Nihat Asena’ya sadece bir mesaj attı:
“Giyin. Gel.”
Asena kaşlarını kaldırdı.
“Nereye?”
“Soru sorma.”
“Ciddi misin?”
“Ciddiyim.”
Asena içini çekti ama gülümsedi.
“Tamam.”
Sahil rüzgârlıydı.
Deniz gri ve sessizdi.
Kalabalık yoktu.
Bu bile Asena’ya garip gelmişti.
“Neden buradayız?” dedi.
Nihat cevap vermedi.
Sadece elini tuttu.
Ama bu sefer farklıydı.
El sıkmak gibi değil…
Sanki “yanında kal” demek gibiydi.
Asena o an içinden bir şeylerin değiştiğini hissetti.
Ama ne olduğunu anlamadı.