İçeriğe geç

Lmk Redson BL

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Lmk Redson BL

Bölüm 2

Saklanmaya kıvılcımlar

Red Son hayatında birçok şeyden emindi.

Kendi zekâsından.

Teknolojiden.

Ateş güçlerinden.

Hatta bazen dünyanın geri kalanından daha akıllı olduğundan bile.

Ama son zamanlarda emin olmadığı bir şey vardı.

MK.

Daha doğrusu...

MK'nin yanında hissettiği şeyler.

Bu durum can sıkıcıydı.

Son derece can sıkıcı.

Çünkü MK hiçbir şey yapmasa bile dikkatini dağıtabiliyordu.

Laboratuvarında çalışırken bir anda onu düşünüyordu.

Yeni bir icat yaparken aklına onun aptal şakaları geliyordu.

Bazen de istemeden gülümsediğini fark ediyordu.

Ve bundan nefret ediyordu.

Ya da en azından öyle olduğunu söylemeye çalışıyordu.

—

"Ona hoşlanıyorsun."

Red Son elindeki tornavidayı düşürdü.

"NE?!"

Karşısında duran kişi annesi değildi.

Babası da değildi.

Sadece ailesinin yapay zekâ sistemlerinden biriydi.

Ama söyledikleri yine de onu şoke etmişti.

"Elde edilen verilere göre MK ile ilgili düşünceleriniz son üç ayda yüzde üç yüz artmıştır."

"SESİNİ KES!"

"Kalp ritminiz onun yanında yükseliyor."

"SESİNİ KES!"

"Onunla ilgili fotoğrafları—"

Red Son anında sistemi kapattı.

Laboratuvar sessizliğe gömüldü.

Kızarmıştı.

Gerçekten kızarmıştı.

Ve buna inanmak istemiyordu.

—

Aynı gün MK laboratuvara geldi.

Kapıyı açıp içeri girdi.

"Hey Red!"

Ve işte yine oldu.

Kalbi hızlandı.

Bu hiç adil değildi.

MK hiçbir şey yapmamıştı.

Sadece gülümsemişti.

Ama Red Son kendini toparlamak zorunda kaldı.

"Ne istiyorsun?"

"Vay canına."

"Nedir?"

"Bugün ekstra sinirlisin."

"Değilim."

"Öylesin."

"Değilim."

"Öylesin."

"DEĞİLİM!"

MK kahkaha attı.

Red Son içinden inledi.

İşte bu yüzden onunla konuşmak zordu.

—

O gün birlikte şehirde devriye gezmeleri gerekti.

Yeni bir tehdit ortaya çıkmıştı.

En azından teoride.

Pratikte ise bütün gün hiçbir şey olmadı.

Bu yüzden saatlerce birlikte dolaştılar.

Ve konuştular.

Çoğunlukla MK konuştu.

Red Son dinledi.

Ya da dinliyormuş gibi yaptı.

Aslında MK'nin konuşurken nasıl heyecanlandığını izliyordu.

Ellerini kullanarak hikâye anlatmasını.

Gülüşünü.

Parlayan gözlerini.

Sonra birden MK ona döndü.

"Dinliyor musun?"

"Elbette."

"Az önce ne dedim?"

"..."

"..."

"..."

MK'nin sırıtışı büyüdü.

"Yakalandın."

Red Son homurdandı.

Bu gerçekten kötüye gidiyordu.

—

Birkaç gün sonra işler daha da kötüleşti.

Çünkü Mei fark etmişti.

Mei bir şey fark ettiğinde ise bunu gizli tutmazdı.

Asla.

Sıfır ihtimal.

"Red Son."

"Ne var?"

"MK senden hoşlanıyor mu?"

Red Son boğulacak gibi oldu.

"NE?!"

Mei sırıtıyordu.

"Şaka yapıyorum."

"Bir daha böyle şaka yapma."

"Yani hoşlanıyorsun."

"NE?!"

"Yakalandın."

Red Son o an Dünya'nın yarılıp onu içine çekmesini istedi.

—

Bir hafta sonra beklenmedik bir görev ortaya çıktı.

Eski bir enerji çekirdeği kontrolden çıkmıştı.

MK ve Red Son birlikte gitmek zorunda kaldılar.

Görev başta kolay görünüyordu.

Ama işler hızla karıştı.

Patlamalar başladı.

Metal yapılar çökmeye başladı.

Ve bir anda MK aşağı kaydı.

"MK!"

Red Son düşünmeden hareket etti.

Ateş motorlarını çalıştırdı.

Havaya sıçradı.

Ve onu yakaladı.

Tam zamanında.

İkisi de yere indiğinde MK hâlâ şaşkındı.

"Neredeyse düşüyordum."

"Fark ettim."

"Sen kurtardın beni."

"Fark ettim."

MK güldü.

Red Son ise bakışlarını kaçırdı.

Çünkü onu tutarken kalbinin ne kadar hızlı attığını hâlâ hissedebiliyordu.

—

Görev tamamlandıktan sonra gün batımında şehir merkezine döndüler.

Yorgundular.

Ama mutluydular.

Bir binanın çatısında oturup manzarayı izlediler.

Sessizlik vardı.

Bu sessizlik artık garip değildi.

Aksine rahattı.

MK bir süre sonra konuştu.

"Biliyor musun?"

"Neyi?"

"Eskiden senden korkuyordum."

Red Son kaşlarını kaldırdı.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Neden?"

"Çünkü sürekli bağırıyordun."

"Ben bağırmıyorum."

"Red."

"..."

"Bağırıyordun."

"Tamam."

MK güldü.

Sonra yüzü biraz yumuşadı.

"Ama artık korkmuyorum."

Red Son sessiz kaldı.

"Neden?"

MK gökyüzüne baktı.

"Çünkü seni tanıyorum."

Bu dört kelime beklenmedik şekilde kalbine dokundu.

Çünkü çok az kişi onu gerçekten tanımaya çalışmıştı.

Çoğu kişi sadece öfkesini görüyordu.

Gücünü görüyordu.

Hatalarını görüyordu.

Ama MK...

Onun arkasındaki kişiyi görüyordu.

Ve bu düşünce Red Son'u her zamankinden daha sessiz yaptı.

—

O gece eve döndüğünde uyuyamadı.

Pencerenin önünde oturup şehri izledi.

Aklında sürekli aynı cümle dönüyordu.

"Çünkü seni tanıyorum."

Belki de ilk kez biri gerçekten onu anlamaya çalışmıştı.

Belki de bu yüzden MK'nin yanında olmak hoşuna gidiyordu.

Belki de...

Hissettiği şey gerçekten hoşlanmaktı.

Bu düşünce yüzünü kızarttı.

Ama bu kez kaçmadı.

İnkâr etmedi.

Sadece hafifçe gülümsedi.

Çünkü ne kadar korkutucu olsa da...

Kalbindeki kıvılcımlar artık saklanamayacak kadar büyümeye başlamıştı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.