Nihat tek başına şehir merkezindeki kuyumcunun önünde durdu.
Bir süre içeri girmedi.
Sadece vitrindeki yüzüklere baktı.
Parlayan, büyük taşlı, gösterişli modeller…
Hiçbiri ona “bu” gibi gelmedi.
İçeri girdiğinde satıcı hemen yaklaştı.
“Nasıl yardımcı olabilirim?”
Nihat biraz düşündü.
“Abartı olmasın.”
Satıcı şaşırdı.
“Nasıl yani?”
“Göze batmasın.”
“Özel olsun ama bağırmasın.”
Satıcı onu süzdü.
“Sevdiğiniz kişi için mi?”
Nihat başını salladı.
Bu bile fazla açıklamaydı.
Bir süre sonra küçük, sade bir yüzük gösterildi.
Altın değil… gösterişsiz…
Ama içinde bir ağırlık vardı.
Nihat yüzüğü eline aldı.
Uzun süre baktı.
Sanki bir metal parçası değil de…
Bir gelecek tutuyordu.
“Bu,” dedi sonunda.