O akşam Nihat kampüs çıkışında Asena’yı bekliyordu.
Elinde telefon vardı ama bakmıyordu.
Sadece bekliyordu.
Asena geldiğinde yüzü yorgun ama sakindi.
Ama Nihat’ın sesi ilk cümlede bile farklıydı:
“Neden yazmadın?”
Asena bir an durdu.
“Sen de yazmadın.”
“Ben bekledim.”
“Ben de.”
Bu cümleler basitti.
Ama aralarına görünmez bir şey girdi.
Asena hafifçe başını çevirdi.
“Ben yoğundum sandım.”
Nihat gözlerini kaçırdı.
“Ben de…”
Ama ikisi de cümleyi tamamlayamadı.
Çünkü aslında ikisi de “unutuldum sandım” demek istiyordu.