin Hyung?" Hepimiz bu kez de bizim evde toplanmış ve grubumuz için güzel, uyumlu bir ad düşünüyorduk.
"Kaybedenler" dedim içimden. Ben bu sıfatın içerisinde yer alıyor muydum? Neyimi kaybetmiştim?
Annemi? Hayır, annemi kaybetmemiştim. Annemi hiçbir zaman bulamamıştım ki onu kaybetmiş olayım. Annemin arkasında bıraktığı resim yeteneğimi mi kaybetmiştim yoksa bana asla vermediği o müzik isteğimi mi kaybetmiştim hiç bilmiyordum fakat bir an bu sıfatın ardına yerleştirebileceğim milyonlarca isim olduğunu fark ettim. Sadece ben değil isteyen herkesin bunu kolaylıkla yapabileceğini de.
"Hyung" dedi bir ses. Fakat karanlık düşüncelerim arasında o kadar boğuk çıkıyordu ki onun bir ışık olduğunu anlamam bile uzunca bir zamanımı almıştı. "Beomgyu Hyung" dedi aynı ses ve bu sefer gözümü birkaç kez kırpıştırarak etrafıma baktım. Dudaklarımı nemlendirdim ve televizyonun üstünde kalan kitaplığa Kai ile güzelce yerleştirdiğimiz çiçeklere kısa bir bakış attım. "Olur." dedim ve gülümsemeye çalıştım. Çünkü kimsenin düşüncelerimi bilmesini istememiştim. "Beğendim ben." dedim ve burnumdan kısık bir nefes çıkartırken tekrar güldüm. "Losers olsun." diye tekrarladım. Diğerleri bana karşılık gülümserken Soobin atladı. "Peki o zaman, tam şuan 'LOSERS' olarak bir instagram hesabı açıyorum."
Gülümseyerek Huening'e döndüğümde zaten bana bakıyor oluşunu kendimce yorumlarken gözlerinde gördüğüm endişe ile gülümseme genişledi ve başımı omuzuna yasladım. Annem öleli neredeyse beş yıl olacaktı ve ben hayatımın hiç bir döneminde bu kadar yoğun hissetmemiştim. Annemin nadiren duymaya alışkın olduğum sesleri son birkaç haftadır peşimi bırakmazken tekrardan gülümsedim. Benim için endişeleniyordu ve böyle yaptığı her dakika kendime kızıyordum. Fakat şuan gerçekten endişelenmesini gerektiren bir durum yoktu. Sonunda o çok istediğim grubu kurmuş, yıllardır bir hayal için yazdığım şarkı sözlerinin anlam kazanması adına ilk adımı atmıştık. Bunu ona da söylemek istedim fakat odanın sıcaklığı mayışıklığımı artırırken bundan vazgeçtim. Zaten sonrasında konuşacak çok zamanımızın olduğuna emindim.
Bana yakın olan kolunu belime sardı, eli bel çukurumu bularak okşadı ve boştaki eliyle diğerlerinin az önce kutlama amaçlı açtığı şişeden kendisine düşen payı yudumladı.
Zaten gece uyumayışımdan dolayı uykumun fazlasıyla olduğunu hissederken çoktan mayışmaya başlamış, etrafımdakilerin gürültüsü bir ninni edasında zihnimde çalmaya devam etmişti. Alnımda çok hafif bir baskı ve ıslaklık hissettiğimde ufaktan kaşlarım çatıldı fakat Kai'nin bu hallerine alışkın olduğum için bir şey demeden ona daha çok sokuldum. "Hyung" Hemen sonrasında kulağımda hissettiğim küçük fısıltı beni gıdıkladı. "Taehyun sana bakıyor ve biraz şey sanırım" durdu, gözlerim kapalı olsa da birkaç saniye düşündüğünü hissettim. "Biraz kızgın?" dedi. Biraz kaşlarım çatıldı fakat sözcükleri kendi kafamda algılamaya çalışırken ve kendimi uykuya teslim etmeden dudaklarımdan dökülen birkaç sözcük oldu. "Saçmala Huening Kamal."